adscode
adscode
adscode

İngilizce Yeterlik Endeksini sadece eğitimle yorumlamamak: Diğer veriler ne diyor?

En çok hürriyet nerede ise, en çok eğitim oradadır. M. Audermars

İngilizce Yeterlik Endeksini sadece eğitimle yorumlamamak: Diğer veriler ne diyor?
Medyada Köşe Yazarları
Güncelleme : 06-Dec-19 17:00

Yazının başlığına baktığınızda herkesin diline pelesenk olduğuna inandığım ‘Hocam, niye biz bu İngilizceyi öğretemiyoruz? sorusunu düşündüğünüze eminim. Sadece yabancı dil özelinden çıkarıp son yıllarda ne yazık ki eğitimle ilgili pek çok alanda ciddi bir gerilemenin olduğunu ulusal ve uluslararası sınavların sonuçları fazlasıyla söylüyor. Son yıllarda yapılan Liselere Giriş Sınavı’nda özellikle ana dilinde okuduğunu anlama sorularındaki zayıf görüntü, Matematik sorularındaki bırakın kaç bilinmeyenli denklemi dört işlem konusundaki çaresizliği, öğrencilerin Türkiye’nin coğrafi bölgelerini sayarken nasıl zorlandıklarının sosyal medyada dolaşan videolarını uzun uzun değerlendirmek ve bunlarla ilgili çeşitli analizler yapmak pekâlâ mümkün. Bu yazıda; bu gerilemelerinin neler olduğunu ve buna neden olan etkenleri eğitim içindeki unsurlar bağlamında ele alıp bir analiz yapmayacağım.

Eğitim konusunda atılan/atılamayanların adımların sonuçlarını hemen göremeyeceğimizi biliyoruz/bilmeliyiz. Yapılan köklü değişikliklerin kısa sürede etkilerini beklemek pek mantıklı değil. Ekilen tohumun ancak doğru bir şekilde sulanırsa, ancak çiçeğin güneşten ısıyı uygun bir şekilde alırsa bir ağaca dönüşebileceğinin farkındayız. Yabancı dil öğretimi söz konusu olduğunda sıklıkla vurgulanan zeytin ağacı yetiştirme metaforu, bize eğitimde olumlu sonuçlar için sabırlı olmamızın gerekliliğini gösteriyor. Yazımın başında da ifade ettiğim üzere, ülkemizin yabancı dildeki durumunu, verileri her yıl uluslararası arenada paylaşılan dört temel endeks açısından irdeleyeceğim. Özellikle sosyal medyanın da etkisiyle endeks bulguları açıklandığında; sürekli çeşitli giflere, capslere malzeme olan bu verileri doğru analiz etmek, bir sosyal bilimci olarak sadece ağaca değil de ormana bakarak doğru değerlendirmeler yapmak ve belki de en önemlisi bu verileri eğitim dışı uluslararası bağlamdaki sayısal bulgular açısından ele almak bu yazının ana konusunu oluşturmaktadır.

Yabancı Dil Bilmek: Dünya Vatandaşlığı

Günümüz dünyasında İngilizce ‘lingua franca’ olarak anılmaktadır. Geçmişte ticaret, siyaset gibi konularda yoğun bir şekilde kullanıldığı için Fransızca’ da ‘Fransız dili’ anlamına gelen kavram, bugünlerde İngilizcenin çok güçlü bir iletişim ağına sahip olduğuna işaret etmektedir. İngilizcenin böyle anılmasının altında yatan en önemli nedenlerden biri de; İngilizceyi ikinci veya yabancı dil olarak kullanan bireylerin sayısının, İngilizceyi ana dili olarak kullananlardan çok daha fazla olmasıdır. Yeni iş alanları geliştirmek, yeni bilim insanları yetiştirmek, yeni icatlar yapmak, yeni üretimler ortaya koymak için hep ve her zaman İngilizce gerekli olmuştur. Aksi bir durum olmazsa sürmeye de devam edecektir. Durum böyle olunca İngilizceyi etkin bir şekilde kullanmak ve yukarıda sözü edilen ilişkileri oluşturmak ve sürdürmek adına duyulan ihtiyaç, her geçen gün artmaktadır.

