adscode
adscode
adscode
adscode
adscode

Yazın okullar açılırsa ne olur?

Koronavirüs Kovid-19 nedeniyle okullar uzunca süredir kapalı. Bu süre zarfında herkes uzaktan “eğitim” -ki bana göre öğretim olmalı- uzmanı oldu. Zorunluluklar insana neler yaptırıyor, çaresizken insan neler öğreniyor.

byomerorhan@gmail.com




Düne kadar ekran bağımlısı olmasından endişe ettiğimiz çocuklarımızı ekranlara yapıştırdık.

Ev halkı olarak son iki aydır hiç olmadığı kadar sosyalleştik. Okulun hayatımızda ne kadar büyük bir yer kapladığını, öğretmenliğin ne kadar zor ve önemli bir meslek olduğunu “öğrendik”.

Çoğumuz, yaşamla ilgili gerçeklerle yüzleşerek daha derine bakma fırsatı bulduk. Artık saçma sapan alışverişin ne kadar gereksiz olduğunu, sahip olmanın ne anlama geldiğini ve gelmediğini gördük. Kendini dev addedenlerin aslında ne kadar çaresiz olduklarını anladık. Asıl devleri tanıdık. Bazıları için yaşananlar yeterli gelmemiş olsa da birçoğumuz yaşamı yeniden değerlendirdik.

Okulların kapalı olduğu sürede ebeveynler, çocuklarının geride kalacakları endişesiyle ne yapacaklarını şaşırdı. Bir an önce okulların açılması beklenir oldu. Bu aşırı kaygı nedeniyle Millî Eğitim Bakanlığı da dâhil tüm okullar kimsenin paniğe kapılmamasını telafi eğitimlerinin yapılacağını duyurdu. Peki, telafi eğitimi nedeniyle ya telafisi mümkün olmayan durumlar yaşanırsa? Bu durum çok düşünülüyor olsa da çok konuşulmadı.

Sorularımıza yanıt bulabilecek miyiz? Bakalım…

En erken Haziran ayında -ki bu salgın tamamen ortadan kalkmadan olmaz- okullar açılırsa neler olacak?

Diyelim ki okullar açıldı ve öğrenciler tamamen askerî usulde belirli disiplinle okula alındı ve yine belirli aralıklarla yürütülerek sınıflara yerleştirildi. Şu an sınıflarda ortalama 20 kişi (bu çok ideal bir sayı bundan daha kalabalık sınıflar var) olduğunu düşünürsek, sınıflarda öğrenciler arasında yeterli mesafe olmayacak. Çocuklar birbirine temas etmeden en az iki metre uzaktan oynayabilecekleri oyunlar üretecektir, bu kesin. Belki de çocukların birbirine yanaşmasını engelleyecek aparatlar bile takılacak. Ancak teneffüs saatlerinde koridorlara çıkış, tuvalete, yemekhaneye gidiş geliş gibi toplu alanlarda nasıl mesafe yaratılacağı ciddi plan gerektirecek.

Yaz nedeniyle sınıfların havalandırılması sorun yaratmayacaktır ancak bahar nedeniyle hapşırıklar, tıksırıklar nedeniyle virüs kapmamış olunsa da endişeye kapılarak belki de farklı birçok toplumsal baskı, akran ve ebeveyn zorbalığı yaşanacak.

Okula servisle gidip gelen öğrenciler için bambaşka bir tehlike de servis araçlarında karşımıza çıkacak. Bilindiği üzere birçok servis ikinci işini almaktadır. Yani erken saatte bir fabrika ya da iş yeri servisini çektikten sonra okul servisine gitmektedir. Bu anlamda servislerin hijyeninin sağlanması neredeyse imkânsız. Bir de 18 kişilik bir serviste yeni düzenlemelerle 18 kişi taşımak mümkün değil. Bu durumda hangi öğrenciler alınacak hangileri alınmayacak? Buna kim karar verecek? Kalan öğrenciler okula, okuldan eve nasıl ulaşacak?

