adscode

SINAV SİSTEMİNDE ÜÇ YANLIŞ BİR DOĞRUYU, EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ TEK YANLIŞ İSE, TÜM DOĞRULARI GÖTÜRÜR

Geçen hafta, LGS sınavında yer alan matematik soruları konusunda yoğun bir eleştiri söz konusuydu..

ozkangogercin@mynet.com




Sayın Abbas Güçlü başta olmak üzere, birçok eğitim uzman ve duayeni, soruların oldukça zor olduğu konusunda  ortak fikir belirtirken,  bütün eğitim sezonunu   pandemi  gölgesinde geçiren öğrenciler için soruların daha makul olması gerektiği yönünde de görüş bildirdiler.

Bu eleştiriler üzerine ise, Milli Eğitim Bakanı Sayın Selçuk  görüşlerini belirtirken, şöyle bir cümle sarf etti. “Daha kolay olabilir miydi? Tabii ki olabilirdi ama burada bir sıralama söz konusu…”

Öte yandan,  12 Türkiye birincisi olduğu açıklanırken, tümünün özel okullardan olması da dikkat çekti.

Tüm bu tabloyu şöyle kaba taslak incelediğimizde bile, temel olarak şöyle bir yargıya varabiliyoruz.

“Türkiye’de eğitim, herkesin ortak müfredata tabii tutulduğu, ancak eşit imkanlarda öğrenim göremeyen öğrencilerin yer aldığı, bir sıralama sistemidir.”

Peki bu sizce olması gereken bir yargı mı? Kesinlikle hayır.

Çünkü, eğitim sadece bir kelime ya da sıralamadan ibaret demek değildir. Eğitim, herşeyim temelidir. Ve o temel ne kadar sağlam olursa, bir ülkenin geleceği de o kadar yıkılmaz olur. 

Pandemi sürecinde, eminim ki, en büyük yarayı eğitim sistemi aldı. Birçok öğrenci, uzaktan eğitim sisteminde internete bile bağlanamazken, bir kısmı ise, tüm imkanları sağlayıp, özel ders aldı. Sonra bir sınav yapıldı. Sanki eğitim sistemi hiç sekteye uğramamış gibi sorular soruldu. Ve tüm öğrencilerden, aynı özveri ve başarı beklendi. Sizce bu mümkün müydü?

Tabii ki, sınav değerlendirme için bir ölçüttür, ancak ölçüt diye de, tüm öğrencilerin, pandemi sürecinde yaşadığı psikososyal   süreçler göz ardı edilmemeliydi. Matematik sorularında daha esnek davranılabilirdi. Bu da birçok öğrencinin sınav sonunda, yıkım yaşamalarına da engel olabilirdi.

Ama olmadı, tırnak içinde “sistem” neyi gerektiriyorsa, o yapıldı. Birinciler ayakta alkışlandı, kazandıran okul ya da okullar ise büyük sükse yaptı.

Peki, sizce bu nokta da, gerçekten kazanan eğitim mi oldu? Yoksa bu sistem üzerinden geçinenler mi?

Cevabı size bırakıyorum.

Hiç eski yıllarda faaliyet gösteren Köy enstitüleri hakkında bilgi sahibi oldunuz mu? Ya da, o yıllarda yer alan, en azından bir ders programını gördünüz mü?  Eğer bunlar hakkında bilgi sahibi biri iseniz, yılların ilerlediği, ancak eğitim sistemimizin gereken ilerlemeyi gösteremediğini de anlamış olurdunuz.

Burada sözüm asla, gecesini gündüzüne katan ne değerli öğrencilerimize, ne de saygıdeğer öğretmenlerimize. Sözüm, bize bu, sınav odaklı bir sistemi yaşatmak zorunda kalanlara. Eğitim sisteminde, asla bir sınavdan dolayı kaybedenin yer aldığı bir sistem olmamalı. Her zaman, benimseten, öğreten ve her daim kazandıran bir sistem olmalı. Hayatın içinde daha dahil olan bir sistem olmalı. Her öğrencinin özelliklerine hitap edebilecek bir sistem olmalı. Tamam, matematik, evet müfredatta olmalı ama, onu yapamadı diye, belki de diğer yönlerden başarılı bir öğrenci, bu sistem içinde kaybolup, heba olmamalı.

Zihniyet olarak, basma kalıplarımızdan ne zaman kurtulabilirsek, ne zaman ki, eğitimi hak ettiği mertebeye ulaştırabilirsek, işte o zaman, gerçekten geleceğe daha başarılı ve güçlü nesiller bırakabileceğiz.

Yoksa, 3 yanlışın bir doğruyu değil, 1 yanlışın tüm doğruları götürdüğü bu sistemin mahkumu olmaya ve kendimizi kandırmaya devam edeceğiz.

Herkesin, eğitim konusundaki, o gereken farkındalığı yakalaması ve gerekeni yapması dileğiyle..

Çünkü, eğitim demek, gelecek demektir,

Eğitim demek, herşey demektir…..


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)