Yüksek düzeyde İngilizce becerileri, uluslararası arenada varlığını sürdürmek için son derece önemli bir avantaj olarak görülmektedir. Dahası sosyal medyanın bu denli güçlü olduğu günümüzde yeni iş alanlarının ortaya çıkması, ülkece ihtiyaç duyduğumuz inovasyonun sağlanması için gereklidir. Küreselleşmenin de etkisiyle küresel vatandaş kavramı daha anlamlı bir hale gelmiş, merak, iletişim, sorumluluk paylaşımı ve işbirliği, İngilizceyi etkin bir şekilde kullanmayla önemini daha da artırmıştır. Dünya’daki İngilizce yeterlilik seviyeleri de bu akıl almaz değişimin etkisiyle sürekli olarak incelenmekte ve ülkeler bazında genel durumlar raporlar halinde her yıl EPI (English Proficiency Index- İngilizce Yeterlilik Endeksi) tarafından paylaşılmaktadır.

İngilizce Yeterlilik Endeksi nedir? 

İngilizce Yeterlilik Endeksi, yetişkin İngilizce becerilerine göre dünyanın en büyük ülke/bölge sıralamasıdır. Her yıl yayınlanan EF İngilizce Yeterlilik Endeksi, yetişkinlere yönelik İngilizce yeterliliğini ölçen önemli uluslararası bir ölçüttür. Temel olarak üç farklı versiyonla dil yeterliliğini ölçmeyi amaçlayan EF Standart İngilizce Testi, her ülkenin puanını hesaplamak için, o test için doğru cevapların yüzdesini alır.

Standart İngilizce Testi hangi dil becerilerini ölçer?

Standart İngilizce Testi (SİT), çevrimiçi bir okuma ve dinleme becerisi testidir. Test katılımcılarının dil yeterliliklerini, CEFR (Common European Framework of References for Languages- Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni) tarafından belirlenen altı seviyeden birine göre derecelendirmek için tasarlanmış ve objektif olarak puanlanmış bir testtir. SİT, herhangi bir internet kullanıcısına ücretsiz olarak sunulmaktadır. Yapılan sınavın sonucuna göre, çok yüksek dil yeterliliği, Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metninde ifade edildiği haliyle B2, yüksek, orta ve düşük dil yeterliliği B1 ve çok düşük dil yeterliliği ise A2 seviyesine denk gelmektedir.

2019 yılındaki Standart İngilizce Testine yönelik bilimsel olarak yapılan geçerlik ve güvenirlik çalışmalarında, TOEFL iBT 2017 skorlarıyla 0.80 oranında yüksek korelasyon, IELTS Akademik Sınavı 2017 skorlarıyla ise 0.74 oranında yine yüksek oranda korelasyon bulunmuştur. Ancak yabancı dili bilmek/kullanmak sadece o dildeki okuma ve dinleme becerileriyle yeterli olmayacak, resmin bir kısmı hep eksik kalacaktır. Standart İngilizce Testi’nde sadece okuma ve dinleme becerilerinin test edilmesi- her ne kadar korelasyon anlamda olumlu bulgular sunsa da- özellikle testin geçerliği açısından zayıf bir görüntünün oluşmasına neden olmaktadır.

İngilizce Yeterlilik Endeksinin dünya dağılımı nasıldır?

İngilizce Yeterlilik Endeksi, dünyadaki bireylerin İngilizce yeterlilik seviyelerini belirlerken ve bunları raporlaştırırken hem dünya çapında başlığı altında toplam bir sıralama sunmaktadır hem de 1) Avrupa, 2) Asya, 3) Latin Amerika, 4) Afrika ve 5) Ortadoğu olmak üzere beş bölgesel kategori ışığında derinlemesine veriler paylaşmaktadır. Türkiye, bu kategoriler arasında Avrupa’da bulunmaktadır.

