adscode

Çocuklarımızı korumak için çok geç olmasını mı bekliyoruz?

Turgutlu’da öğrencilerin okula gittiği saatlerde okul yakınında düzenlenen silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralandı; 2 öğrencinin durumunun ağır olduğu bildirildi. Olayla ilgili soruşturma sürerken, okulda eğitime ara verildi ve öğrencilere yönelik psikososyal destek çalışmaları başlatıldı.

ozkangogercin@outlook.com




Manisa’da yaşanan olay, yalnızca bir okul güvenliği meselesi değildir. Bu, hepimizin meselesidir.

Turgutlu’da öğrencilerin okula gittiği saatlerde okul yakınında düzenlenen silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralandı; 2 öğrencinin durumunun ağır olduğu bildirildi. Olayla ilgili soruşturma sürerken, okulda eğitime ara verildi ve öğrencilere yönelik psikososyal destek çalışmaları başlatıldı.

Şimdi hepimiz aynı soruyu soruyoruz:

Çocuklarımız okula giderken gerçekten güvende mi?

Ama belki de bundan daha önemli bir soru var:

Çocuklarımızı sadece okulda mı korumalıyız?

Çünkü çocuklarımızın hayatı okul zilinin çalmasıyla başlayıp bitmiyor.

Evde, sokakta, arkadaş çevresinde, sosyal medyada, internette ve yaşadıkları toplumun içinde büyüyorlar.

Dolayısıyla çocuklarımızı şiddetten koruma sorumluluğu da yalnızca okula ait değil.

Bir çocuğu tanımak, onu kontrol etmek değildir.

Çocuğumuz son zamanlarda daha mı öfkeli?

İçe mi kapandı?

Arkadaşları değişti mi?

Okula gitmek istemiyor mu?

Birileri tarafından tehdit ediliyor olabilir mi?

Şiddet içeren davranışları veya içerikleri normalleştirmeye mi başladı?

Evde bizim fark etmediğimiz bir şey mi yaşıyor?

Bunları sormak “çocuğumun hayatına müdahale etmek” değildir.

Çocuğumuzun hayatında olup biteni merak etmektir.

Bazen çocuklar yardım istemez.

Bazen nasıl yardım isteyeceklerini bile bilmezler.

Bazen de “Bir şeyim yok” diyerek geçiştirirler.

İşte tam da bu nedenle ebeveynlik yalnızca çocuğun karnını doyurmak, okulunu takip etmek ve ders başarısıyla ilgilenmek değildir.

Çocuğun ruh dünyasını da takip etmektir.

Peki okulun görevi?

Okullar elbette güvenli olmalı.

Fiziksel güvenlik tedbirleri alınmalı, okul çevreleri denetlenmeli ve gerekli durumlarda güvenlik birimleriyle iş birliği yapılmalı.

Ancak güvenli bir okul yalnızca kameralarla, güvenlik görevlileriyle veya kapıdaki kontrollerle kurulamaz.

Güvenli okul;

öğretmenin öğrencisindeki değişimi fark ettiği,

psikolojik danışmanın öğrenciye ulaşabildiği,

yöneticinin sorunları görmezden gelmediği,

ailenin okul ile iletişim kurabildiği

ve öğrencinin “Başım derde girer” korkusu yaşamadan yardım isteyebildiği okuldur.

Çünkü bazen bir çocuğun söylediği tek bir cümle, çok daha büyük bir problemin habercisi olabilir.

“Hocam, ben iyi değilim.”

Bu cümleyi duyduğumuzda ne yapıyoruz?

Toplum olarak da aynaya bakmalıyız.

Şiddeti sadece gerçekleştiğinde konuşuyoruz.

Bir olay oluyor, birkaç gün gündem oluyor, sosyal medyada tepki gösteriyoruz ve sonra hayatımıza devam ediyoruz.

Oysa çocuklar bizim söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı öğreniyor.

Evde öfkelendiğimizde nasıl davranıyoruz?

Trafikte birbirimize nasıl konuşuyoruz?

Bir anlaşmazlık yaşadığımızda problemi nasıl çözüyoruz?

Çocuğun yanında şiddeti nasıl konuşuyoruz?

Silaha, tehdide, zorbalığa ve kaba kuvvete karşı nasıl bir dil kullanıyoruz?

Çocuklar bunların hepsini görüyor.

Bu nedenle çocuklara “Şiddet kötüdür” demek yetmez.

Şiddetsiz bir iletişimin nasıl olduğunu onlara yaşayarak göstermemiz gerekir.

Bugün Manisa'da yaralanan çocukların acısını hep birlikte hissediyoruz.

Ama bu acıyı yalnızca bugünün haberi olarak görürsek, belki de en önemli şeyi kaçırmış oluruz.

Çünkü mesele yalnızca bugün ne olduğu değil.

Yarın benzer bir olay yaşanmaması için bugün ne yapacağımızdır.

Daha fazla güvenlik…

Daha güçlü psikolojik danışmanlık hizmetleri…

Okul-aile iletişiminin güçlendirilmesi…

Çocukların akran zorbalığı, öfke, şiddet ve kriz durumları konusunda bilinçlendirilmesi…

Ve belki hepsinden önemlisi, çocuklarımızla gerçekten konuşmak.

Onlara sadece:

“Derslerin nasıl?”

diye sormak yerine bazen:

“Bugün seni üzen bir şey oldu mu?”

“Kendini okulda güvende hissediyor musun?”

“Bir arkadaşın zor durumda olsa ona yardım edebileceğini biliyor musun?”

diye sormak.

Çünkü bazı çocukların ihtiyacı daha fazla nasihat değil, bir yetişkin tarafından gerçekten görülmektir.

Manisa’daki olay hepimize bir kez daha hatırlatmalı:

Çocuklarımızı yalnızca okul kapısından içeri girene kadar koruyamayız.

Onları evde, okulda, sokakta, internette ve toplumun içinde korumak zorundayız.

Ve bunu tek başına ne öğretmen yapabilir, ne aile, ne psikolog, ne polis, ne de devlet.

Bir çocuğun güvenliği, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Çünkü çocuklarımız yalnızca bizim geleceğimiz değil.

Bugünün toplumudur.

Ve onların nasıl bir toplumda büyüyeceği, aslında bugün bizim nasıl bir toplum olduğumuza bağlıdır.

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
runtobet runtobet giriş runtobet güncel runtobet runtobet güncel runtobet giriş tophillbet tophillbet güncel giriş tophillbet mobil güncel tophillbet tophillbet giriş tophillbet güncel myhitbet myhitbet güncel myhitbet giriş myhitbet myhitbet güncel myhitbet giriş yesmorebet yesmorebet güncel yesmorebet giriş