Toplu taşıma kullanan öğrencilerin ve öğretmenlerin durumları daha da karışık. Hani kuralcı bir millet olsak neyse de görünen o ki yine üst üste seyahat edilecek veya edilmek zorunda kalınacak! Eğer belirli saatlerde sefer sayıları iyice arttırılmazsa ve ciddi önlemler alınmazsa çok büyük riskler var. Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür. Hepimiz dikkat etmezsek, duyarlı olan insanların çabası da boşa gidecek.

Tüm gün öğretim yapan okulların sabah ve öğleden sonra ikili öğretim yapacak şekilde planlama yapması en güvenli çözüm olabilir. Ne var ki şu an birçok devlet okulunda zaten ikili öğretim yapılıyor ve ayrıca bu uygulamanın da zorlukları olacak. Örneğin servisler günde dört kez taşıma yapmak zorunda kalacak ki maliyetleri kim karşılayacak? Kâğıt üzerindeki doğrular gerçeklerle örtüşecek mi?

İkili öğretim yapacak okullarda öğretmen ders saatleri artacak ki tüm öğretmenler eminim buna göğüs gerecektir, ancak özel okullarda sözleşmeler altüst olacak, farklı kurumlarda çalışan ücretli öğretmenler nedeniyle ciddi çakışmalar yaşanacak.

İkili öğretim olursa öğlen yemeği sadece öğretmenler ve personel düşünülerek çözüm üretilmesi gereken bir konu olacak. Birçok okul belki de bu durumda yemek üretimi yapmayarak yeni bir çözüm arayacak. Belki ambalajlı el değmeden hazırlanmış (sağlıklı beslenme için çok da uygun değil) ürünler servis edilecek. Ayrıca, okullarında yemek hizmeti alan velilerin ödemeleri veya alacakları nedeniyle tedarikçi firma veya  okullarıyla yeniden hesaplaşmaları gerekecek.

Okul, öğrencilerin koşup oynayamayacakları, askerî kışlaya girer gibi her daim kontrol altında olacakları keyifsiz bir mekân hâline gelecek. Zamanla bazı çözümler üretilerek bu kasvetli ortamı keyifli hâle getirmek için herkes çaba gösterecek ancak hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Eğer yaz ayında okul açılırsa büyük olasılıkla birçok veli çocuğunu okula göndermeyecektir, bunu da unutmayalım. Ancak çocuğunu okula gönderen veliler, her gün “acaba çocuğum virüs kaptı mı?” diye düşünerek kaygıları en üst seviyeye çıkacak. En küçük bir hastalık belirtisi nedeniyle bile hastanelere koşulacak ve akabinde okullar suçlanarak belki de çoğu gerçek dışı daha fazla hijyen ve mümkün olamayacak önlem istenecek.

Akademik eksikler mutlaka giderilir ve iki ayda kimse bir şey kaçırmaz. Kaldı ki uzaktan eğitim konusunda hem Millî Eğitim Bakanlığı hem de okullar ellerinden gelenin fazlasını yerine getirerek çocukların mağduriyetlerini gidermektedir.

Sınav kaygısı yaşayan 8 ve 12. sınıf öğrencileri için okullar daha kolay organize olur. Bu anlamda sadece bu düzeyler için bir program yapılabilir. Sınavlara kadar yoğun bir tekrar programı çocuklara da iyi gelir.

Ancak okullar tüm düzeylere açılırsa daha sonra önü alınamayacak sorunlarla karşı karşıya kalırız. Akademik eksiklikler her şekilde telafi edilir ancak maruz kalınacak problemlerin telafisi mümkün değildir. Diğer düzeyler için uzaktan öğretime Haziran ayı sonuna kadar devam edilerek, önümüzdeki yıl için alternatifli programlar hazırlanır. Hiçbir şey sağlıktan önemli değil…

Ne var ki insanoğlu böyle işte, hep bildiklerini yapmak istiyor. Oysa ezber bozuldu, artık bildiklerimiz işe yaramıyor. Demek ki bildiklerimizi unutarak yeniden başlamamız lazım. Normalleştirmeye çalışıyor olsak da kabul edilmesi gereken, artık kısa sürede normalleşemeyeceğimiz... Bu yeni durum için yeni bir düzen kurmak zorundayız. Yüzleşmekten ne kadar kaçınsak da gerçeğimiz bu!

Sağlıcakla kalın…

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)