Türkiye’nin İngilizce Yeterlilik Endeksi’ndeki yeri

Hem dünya çapında hem de bölgesel anlamda 2011 yılından itibaren Türkiye’nin sıralaması ne yazık ki arzu edilen yerlerden çok uzaktadır. Dünya çapındaki sıralamada, genellikle düşük ve çok düşük seviyelerde seyreden Türkiye, 2,3 milyon yetişkin öğrencinin 2018 yılı içinde söz konusu sınavdan aldığı puanların açıklandığı  indeks sonuçlarına göre 100 ülke arasından 79. sırada bulunmaktadır (Bkz. Tablo 1). Avrupa kategorisinde ise durum daha kötüdür. 2011 yılından itibaren genellikle düşük bir görüntü sergilemiştir. En son açıklanan endeks sonuçlarına göre ise Türkiye 33 ülke arasında 32.sıradadır.

Yıl

Sıralama

2011

43/44

2012

32/54

2013

41/60

2014

47/63

2015

50/70

2016

51/72

2017

62/80

2018

73/88

2019

79/100

Tablo 1: Türkiye’nin İngilizce Yeterlilik Endeksindeki Dünya Sıralaması (2011-2019)

Yukarıdaki tablo ülkemizde uygulanan çeşitli yöntemlere, teknolojik araçların derslere etkin bir şekilde entegre edilmesine rağmen, yabancı dil öğretiminde istenen yerde olmadığımızı gözler önüne sürmektedir. Benim de araştırmacı olarak katkıda bulunduğum çalışmalarda da istenen yerden uzak bir görüntü sergilememizin nedenlerini birkaç başlık altında toplamak mümkün:

1) Türkçe ile İngilizcenin dil yapılarındaki farklıktan kaynaklanan durum: ‘İngilizce öğretemiyoruz, yabancılar nasıl öğreniyor’ diyenlere, dillerin söz dizim kurallarından söz etmek lazım aslında. I speak English, Je parle l’anglais, Io parlo inglese’ aynı şekilde sıralanırken ‘İngilizce konuşurum’ deyince tüm işler değişiyor. Türkçemizin Ural/Altay dil ailesinin bir üyesi olması ve sondan eklemeli bir dil yapısına sahip olmasından dolayı İngilizce diliyle arasında dilbilimsel anlamda çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Bu da önemli bir etkendir.  Dolayısıyla aynı dil ailesinden gelmeyen dillerin arasındaki benzerliklerin az olması hedef dilin öğrenilmesini/edinilmesini zorlaştıran en önemli etkenlerdendir. Ancak bu endeksteki durumumuzu tek başına açıklar mı? Elbette hayır. 

2) İngilizce öğretmenlerinin durumu: Öğretmenlik niteliklerinin başında alan bilgisi gelmektedir. Nasıl ki bir matematik öğretmeninin polinom konusunu bilmesini bekleriz, bir İngilizce öğretmenin de öğrencilerin öğrenmesine yardımcı olacağı konuları içselleştirmesini beklemek en doğal hakkımız. Ancak ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılardan dolayı ilki 1990lı yılların sonunda olmak üzere (8 yıllık zorunlu eğitime geçilmenin bir sonucu olarak artırılan ders saatleri) İngilizce öğretmenliği konusunda herhangi bir lisans eğitimi almayan öğretmenler (üniversitedeki eğitimini İngilizce sürdüren 4 yıllık Mühendislik Fakültesi mezunları)  İngilizce öğretmeni olarak göreve başladı. Bu durum elbette diğer alanlar için de geçerlidir. Ne yazık ki hem alan bilgisi hem de alan eğitimi konusunda şüphelere sahip (İngilizce) öğretmenlerin öğrencilerine yeteri kadar katkıda bulunamadığı çeşitli araştırmaların bulgularında da görülmektedir. Bu ve benzeri durumda olan öğretmenlerin sayısının hiç de azımsanmayacak bir oranda olduğuna inanılmaktadır.

3) Öğretim/test arasındaki dengesizlik: Yabancı dil öğretimi alan yazınında olumsuz ket vurma (negative washback) diye nitelendirilen kavrama göre, öğrencilerin yabancı dil becerilerinin sınıf içindeki uygulamalarla paralel bir şekilde ölçülmesi esastır. Örneklemek gerekirse; orta düzey İngilizce becerisine sahip olan öğrencilerin İngilizce öğretmeni eğer dersinde sürekli olarak konuşma ve yazma dil becerilerine yönelik iletişimsel etkinlikler yapıyorsa ve iş bu becerilerin değerlendirilmesine/ölçülmesine geldiğinde aynı mantık sürdürülmelidir. Ben meslek hayatım boyunca yaptığım ders gözlemlerimde son derece etkileşimli sınıf içi uygulamalar yapan öğretmenlerin dili kullanmak veya bilmek ile uzaktan yakından ilgisi olmayan çoktan seçmeli sorularla öğrencilerin yabancı dil becerisini ölçmeye/değerlendirmeye çalıştığına tanık oldum. Bu yanlıştır.

