adscode
adscode
adscode

“DASEIN'dan TEKHNE'ye” ZİYA SELÇUK, NEYİ BIÇAĞA BENZETEREK HEIDEGGERLE AYNI ŞEYİ DÜŞÜNÜYOR?

Modern Tekniğin Labirentinden Çıkış Yolu Sanattır

www.sahinaybek.com.tr

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bir toplantıda Heidegger’i anarak “İnsan, insan-teknoloji ilişkisinin egemeni olmalı, teknoloji karşısında insanca duruş çok önemli” mealinde bir konuşma yaptı. Selçuk’un konuşmasının teknoloji merkezli olan kısımları şöyleydi: “Teknoloji bir bıçak gibidir; bıçağı iyi ya da kötü şekilde kullanabilirsiniz, teknoloji için de durum böyle. Eğer teknolojiyle obezite ve silah üretimi artıyorsa, ben orada olmak istemiyorum. Onun suya sızan şeker gibi, öğretmen ve öğrenciler tarafından araçsal bir bakış açısıyla kullanılması lazım. Ancak teknolojiyle araçlarda çok zengin ama amaçlarda fakir bir yöne doğru gitme riski bulunuyor.” Peki, Ziya Selçuk’un çağdaş felsefenin yani 20.yüzyıl felsefesinin kıta felsefesi ayağının fenomenolojik geleneğinin kurucusu Husserl’in açtığı fenomenoloji yolunda gidenlerden Martin Heidegger’e atıfta bulunmasını sağlayan teknoloji problemi, Heidegger tarafından nasıl ele alınmıştır?

                                   Var Olan Her Şey, Varlığın  “Yokluğu ”dur

1889-1976 yılları arasında yaşamış Heidegger’in genel felsefesine baktığımızda; fenomenolojik yöntemi varlık problemine uyguladığını görürüz. Adeta metafiziği reformdan geçirir. Ona göre insan, bilen bir varlıktan ziyade yabancı bir dünyadaki kaderiyle ilgilenen, varlığıyla ilgili olarak kaygılara kapılan bir varlıktır. Ona göre var olan her şey, varlığın bu “yokluğu ”dur. Ona göre; varlığın, var olanla hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi, doğaüstü bir şeyle de herhangi bir alakası yoktur. Genel anlamıyla Heidegger, birlikte var olmanın önemini vurgular. Yani özne ve nesneden herhangi birinin önceliği olmamalıdır. Heidegger’i Ziya Selçuk’un dikkat çektiği anlamda önemli kılan ise “modern dönemde hakim olan modern tekniğin özü olan çerçeveleme”ye dikkat çekmiş olmasıdır. O, bunun Batı metafiziği geleneğinin her şeyi şablonlaştıran, kategorileştiren düşünme biçimine bağlar ve burada modern tekniğin anlaşılmasını “tekhne” kavramıyla açıklar. Ona göre tekhne bir bilme şeklidir. Bu yönüyle de modern tekniğin yarattığı çıkmazdan kaygı farkındalığıyla kurtulunabilecektir.

                                            “Dasein”, Dünya İçinde Yersiz Yurtsuzdur

Heidegger’in vurguladığı teknoloji ve kaygı, günümüze de teknoloji ve kaygı çağı olarak da damga vurabilmektedir. Ona göre Batı metafiziği “varlığı” unutmuştur. Bu nedenle de “varlık ve zaman”da varlığın anlamının ne olduğunu ele almaya çalışır. “Dasein”, dünya içinde yersiz yurtsuzdur ona göre. İşte tüm bu düşünsel yolculuğun sonunda da dünyanın modern teknikle kuşatıldığını, bu durumdan kaygı aracılığıyla kurtarıcı bir güç olarak da sanatı önceler. Şimdi kısaca modern tekniğin özü olan çerçevelemeyi, tekniğin modern bilimle ilişkisini ve bunların Heidegger’deki çözüm yollarını ele almaya çalışalım.

