adscode
adscode

Kurbanlık Neyiniz Var?

Bayram özel sayısı için yazımı yazmaya başladığım sıralarda Trump’ın Türk çelik ve alüminyumuna yönelik gümrük vergilerinin iki katına çıkarılacağıyla ilgili açıklamaları sonrası Dolar kuru 7,02 ile TL karşısındaki en yüksek seviyeleri görmüştü.

vedatdemirr@hotmail.com




Haliyle bayrama girerken de yaşanan ekonomik sıkıntıyı yazımın ana eksenine taşımak durumunda kaldım. Bayramlar kırgınlıkların, üzüntülerin bir kenara bırakıldığı ben duygusunun biz duygusuna dönüştüğü özel günlerdendir. Hele ki kurban bayramı duyguların paylaşıldığı kadar kurbanlıkların da paylaşıldığı bir bayram. Aslında düşündüğümüzde bayramların bize öğrettikleri de var. Ramazan ve Kurban Bayramı belli özellikleri ile bizlere sevdiğimiz dünyalıklardan vazgeçebilme ve paylaşabilme kültürünü kazandırarak bunu hayatımızın tamamına yaymaya çalışan ibadetlerdendir.

Bu bayram yaşanan ekonomik sıkıntılardan ötürü belki kurbanlık etlerimizle birlikte sıkıntılarımızı, fikirlerimizi, duygularımızı ve ümitlerimizi de paylaşacağız. Ama her şeyden önemlisi bayramlar bize biz olduğumuzu hatırlatan önemli günlerdir. Acıyla da olsa kederle de olsa birçok bayramı geride bıraktık.  Birçok bayramı daha mutlu sevinçli geçirebilmek için bayram dolu günler görebilmek için biz olabilmeliyiz.

Birileri bugün bizi hedefine almışsa bize kastedip ellerindeki çeşitli enstrümanlarla bize saldırıyorsa biz de o zaman bu bayram “bir” için, “biz” için, ülke için “beni” kurban edeceğiz. Biz olmak için gücümüzü göstereceğiz. Dağılmadan, birbirimize düşmeden, yılmadan dik durmaya ve son ana kadar elimizden geldiğince küçümsemeden ekonomik soruna katkı sağlayacak ne gerekiyorsa yapacağız. Böyle zamanlarda felaket tellallığı ümidimizin kırılmasından, korkuya ve telaşa kapılmamızdan öte bir şey kazandırmaz. Ki bu tam da düşmanın istediği sonuçtur.

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
– 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
– Biz de onlara yaklaşıyoruz.

Şartlar ve koşullar her ne kadar dengeli gözükmese de kendi gücümüzü küçümseme hatasına düşmemeliyiz. Tarihte nice ordular sayıca kendilerinden kat be kat fazla olan orduları tarumar etmiştir. Bu yazdıklarım kuru kuruya bir tatlı limon anlayışı ya da hamaset değil, birey olarak, vatandaş olarak etkin bir şekilde yapabileceğimiz somut önerilerdir. Yoksa sabahtan akşama kadar şikâyet et dur neyi değiştirecek ki…

Yaşanan bu ekonomik hadiselerden sonra siyasi tercihleri, doğruları ve yanlışları tartışmayı bir yana bırakırsak en doğru öğretmendir yaşananlar. Elbette bize öğrettikleri var bu yaşadıklarımızın. Diyeceğim o ki milli takımın başında kimin olduğu, hangi kadroyla maça çıktığının bu saatten sonra önemi yok. Maç esnasında takımın kötü oyunu olsa bile kendi takımımızı yuhalamak rakibe yarar. Nice maçlar taraftar desteğiyle kazanıldı. 15 Temmuzda da halk kazandı. Kendi askerimiz kendi kalesine gol atsa bile halk, darbeci hainlere fırsat vermedi. Takım bitse de taraftar bitmez.