4) Dile maruz kalma oranı: İngilizcenin yabancı olarak öğretildiği ortamlardaki en büyük sıkıntılardan biri; bu yabancı dili öğrenmeye çalışanların İngilizceyi yeteri kadar duyamamaları, İngilizce ile etkili bir şekilde uğraşmamaları gelir. Her ne kadar teknolojik gelişmeler sayesinde bu oran son yıllarda azalma gösterse de İngilizcenin her zaman ‘yabancı dil’ olarak kalması ve yeteri kadar hayatın içinde olmaması önemli bir diğer etkendir. 

Yukarıda sadece birkaç etken ile ilişkilendirmeye çalıştığım ülkemizin İngilizce Yeterlilik Endeksi sıralamasındaki yerinin nedenleri –elbette buna benzer başka nedenler de eklenebilir- yazımın başlığında da ifade ettiğim üzere, eğitim dışındaki indekslerde aramak da mümkün. Elimizde bulunan EPI sıralamasında Türkiye’nin yerini, PISA (Programme for International Student Assessment) veya TIMMS (The Trends in International Mathematics and Science Study) gibi uluslararası sınavlardaki yerimizle karşılaştırmak ve bu iki farklı değerlendirme arasında korelasyonlar aramak da mümkün. Bir başka yazıda da bu değerlendirmeleri yapmayı isterim, ancak bu karşılaştırmalı değerlendirme bize büyük oranda şöyle bir durum gösterecektir: Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri gibi diğer alanlarda gösterdiğimiz başarı ne ise İngilizce alanında gösterdiğimiz başarı da o olacaktır. Çünkü ekosistem içinde bir disiplinin diğerinden çok farklı bir görüntü sergilemesi bu zamana kadarki araştırmalarda da ortaya koyulduğu üzere beklenen bir durum değildir. Dünyada her yıl yayımlanan ve çeşitli değişkenler açısından ülkeleri sıralayan dört adet endeks ile İngilizce yeterlilik endeksi arasındaki korelasyonu incelemeye başlayabiliriz.

1) Dünya Ekonomisi Sıralaması

İngilizce Yeterlilik Endeksi’nin de üzerinde durduğu boyutlardan biri, İngilizce ve iş kavramlarıdır. Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından hazırlanan raporda ülkelerin Gayrisafi Yurt İçi Hasılaları (GSYİH) temel alarak oluşturduğu dünyanın en büyük ekonomi sıralaması yayınlanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nin açık ara birinci olduğu sıralamada ikinci sırada Çin Halk Cumhuriyeti ve üçüncü sırada ise Japonya bulunmaktadır. Ülkemizin 771,274 dolarlık ekonomiyle 19. sırada bulunduğu bu liste ile İngilizce Yeterlilik Endeksi dünya sıralaması arasında bir değerlendirme yaptığımızda aşağıdaki tablo karşımıza çıkmaktadır. Dünya ekonomisinin lokomotifleri olarak isimlendirilebilecek bu ülkelerin arasında ABD, Birleşik Krallık ve Kanada, İngilizce kendi ana dilleri olduğu için sıralama dışında tutuluyor. Kalan ülkelerden, Çin, Japonya, Almanya, Fransa,  Hindistan, İtalya ve Brezilya, İngilizce Yeterlilik Endeksinde en üst sıralarda olmasa da genellikle kötü yerlerde değiller.

