adscode

Yükseköğretim tercihleri ve çıkmazları

Ah şu yükseköğretim işleri…

byomerorhan@gmail.com




Devlet mi, özel mi? Özelse paralı mı, burslu mu?

Yurt içi mi, yurt dışı mı?

En iyi üniversite hangisi? Üniversite mi, bölüm mü?

Önce yurt içinde okusam da yurt dışına master için mi gitsem?

Çalışması ayrı dert, sınavı ayrı dert, yerleşmesi ayrı dert… Gerçi yükseköğretim öncesi girilen 700’e yakın sınavdan sonra insandan geriye fazla bir şey kalmaz ya, olsun kesmemiştir, bine tamamlamak lazım! Hem ne demişler soğuktan donanı buzla ovarlarmış.

Biraz buz lütfen!

Bu kadar sınavdan sonra ne okumaya meccal kalmıştır ne de araştırmak için doğru dürüst zaman... Ama hocalarda söylem; “Yeni nesil araştırmıyordur” her zaman!

Çok şiirsel oldu farkındayım ama bizim eğitim öğretim işleri şiirseldir vesselam.

Tüm gün okul, çıkışında etütler, özel dersler, ödevler… ler, lar… Çoğul eki, çekim eki, yapım eki ne varsa öğreniriz ama bir satır yazan var mı? Yok! Okumak için isteği kalan var mı? Yok! Araştırma?

Ne gezer?
Yükseköğretim mi demiştik? Buyurun geriye kalanla ne yaparsanız yapın. Bence yükseköğretime başlamadan önce gençler sistemi kapatıp açmalıdır. Çünkü bugüne kadar edindiklerini bir şeylere dönüştürme şansları çok azdır.

Kupkuru bilgi ile doldurulmuş beyinler...

On iki yıl önce soru soran, meraklı o insandan eser yoktur artık. Ahlak, sanat ve felsefe derslerinde “bile” test çözmüş, yükseköğretime girmek için çok çalışmıştır. Hâl böyle olunca, soru sormayı unutmuştur. Üniversiteye girmiştir ama bilim yapılması gereken yerde bilimsel düşünce yapısı kalmamıştır. Daha önce girenler de aynı sistemle orada oldukları için uyum sağlamak pek zor olmaz!
Size bir sır vereyim mi? Neredeyse bütün dünyada yükseköğretime kabullerde sadece sınav skorlarına değil, öğrencinin daha önce yaptıklarına ve diğer kazanımlarına bakıyorlar.

Biz de planlarımızda kazanım odaklıyız ama ne kazandığımıza bakacak zamanımız var ne de kazanamadıklarımıza. Bizde öncelik müfredattır... Bütün mesele yetişti mi, yetişmedi mi?
Şükürler olsun bu sene de müfredatı yetiştirdik!

Peki, çocuklar?

Sınavları başaran da var başaramayan da… İstatistiki açıdan sorun yoksa -ki istatistik bir şekilde tutturulur- işlem tamamdır, amaç hasıl olmuştur. Allah kabul etsin!
Şimdi yukarıda sorduğumuz sorulara geri dönelim.

Hangisi?

Hepsi!

Hiçbiri!

İnsan önce neden öğrendiğini unutmamalı, merakını, yaratıcılığını kaybetmemeli ve isteğini yitirmemeli.

Çok okumalı… Çok düşünmeli… Tüm bunların birer araç olduğunu unutmamalı ki yükseköğretim bir işe yarasın. Öğrendiklerini neye dönüştürebileceğini bulabilsin ve kendi derinliklerine inme şansı bulsun.

Yüzeyi ne kadar geniş olursa olsun, okyanusu keşfetmek için suyun içine dalmak gerek.
 
Ömer Orhan
 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)