                                                  Bir Patika Olarak “Tekhne” Kavramı

Heidegger, modern tekniğe köktenci eleştiriler getirmiştir. Heidegger’in ve Ziya Selçuk’un belirttiği üzere; modern tekniğin kuşatıcılığını en derinlerde hissediyoruz. Ve insan, bu tehlikenin farkına ancak kaygı haletiruhiyesiyle ulaşabilir. Tekniğin özüne yönelik bir arkeolojik çalışma zorunludur ve teknik olanı ancak teknik olanın özünün ne olduğunu kavradığımızda anlayabiliriz. Heidegger bu noktada teknik ile tekniğin özünün aynı şeyler olmadığını şöyle ifade eder: “Teknik, tekniğin özüyle aynı şey değildir. Ağacın özünü aradığımızda farkında olmalıyız ki; ağaca ağaç olarak nüfuz eden şey, geri kalan ağaçlar arasında rastlanan bir ağaç olarak bizzat ağacın kendisi değildir.” Heidegger, tekniğin amaçlar için araç olduğunu ve insan ürünü olduğunu belirtir. Heidegger’in bu konudaki detaylı görüşlerini “Tekniğe İlişkin Soruşturma” eserinde görebiliyoruz.

Tüm bunlar için tekhne kavramını etimolojik bir soruşturmaya tabi tutar. Uzun bir soruşturmanın sonunda, tekhne’nin el becerisine dayalı etkinlikler, yetenekler, zihin sanatları ve güzel sanatları ele alacak biçimde düşünülmesi gerektiğini ve bu kavramın epistema kavramıyla ilişkili olarak ele alınması gerektiğini belirtir. Bu analizlerini, modern tekniğin özü olarak çerçeveleme (Ge-Sell), tehlike olarak çerçeveleme (Ge-Stell) ile devam ettirir.

      Problem Modern Teknikten Değil, Onun Karşısındaki Hazırlıksızlığımızdan Kaynaklanır

Problemin modern teknikten değil, onun karşısındaki hazırlıksızlığımızdan kaynaklandığını belirtir ve gerekli önlemlerin alınmaması halini “İnsan teknolojinin karşı konulmaz üstün gücünün insafına kalmış, şaşkın ve savunmasız bir kurban” olur şeklinde belirtir. Heidegger, tüm bunların çözümünü de Greklerdeki şiirsel ve giz-açıcı tekhne olan sanatta bulur. Yani modern tekniğin labirentinden çıkış yolu sanattır, ama Greklerdeki anlamıyla.

Sonuç olarak; o, modern çağın, modern tekniğin yarattığı araçsallığın hakim olduğu çerçevelemenin hükmü altında olduğunu belirtir. Çerçevelemenin yarattığı bu tehlikeden kurtulmanın ilk adımı, çerçevelemenin bir tehlike olduğunun farkına varmaktır. Teknoloji felsefesinin önemli kurucularından biri olan Heidegger; teknolojiyi hermeneutik-fenomenolojik bir yöntemle ele alarak teknolojiyi irdeler ve teknolojinin yaşamımız ve düşünce biçimlerimiz üzerinde derin etkiler bıraktığını ifade eder.

                                   Teknolojinin Özünü Düşünme Daisen ‘in Farkındalığıdır

Ziya Selçuk’un Heidegger’e yaptığı göndermeden hareketle, insan-teknoloji ilişkisini Heidegger bağlamında ele aldığımızda; insanın teknoloji karşısındaki duruşu büyük önem arz etmektedir. Teknolojinin eğitim ilişkisini değerlendirdiğimizde de, teknolojinin eğitimin destekleyici unsurlarından sadece biri olduğu unutulmamalıdır. Akıllı tahtalar ile eğitimimize yön verecek akıllı eğitimcileri dengeleyecek bir eğitim politikası uygulanmalıdır. İnsan faktörü bütün teknolojileri geride bırakacak kadar önemlidir. Eğitimde teknolojiyi her şeyin merkezine oturtarak, pedagojik sorunları teknoloji ile çözemeyiz, teknoloji eğitimde sadece destekleyici bir unsurdur. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)