Ülke

Dünya Ekonomi Sıralaması

İngilizce Yeterlik Endeksi Sıralaması

ABD

1

-

Çin

2

40

Japonya

3

53

Almanya

4

10

Birleşik Krallık

5

-

Fransa

6

31

Hindistan

7

34

İtalya

8

36

Brezilya

9

59

Kanada

10

-

Türkiye

19

79

İngilizcenin yukarıda ifade ettiğim önemlerinden biri de ticaret, ekonomi, finans dünyalarında etkin bir şekilde kullanılmasıdır. İngilizce ticaret yapacak bireyler arasında ne kadar yaygınsa, o kadar çok tasarruf sağlar. Küreselleşmenin hızının yavaşladığına dair kanıtlar olsa da, uluslararası ticaret, dünya ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturur. Bu durumda, iş yapma kolaylığı ile bir ülkenin İngilizce yeterliliği ile İngilizce konuşmanın yanı sıra lojistikle ilgili bir dizi gösterge arasında sürekli bir korelasyon buluyoruz. İngilizce eğitimi konusunda olumlu adımlar atan ve bu konuda başarılı olarak addedilen ülkeler, İngilizce becerilerinin ekonomilerin rekabetçi kalmasına yardımcı oluyor ve İngilizcenin ekonomik büyüme için daha geniş düzenlerde oynayabileceği rolü sağlamlaştırıyor. 

2) Basın Özgürlüğü Sıralaması

Eğitim dışı uluslararası endekslerde Türkiye’nin sırası ile İngilizce Yeterlilik Endeksi arasındaki ilişkiyi incelemeye “Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması” ile devam edelim. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün yayımladığı bu rapor; ülkede bulunan çeşitli değişkenlere göre basın özgürlüğü kavramını ülkeler bazında irdeliyor ve 180 ülkenin sıralamasını her yıl tüm dünyayla paylaşıyor. İlk üç sırada  Kuzey Avrupa ülkelerinden Norveç, Finlandiya ve İsveç’in bulunduğu bu listenin 156. sırada bulunan Irak’ın hemen altında ülkemizi görüyoruz. Listenin son sırasında ise Kuzey Kore ve Türkmenistan’ı görüyoruz. Basın Özgürlüğü Sıralaması ile İngilizce Yeterlilik Endeksi arasındaki ilişkiyi incelediğimizde ise, karşımızdaki korelasyon özetle bize şunu söylemektedir: Eğer bir ülkede basın özgürlüğü var ise, o ülkedeki bireylerin İngilizce yeterlilik seviyelerinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz (Diğer etkenler de elbette önemlidir). Bu listede birinci sırada bulunan Norveç, İngilizce Yeterlilik Sıralamasında 3. sırada, ikinci sırada bulunan ve eğitim modelleri hem dünyaya örnek olan hem de eğitimdeki başarısını dünyaya pazarlayan Finlandiya, İngilizce Yeterlilik Endeksinde iyi sayılabilecek bir sıra olan 7. sırada. Son olarak, 3. sırada bulunan İsveç de benzer şekilde endekste 2. sırada gözükmektedir. Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 157. sırada bulunan Türkiye’nin İngilizce Yeterlilik Endeksinde dünya sıralamasında 100 ülke içinde 79. sırada bulunması da bu konudaki genel savı destekler niteliktedir.

 

 

Basın Özgürlüğü Endeksi

 

İngilizce Yeterlilik Endeksi

Norveç

1

3

Finlandiya

2

7

İsveç

3

2

Hollanda

4

1

Danimarka

5

4

İsviçre

6

19

Yeni Zelanda

7

-

Jamaika

8

-

Belçika

9

13

Kosta Rika

10

30

Türkiye

157

79

https://rsf.org/en/ranking

 

