adscode

Teflon kişilikler…

Çağımızın gelişimi ve değişimi her zaman olumlu yönde değil maalesef. Geri gittiğimiz, yana gittiğimiz ya da nereye gittiğimizin belli olmadığı yılları yaşıyoruz.

byomerorhan@gmail.com




Ne doğum ne de ölüm elimizde. Yaşadıklarımız koca bir muamma

1970’li yıllar, çocukluğumun ilk yılları... Televizyonla henüz tanışmıştık. Siyah beyaz görüntüleri izler, renkli hayaller kurardık.

Mutfaklar şimdiki gibi şatafatlı değildi. Tencere, tava denince akla alüminyum gelir, bakır değerli sayılırdı. Yılda bir kere kalaylandı mı da varmayın ev hanımının keyfine.

Ustaların alın teri akıtarak dövdükleri bakırdan yapılan tencere ve tavalara göz gibi bakılırdı. Bakır, yapısı gereği çabuk ısınan ve soğuyan bir özelliğe sahip olduğu gibi kalaylanmamış olduğunda, yemeklere bakır karışacağı için zehirlenmelere neden olabilirdi. Tehlikeli de olsa, yemeğin dibini tutmasına neden de olsa hatta çabuk kızsa ve soğusada bakır doğaldı.

30 sene önce insanlar da bakır gibiydi. Duygularını belli eder, çabuk sinirlenir ama çabuk da sakinleşirdi. Her şeyden önce kişilikler daha belirgindi.

Değerler ön planda tutulur, toplumun ortak değer yargılarından söz edilebilirdi. Ortaklıklar önemli kabul edilir, söz ağızdan çıktı mı geri “yutulmaz”, yerine getirilirdi.

Yıllar geçti, tencereler de değişti, kişilikler de…

Artık tencereler bakırdan dövülerek değil makinelere girilen sayısal verilerle demir, çelik, alüminyum, teflon ve seramikten üretiliyor. Ustaların teri de yok emeği de… Gerçi emeğe saygı da yok ya neyse…

Günümüzde tencerelere bir “bağlılık” söz konusu değil. Zamanı dolunca tencereler de çöpe atılıyor, tavalar da. Yemeğin altını tutmaması için ev hanımının özen göstermesine de gerek yok çünkü artık teflon var. Yemeğe yapışmayan bir malzeme teflon… Üzerinde hiçbir şey tutmaz! Kayar gider…

Teflon bu, ileri teknoloji! Yanmaz, yapışmaz.

Bu da bir kültür meselesi… Kaygan kültür!

Tencere tava olunca insan kabul ediyor da konu insan olunca “teflonu” kabul etmesi zor. Çağımızın gelişimi ve değişimi her zaman olumlu yönde değil maalesef. Geri gittiğimiz, yana gittiğimiz ya da nereye gittiğimizin belli olmadığı yılları yaşıyoruz.

Ne sap kaldı ne sapan… Devr-i tozduman

Her şeyi mübah kabul eden insanların çoğaldığı, doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu, yalakaların kol gezdiği zamandayız. Menfaat, kişilikleri örten teflon gibi: Konu ne olursa olsun, işe gelmeyen hiçbir şey iz bırakmıyor, etki etmiyor. Garip olan bunun beceri ve profesyonellik olarak görülmesi.

Teflon kişilikleri artık sıklıkla görüyoruz. Ancak bunun psikiyatrik düzeyde bir ruh hastalığı olduğunu biliyor muyuz?

Sadece işine geldiği gibi davranmanın da ötesine geçen, toplumu etkileyecek düzeyde öne çıkan kişiliklere dikkat etmek gerekiyor.

Trafikte araçla ters yolda ilerleyen bir insanın kendisi dışındaki herkesin ters yolda ilerlediğini düşündüğü ve diğerlerinin de buna inandığı gibi bir duruma geldik. Ne acı ki bu insanların kişilik bozuklukları, tedavi gerektirecek ciddi bir rahatsızlıktır ve normal kabul edebileceğimiz insanlar psikiyatr değildir.

Yaşananlardan etkilenmemek, egosantrik davranmak ve empati kurmamak ise insanlığın kaderi hiç değildir. Yani gelecek bu kadar hastalıklı olamaz. Yüzsüzlük bir erdem olamaz.

Bırakalım teflon, malzeme olarak tencere ve tavaların yüzeyinde kalsın. Bu teknolojiyi kişilik olarak referans almaya gerek yok çünkü insan, üzerinde taşıdığı ve geride bıraktığı izlerle vardır. Ve sosyal bir varlık olarak insan, yaptıklarından sorumlu olduğu gibi çoğu zaman yapmadıklarından da sorumludur.

Soru şu:

Kuymak bilir misiniz? Peki, hafif dibine tutmuş olarak bakır tavada mı yoksa teflon tavada mı istersiniz?

Afiyet olsun!

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)