adscode

Toz duman içinde “uzaktan eğitim”

Okullar kapalı ve belki de dönem sonuna kadar da açılamayacak. Evde kalınan bu zorunlu süreçte; öğrenci, veli, öğretmen, tedarikçiler, yöneticiler, özel okul kurucuları herkes dertli ve beklenti içinde.

byomerorhan@gmail.com




Millî Eğitim Bakanlığı, EBA ve kurulan yeni televizyon kanallarıyla ciddi bir mücadele veriyor. Bu anlamda devlet okulları, devletin yayınladığı programa bağlı kalarak süreci izliyor ve belki de MEB sorumluluğu üstlendiği için biraz daha “rahatlar” denilebilir. Ancak biliyorum ki devlet okullarımızda da özverili birçok yönetici ve öğretmen, ek çalışmalarla öğrencilerine ulaşıyor.

Ne var ki asıl mesele özel okullarda. Tabiri caizse şu an özel okullarda ortalık toz duman… Öğrencilere ulaşarak “uzaktan eğitim” yapmakla birlikte velileri ikna etmek ve kendilerini kamuoyuna kanıtlamakla da uğraşıyorlar. Artık o kadar ki, çevrim içi yapılan derslerin (öğrencilerin) ekran görüntüleri, “dersimizi yapıyoruz.”, “teknolojiyi kullanıyoruz” anlamında sosyal medya hesaplarından paylaşılıyor ki bu hiç uygun olmadığı gibi etik değil ve mevzuata da ters.

Okulların bütününe bakacak olursak, ilk hafta ne yapacağız diye düşünenlerin birçoğu, üçüncü hafta uzaktan eğitimde uzmanlıklarını ilan etmiş görünüyor. Anlaşılan o ki kamuoyu baskısı ve ileride yaşanacak problemler işleri kızıştırdı. Artık iş, sadece uzaktan “eğitim” yapmak değil aynı zamanda diğer kurumlarla da rekabet etmek. Bu anlamda birçok kurumun uzaktan eğitimle ilgili tanıtım ve reklam yapmaya başladığına da şahit oluyoruz.

Beklentiler ve kaygı insana çok şey yaptırıyor…

Öğretmenler, bir yandan uzaktan öğretimin ne olduğunu anlamaya çalışırken, diğer yandan teknolojiyi keşfetmeye ve içerik hazırlamak için gece yarılarına kadar çalışmaya başladı. Eminim, ellerinde yeterli teknolojik donanım olup olmadığını merak eden de olmamıştır. Kimileri, evlerinde “yan gelip yatıyorlar” diye düşünse de durum hiç öyle değil. Büyük özveriyle çalışan öğretmenler, keşke okul açılsa da yüz yüze eğitime geri dönsek diye can atıyor.

Ebeveyn cephesinde durum biraz daha karışık…

Çocuğum geri kalacak diye endişeli olanlar,

Ekran karşısında yapılan çevrim içi dersleri ve sürdürülen programı yoğun bulanlar,

Programın biraz daha arttırılmasını bekleyenler,

Okullara ödenen ücretin karşılığı olarak çocuklarının ekran karşısında tüm gün “oyalanmasını” isteyenler.

Her ne kadar velilerin farklı farklı beklentileri olsa da bu iş düşünüldüğü kadar basit değil. Uzaktan “eğitim”, güçlü altyapının yanı sıra çok iyi eğitim almış insanlarla mümkündür. Bu alanda profesyonel olarak yetiştirilmiş, deneyimli, süreçlerin performansına göre program yapabilen, içerik üreten veya uygun içerikleri kullanabilen insanlardan söz ediyoruz.

“Eğitim”in evrileceği süreç, gelecekte kaçınılmaz olarak uzaktan olsa da şuan için Dünya buna tam olarak hazır değil. Ayrıca toplumsal varlık olan insanın şimdiki alışkanlıkları uzaktan eğitimin dinamikleriyle örtüşmüyor. Elinde teknolojiyle doğan bugünün bebekleri; alfa kuşağı bile tam olarak uzaktan eğitim için hazır değil, henüz doğmamış olan beta kuşağı belki ama gama kuşağı kesin uzaktan öğrenecektir. Uzaktan eğitim tartışılır ama uzaktan öğretim/öğrenim geleceğin modeli…

Bugüne dönecek olursak…

Özel okullar haklı, öğretmenler haklı, veliler haklı…

Nasreddin Hoca’nın çok bilinen fıkralarından birini hatırlayarak biraz da gülümseyelim.

Nasreddin Hoca, kadılık yaparken bir gün bir ahbabı burnundan soluyarak gelmiş. Hasmı için söylemediğini bırakmamış. Sonra:

– Hocam, Allah aşkına söyle, demiş, haklı değil miyim?

Hoca ne yapsın?

– Haklısın, demiş.

Ahbabı sinirleri yatışmış olarak gitmiş. Onun hemen arkasından hasmı gelmiş. Bu defa da o başlamış atıp tutmaya, yok bana şöyle, yok böyle yaptı demeye. O da Hoca’ya sormuş:

– Haklı değil miyim?

Hoca:

– Vallahi çok haklısın, demiş.

Adam da sakinleşerek gitmiş. Tüm bunlara tanık olan Hoca’nın karısı bile bu işe şaşırmış kalmış.

– Senin kadılığında bir garip Hoca Efendi. İkisine de sen haklısın dedin. Hiç öyle şey olur mu?

Nasreddin Hoca hanımının yüzüne bakıp:

– Hanım, demiş, sen de haklısın!

Haklı ya da haksız aramadan, bu zorlu süreci birlikte ve anlayışla geçirmenin yollarını arayalım. Unutmayalım ki uygarlığın en önemli özelliği empati kurabilmektir.

Bu zorlu süreç mutlaka atlatılacaktır. Ancak yazılı, sözlü veya davranışlarımızla bıraktığımız izler hiçbir zaman unutulmayacak ve silinmeyecektir.

Uzaktan ama en içten duygularla sağlıklı ve sağduyulu günler…

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)