3) Hukukun Üstünlüğü Endeksi

Bir diğer önemli endeks ise Hukukun Üstünlüğü Endeksidir. Her yıl dört boyut açısından sunulan veriler ışığında oluşturulan endeks, öncelikli olarak şu kavramlara odaklanmaktadır: Kamuya açık yasalar ve hükümet verileri, bilgi edinme hakkı, sivil katılım ve şikâyet mekanizmaları. Puanlama, genel nüfustan alınan cevaplara ve WJP Hukuk Kuralı Endeksi için toplanan uzman anketlerine dayanmaktadır. Endeksin ülkeler bazındaki genel sıralamasına baktığımızda ise, basın özgürlüğü endeksine ilişkin listedeki tabloya benzer bir tablo çıkıyor karşımıza. İsveç, Norveç ve Danimarka ilk üç sırayı paylaşırken, bu üç ülkenin İngilizce Yeterlilik Endeksindeki yerleri de sırasıyla 2’inci, 3’üncü ve 4’üncüdür. Tıpkı basın özgürlüğü endeksinde olduğu gibi, hukukun üstünlüğünü önceleyen ülkelerde bireylerin İngilizce yeterlilik seviyelerinin yüksek olduğunu elimizdeki verilerle pekâlâ söyleyebiliriz. Hukukun Üstünlüğü Endeksinin en tepesinde bulunan İsveç, İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde 2. sırada, 3.sıradaki Norveç yine 3. sırada, 4. sıradaki Danimarka 4. sırada, 5. sıradaki Hollanda yine aynı şekilde 5. sırada ve son olarak 6. sırada bulunan Finlandiya İngilizce Yeterlilik Endeksinde 7. sırada gözükmektedir. Hukukun üstünlüğü endeksinde 102 ülke arasında 82. sırada bulunan Türkiye’nin İngilizce Yeterlilik endeksinin de son sıralarda bulunması bu konuda da pozitif bir korelasyonun olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

 

Hukukun Üstünlüğü Endeksi

 

İngilizce Yeterlilik Endeksi

İsveç

1

2

Yeni Zelanda

2

-

Norveç

3

3

Danimarka

4

4

Hollanda

5

5

Finlandiya

6

7

Kanada

7

-

Birleşik Krallık

8

-

Avustralya

9

-

Güney Kore

10

37

ABD

11

-

Japonya

12

53

Avusturya

13

8

Estonya

14

28

Germany

15

10

Türkiye

82

79

https://worldjusticeproject.org/our-work/wjp-rule-law-index/wjp-open-government-index/global-scores-rankings

 

4) Küresel İnovasyon Endeksi 

İngilizce Yeterlilik Endeksinde bulunan ülkelerin diğer uluslararası endekslerle ilişkisini incelediğim son endeks ise Küresel İnovasyon Endeksidir. Cornell Üniversitesi ve INSEAD işbirliğinde hazırlanan endekste toplam 129 ülke 2 temel alt göstergeden açısından sıralanıyor. Bunlar inovasyon girdi alt endeksleri ve inovasyon çıktı alt endeksleridir. Bu alt endekslerin de kendi içlerinde çeşitli alt boyutları bulunuyor.  

Küresel İnovasyon Endeksi

 

İngilizce Yeterlilik Endeksi

İsviçre

1

19

İsveç

2

2

ABD

3

-

Hollanda

4

1

Birleşik Krallık

5

-

Finlandiya

6

7

Danimarka

7

4

Singapur

8

5

Almanya

9

10

İsrail

10

-

Türkiye

49

79

https://www.globalinnovationindex.org/gii-2019-report

Listenin ilk sırasında, diğer endekslerde bulunan ülkelerden farklı olarak bu sefer İsviçre’yi görüyoruz. İsviçre’nin hemen ardından daha önce incelediğim endekslerde olduğu gibi İsveç geliyor. İsveç’i ise sırasıyla, ABD,  Hollanda, İngiltere, Finlandiya, Danimarka, Singapur ve Almanya takip ediyor. Bu ülkelerin ortak özelliğinin diğer endekslerde de üst sıralarda olması. İngilizce Yeterlilik Endeksi açısından incelediğimde ise, İsviçre’nin İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde çok üst sıralarda olmasa da 19. sırada kendine yer bulduğunu görüyoruz.  Ardından gelen İsveç, endekste de 2. sırada,  Ayrıca dünya uluslararası öğrenci değerlendirme sıralamalarında genellikle listenin en başlarında ülkelerin küresel inovasyon endeksinde de üst sıralarda kendilerine yer bulmaları elbette bir tesadüf değildir. Öte yandan, 129 ülke arasında 49. sırada bulunan Türkiye’nin bu alanda kendi potansiyelini tam olarak bu sıralamaya yansıtamadığını söyleyebiliriz.

