adscode
adscode
adscode

Uzaktan öğretime başlamadan, “önce yakından eğitim” şart!

Tüm dünyayı etkisi altına alan Yeni Koronavirüs Hastalığı (Covid-19), uzun süreden beri nereye doğru gittiğinin farkında olmayan toplumların yeniden düşünmesine neden oldu.

byomerorhan@gmail.com




İnsanlar, önceliklerini tekrar gözden geçirerek hırslarını ve konforunu sorgulamak zorunda kaldı. Emperyalistler ve kapitalistler uzun süredir tatmadıkları çaresizliğin ne anlama geldiğini yaşamaya başladı. Empatiden nasibini almamış olanlar durup bir daha düşündü, belki de böylesine ciddiyetle ilk kez düşündü.

Evrende sadece zerre kadar yer kaplayan ama egosu ve bencilliği uzaya sığmayan insanları, mikroskopla zor görünen bir virüs dize getirdi. Cehaletle beslenenlerin, bilimi aşağılayan ve bilim insanlarını küçümseyenlerin yersiz ve yetersizlikleri ortaya çıktı. Ömrünü insanlığa adayanlarla insanlığı ömrüne mal edenler ayrıştı, göz önüne serildi. Ucuz söylemlerin, kurnazlıkların, içi boş lafların yerini bilimsel düşünce ve sorgulamalar aldı.

Kişisel bakım, temizlik ve “hijyen” hiç konuşulmadığı kadar konuşuldu. Tüm dünyada bahar temizliği yapılırken tabiri caizse Dünya resmen “kırklandı”.

Bu arada devletlerin gerçek yüzleri ortaya çıktı, dost gibi görününler belli oldu. Ülkeler sınırlarını kapattı. Alışverişi kesti. Hemen herkes içe döndü ve öz kaynaklarına bakmaya başladı. “Bize bir şey olmaz” diyenler; eğitime, sağlığa yeterince yatırım yapmayanların acizliği görüldü.

Hayatın her alanında yaşanan ve ne kadar devam edeceği belirlenemeyen kriz/karantina durumu eğitim öğretimi de derinden etkiledi. Okulların eğitim-öğretime ara vermesi, ilk anda kar tatili gibi algılandı. Bir yerlere kaçarak, bunun tatil fırsatı olduğunu düşünenler, ikinci gün kaçılacak yer olmadığını, yaşananların kâbus olduğunu fark etti.

Özel öğretim kurumlarının neredeyse tümü, uzaktan öğretim yapacağını duyurdu. Hatta bunu “ballandırarak” anlatarak krizi fırsata dönüştüren, yaşanan trajediyi reklam aracı gibi kullananlar oldu.

Konuşulan “uzaktan öğretimdi” ancak bu da hafife alındı. Video çekerek internet ortamında çeşitli platformlar aracılığıyla paylaşılmasının yeterli olacağı düşünüldü. Bu işin altyapısının önemi, hazırlanış biçimi, sunuş üslubu, “dozu”, kazanımları, kazanımların ölçülebilirliği, sürdürülebilirliği gibi önemli birçok detay arka planda kaldı.

Veliler, olan biteni WhatsApp guruplarından paylaşarak “Sizin okul ne yapıyor, bakın bizimkisi şunu yapıyor.” diyerek beklentileri iyice tavan yaptırdı. Yüz yüze bile ne kadar “başarıldığının” tartışılması gereken öğretim çalışmalarının sanal ortamda mükemmel yapılacağı, tam öğrenmenin gerçekleşeceği algısı ve temennisi oluşturuldu. Okulların ve ailelerin refleks olarak verdikleri tepkiler, alışılmış davranışlardı ama “önceliklerin” ne anlam ifade ettiği, bu yaşanan kâbusun ana fikriydi.

Öğrenimde göz ardı edilen, öğrenmenin bireysel olduğudur. Anadolu kırsalında yaşayan ve merkezî sınavlarda derece yapan birçok öğrencinin öğretmeni bile çoğu zaman olmamış, sadece ders kitabını çalışarak başarı elde etmiştir. Bu başarıların sırrı, başarma isteğidir. O hâlde öncelikle niyetin oluşması lazımdır. Önemli olan yüksek motivasyon, kararlı ve istekli çalışmaktır. Sorumluluklarının bilincinde olan öğrenci, şartlar ne olursa olsun, başarı elde eder. Şuan için öncelikli olan, devletin ve okulların neler yapacağını sorgulamaktan ziyade, velilerin çocuklarının sorumluluk bilincini sorgulamalarıdır. Sorumluluk ise öncelikle ailede kazandırılır. Artık herkes evinde olduğuna göre bugüne kadar eksik bırakılan sorumluluk konusu öncelikli olarak ele alınmalıdır. Anne ve babalar, hayatın koşuşturması içinde atladıkları, görmezden, duymazdan, bilmezden geldikleri konuları konuşmak için bu krizi asıl fırsata dönüştürecek kişilerdir.

Bununla birlikte, eğitim yöneticileri ve öğretmenler, bugüne kadar farkında olmadıkları birçok veri tabanı, öğretim platformu ve paylaşım ağını keşfederek kendilerini geliştirecektir, geliştirmelidir.

Uzaktan öğretim mi? Niyeti olanlar için işe yarayacaktır.

Güncel meselemiz hâline gelen uzaktan öğretime başlamadan, “önce yakından eğitim” yapmak gerekir.

Şuan evlerinde olan tüm öğrenciler için bir günlük plan örneği:

Sabah erken kalkmak

Yatağı toplamak

Odayı havalandırmak

Kişisel bakım sonrası banyoyu temizlemek

Kahvaltı sofrasının hazırlanmasına ve bulaşığa yardım etmek

Ev işlerine destek vermek

Ders: Dünyada kaç insanın açlık çektiğini ve nedenlerini araştırarak çözüm yollarını düşünmek

Öğlen yemeği için masayı hazırlamak ve bulaşığı yıkamak

Ders: Soğanın nasıl yetiştiğini ve sofralara nasıl geldiğini araştırmak

Akşam yemeği için soğan doğramak

Kişisel bakım yapmak ve banyoyu temizlemek

Kitap okumak

Erken yatmak ve bir sokak hayvanının yerine kendini koyarak düşünmek. Sonra bir de kendi sorumluluklarını düşünmek.

“Uyanmak” için uyumak...

Biz yetişkinler yaşam boyu çok ders “gördük” ama neredeyse hiç ders almadık. Ancak çocuklarının aynı dersleri görmesini isteyen bizler için de uyanma zamanı.

Unutmayalım ki yaşanan bu “depremin”, artçı sarsıntıları uzun süre devam edecek. Büyük olasılıkla artçılar, ana depremden çok daha etkili olacak ve belki de yeni bir dünya düzeni kurulacak. Avrupa Ortaçağ karanlığından kurtulduğunda buna yeniden doğuş (Rönesans) adını vermişti.

“Uyanış”, derin uykuda olan Dünya’nın yeni düzeninin adı olacak, olmalı!

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Ya tutarsa?
Boyacı küpü!
Cahil cesareti