adscode

Unutmak…

Ne hikmetse insan doğasında işine geleni unutmak, işine gelmeyeni de unutmamak var. Üstelik işine geleni bir kere unuttu mu gerisi daha kolaydır ve vicdanı sıkıntıya sokacak ne varsa kolayca unutulur.

byomerorhan@gmail.com




İnsanoğlu mağaralardan çıkıp yerleşik hayata geçtiğinden beri işleri ve görevleri bölüşmüştür. Bir şekilde toplumsal paylaşımı gerçekleştirmek için niyet hasıl olmuş olsa da iş tutumları her zaman farklılık göstermiştir.

Çalışanlar ve çalışanları çalıştıranlar.

Düşünün ki “Eşeğin yükü az olunca yola gitmezmiş.” diye atasözümüz var. Daha ne olsun? Yani yükle birinin sırtına hatta öyle az da yükleme ki düşünecek fırsatı bile olmasın, yürüsün gitsin.

Peki, eşeği yola koymak ve onu yolda tutmak? Bakın işte o daha “zordur”. Eşeği motive etmek lazımdır ki bu da hiç kolay değildir. Havucu gösterecek ama vermeyeceksin, onu ne çok uzak ne çok yakın tutacaksın ama kokusunu almasına da müsaade edeceksin. Bu işi başaramazsanız yük yerine ulaşamaz, işler altüst olur, siz başarısız olursunuz. Allah’ım! Ne büyük stres… Onun yerinde olmak istemezdim duygusuna geldiniz mi? Getirirler! Hatta öyle bir getirirler ki kendi derdini unutup havuç tutanın derdine yanmaya başlarsın.



Algıyı yönetmek… Unutturmak… Unutmak…

Görev ve makamın unutturdukları da var, “birilerinin” unutturdukları da. İkisinde de akıl tutulması yaşanır ve perde iner gözlere! Perdesi kalın olan da olur, ince olan da. Gerçi insan unutmak isteyince en incesi de para etmez ya neyse…

Ne hikmetse insan doğasında işine geleni unutmak, işine gelmeyeni de unutmamak var. Üstelik işine geleni bir kere unuttu mu gerisi daha kolaydır ve vicdanı sıkıntıya sokacak ne varsa kolayca unutulur. Vicdan, “serin” tutulması gereken bir yerdir. Öyle fazlaca ısıtılmaya gelmez!

Her ne kadar unutmayı içki kadehlerinde arayıp unutamadığı için hayıflansa da bazı şeyleri öyle kolay unutur ki bir yudum gibidir, yuvarlar gider…

Unutulmaması gereken bir diğer şey de insanın geldiği “yerdir”! İnsanlar çoğu zaman bunu da unuturlar. Amir olduğunda memurluğunu, öğretmen olduğunda öğrenciliğini, usta olduğunda çıraklığını, milletvekili olduğunda ise milleti unutur. Unutan için mesele yok da unutulan için durum yürek yakar.

Ne derseniz deyin bu bir kumaş, kalite, yapı, kişilik meselesi olmakla birlikte aynı zamanda eğitim ve kültür meselesidir. Her şeyin mübah görüldüğü bir toplumda sistem kurulamaz, adalet ve güven tesis edilemez. Yaşanılanlar da insanların iliğine, kemiğine, ruhuna ve beynine yerleşir. Artık toplum, “işine geldiği gibi davranmaya,” kendi çıkarlarına dokunmayan ya da canını acıtmayanı görmemeye, duymamaya veya biliyorsa da en kısa yoldan unutmaya başlar. Vicdan bedeni terk ederken kalpler taşlaşır, bir tek beyin her şeye rağmen insanı ayakta tutar. Gerçi vicdansız ve değersiz bir insan ayakta kalsa ne olur, kalmasa ne olur!

Hayatım yöneticilikle geçti ama bunun sadece bir görev olduğunu ve asıl mesleğimin öğretmenlik olduğunu ve insan olduğumu hiç unutmadım. Unutmamaya çalıştım… Öğrencilerime iyi insan olmalarını öğütledim.

İnsan neleri unutması neleri unutmaması gerektiğini öğrendiğinde ve kişisel değil toplumsal hatta evrensel değerlere sahip çıktığında medeniyete yanaşır.

Ulu Önder ne güzel özetlemiş: “Medeni olmayan milletler, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkûmdurlar.”

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)