Değerlendirme

Ülkemizde herkesin bu konuda bir tecrübesi ve paylaşacağı bir hikâyesi olduğu için yabancı dil eğitimi tıpkı futbol gibi insanların rahatlıkla yorum yapabildiği ve kendilerini bu konunun uzmanı gibi gördüğü alanlardandır. Gerek İngilizcenin dilbilimsel özellikleri, gerek ülkemizin içinde bulunduğu koşullar, gerekse öğretmenlerin nitelikleri anlamındaki açmazlardan dolayı İngilizce eğitiminde gösterebildiğimiz başarı, diğer alanlardaki (Matematik, Türkçe, Coğrafya) durumdan pek de farklı değildir. Ulusal anlamdaki analizlerin bir adım ötesine geçerek, her yıl milyonlarca yetişkin dil öğrencisinin girdiği sınavdaki verileri dünya ülkeleri bazında sergileyen İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde Türkiye’nin 2011 yılından beri bulunduğu sıralama ile uluslararası eğitim dışı endekslerdeki sıralama bağlamında yaptığım incelemelerin ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşmak mümkün:

1) Daron Acemoğlu’nun ülkede demokrasi kültürünün yerleşmesiyle o ülkedeki kalkınma arasında doğru bir ilişki vardır savını İngilizce Yeterlilik Endeksindeki sıralamamızın diğer endekslerle ilişkisine baktığımızda net bir şekilde görebiliyoruz. Demokrasi kültürünün yerleştiği endekslerdeki sıralamalardan anlaşılan, İsviçre, İsveç, Norveç, Finlandiya, Hollanda ve Danimarka gibi Avrupa ülkeleri, İngilizce Yeterlilik Endeksinde de genellikle üst sıralarda kendilerine yer buluyor.

2) İnovasyonun ortaya çıkabilmesi için bilgiye ulaşma özgürlüğü ve adil rekabet koşullarının oluşmasının önemini yazılarında ısrarla vurgulayan Selçuk Şirin’e göre, iyi bir ekosistem ve yaratıcılığa dayalı bir eğitim sistemiyle onlarca Whatsapp benzeri uygulamanın çıkartılması mümkün. İngilizce Yeterlilik Endeksinin üst sıralarında bulunan ülkelerin küresel inovasyon endeksindeki sıralamalarıyla pozitif bir korelasyon net bir şekilde görülmektedir.

3) Bilgiye ulaşma konusunda en özgür olduğu Dünya Basın Özgürlüğü Sıralamasından da anlaşılan, Finlandiya, Hollanda, İsveç ve Norveç’in bu durumunun doğal bir yansıması olarak İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde de üst sıralarda gözükmesi elbette bir tesadüf değildir.

4) Hukukun üstünlüğü endeksinde yukarıdaki bulgularla benzerlik gösterecek nitelikte bir görüntü karşımıza çıkmaktadır. Bu endekste ilk beş sırada bulunan ülkelerin İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde de üst sıralarda görülmesi hukuk ve eğitim arasındaki pozitif ilişkiyi bir kez daha gösterecek boyuttadır.

 

Branşımın İngilizce olduğunu söylediğim herkesin ilk sorduğu sorulardan biri olan “Hocam, niye İngilizce öğretemiyoruz?” sorusunu hep şöyle yanıtlamışımdır. İngilizce öğretemiyoruz tamam da Türkçe, Matematik ve diğer alanlarda harika mucitler mi çıkarıyoruz? Elbette hayır. Bu yaptığım ve benzer diğer uluslar arası endekslerle daha da zenginleşeceğine inandığım bu incelemeler aslında İngilizce Yeterlilik Endeksi’ndeki sıralamamızı yukarılara çekmenin makro ve mikro düzeyde yapılacak tüm hamlelerin öncesinde düşük seviyelerde gezindiğimiz eğitim dışı alanlara gereken özeni göstermekten geçtiğini göstermektedir. Geçmişte kendimize ait modellerle (Köy Enstitüleri, Maarif Kolejleri, Anadolu Liseleri) bu konuda başarılı hikayelere sahip olan ve doğru adımlarla bu potansiyelini gerçekleştirme kudretine sahip ülkemizin önündeki engelleri aşması pekala mümkün.

Prof. Dr. Cem Balçıkanlı

Gazi Üniversitesi

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)