Bugün olanlardan sonra olayı devleti yönetenlere fatura etmenin hiçbir faydası olmayacak. Zaman birlik olup sıkıntıları aşma zamanıdır. Temsil ettikleri şey 81 milyon insanın umudu, hayatı, hayali, geleceği... Türkiye her şeyiyle ekonomik bir savaşta… Bugün ülkeyi temsil edenler ve idare edenler bayrağı temsil ediyor. Ülkeyi idare edenler sevilsin ya da sevilmesin bu olaya artık siyasi bir mesele olarak değil milli bir mesele olarak bakılmalıdır. Savaşlarda sancak ordunun onurudur, simgesidir. Sancağın düşmemesi düşürülmemesi esastır. Devleti idare edenler bugün siyasi bir görüşü değil ülkenin onurunu özgürlüğünü temsil ediyor. Hep birlikte bu badireden ekonomik savaştan bir destan daha yazarak üretim seferberliği ile çıkabiliriz.

Üreterek, üretene destek olarak yerli yatırımlara yönelmeliyiz. Biz, her ne kadar tüketici olarak batılı güçlere bağımlıysak da onlara da üretici olarak bize bağımlılar. Tüketimde tasarrufa ve yerliye yönelerek biz de onları terbiye edip zaman kazanabiliriz. Her birimiz yerli ve milli üretime destek olmak adına ne katabiliyorsak ne paylaşabiliyorsak onu yapalım. İthal ürün sevdasından vazgeçelim. Lüks araba, telefon, giyim kuşam vs. alışkanlık ve heveslerimizi kurban edelim bu bayram.

Bırakın ağır sanayi mallarını üretmeyi bilimi, modayı, kültürü, yarışmaları, dizileri, samanı her bir şeyi ithal ediyoruz. Arabayı, telefonu, uçağı üretecek imkân olmayabilir ama bir yarışma bir film bir düşünce bile mi üretemiyoruz. En küçüğünden de olsa üretelim üretime destek verelim. Sizce ne değerli soruyorum; üretmek mi tüketmek mi? Çareleri, mücadele azmini tüketen bir toplum olmayalım. Herkes bulunduğu pozisyon ve mevkisine göre “biz” için ülke için küçümsemeden ne yapabiliyorsa neyi kurban verip “biz duygusu ve bilincine” ulaşabiliyorsa onu yapsın derim.

Bugüne dek en büyük ihracatımız beyin göçü; en büyük ithalatımız batı merkezli tüketim ve pasif düşünme kültürü oldu. Belki bu ekonomik sıkıntı bizden çok şey alacak, kaybettirecek ama yaşananlardan ders çıkarabilirsek belki kestiğimiz sakalın gür çıktığı gibi veya verdiğimiz kan ile yenilenen hücrelerimiz gibi zayıflıklarımızdan kurtulmamız ve daha güçlü olmamız için fırsat olur.

Kanserle savaşan hastalarının pek çoğu yaşama azmi ve ümidi ile bu hastalığı yendiğini unutmamalı ve sonuna kadar mücadele etmeliyiz ümitsizlik en büyük zaafımız olur. Belki güzel bir ortamda bayrama giremedik belki de birçok kişi kurban bile kesemeyecek ama yine de bu kurban bayramında neyi kurban vereceğimiz bir kez daha düşünmeli ve onu kurban vermeliyiz.

 Kişisel hırslarımıza, arzu ve heveslerimize yenik düşerek çakallara, leş yiyicilere ve emperyalist güçlere vatanı mı kurban vereceğiz yoksa kendi tüketim alışkanlıklarımızı ve zayıflıklarımızı mı kurban vereceğiz bunu zaman gösterecek.

Yaşanan bu sıkıntılar sonrası neyi kurban vereceğini bilen bir toplum olarak aydınlanmak temennisi ile Kurban Bayram’ınızı kutlar; kestiğiniz kurbanlıkların da kabul olunmasını ve milletçe yaşanan sıkıntılarımızın define vesile olmasını dilerim.

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
İÇİMİZDEKİ KÖTÜLER
Öğretmen Reçetesi
Öğretmenin Gücü
Bir tohum, üç fidan!
İçimizdeki Çocuk