https://dogakoleji.k12.tr/basvurular/lgs

'Liseden çıkan herkes üniversiteye girebilecek konumda'

Başbakan Yıldırım: "Bugün liseden çıkan herkes üniversiteye girebilecek konumda. "

'Liseden çıkan herkes üniversiteye girebilecek konumda'
Eğitim
Başbakan Yıldırım: "Bugün liseden çıkan herkes üniversiteye girebilecek konumda. Geçmişten gelen birikimler sayılmazsa, kısa bir süre içinde üniversitelerimizin kurulu kapasitesi, lise mezunlarımızdan daha fazla olacak. Onun için yurt dışından öğrenci getirmenin önemine vurgu yapmak istiyorum"
 
Başbakan Binali Yıldırım, "Bugün liseden çıkan herkes üniversiteye girebilecek konumda. Geçmişten gelen birikimler sayılmazsa, kısa bir süre içinde üniversitelerimizin kurulu kapasitesi, lise mezunlarımızdan daha fazla olacak. Onun için yurt dışından öğrenci getirmenin önemine vurgu yapmak istiyorum." dedi.
 
Yıldırım, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Doktora Tevcih Töreni'nde yaptığı konuşmada, şahsına tevdi edilen fahri doktora unvanından dolayı üniversite mensuplarına şükranlarını sundu.
 
Türkiye için taş üstüne taş koyan herkesin, başlarının gözlerinin üzerinde yeri olduğunu ifade eden Yıldırım, bilgi üreterek, teknoloji geliştirerek, marka ve patent alarak, özgün tasarımlar yaparak ülkesini bir adım daha öne çıkaran her vatandaşın, baş tacı olduğunu söyledi.
 
Hasan Kalyoncu Üniversitesi gibi genç üniversiteleri ziyaret etmenin kendisini mutlu ettiğini anlatan Yıldırım, bu ziyaretlerle, aldıkları kararların ne kadar faydalı olduğunu görme fırsatı bulduklarını söyledi.
 
Üniversitenin rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz'ın, bir meslektaşı yani gemi inşa mühendisi olmasının ayrıca mutluluk verici olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Ülkemizin kalkınma ve ilerleme yolunda büyük mesafeler katetmesinde üniversitelerin rolü hiç tartışılmaz. Üniversiteler, evrensel kültür ve bilginin birleştiği yerlerdir. Ayrıca demokrasinin gelişmesi ve güçlenmesinde, üniversitelerin çok önemli yeri var. Üniversitelerin bilgi üretimi, yol göstericiliği olmadan bir ülkenin kalkınması, gelişme sürecini tamamlaması söz konusu değildir. Bu anlayışa, gençlerimize güvenli bir gelecek hazırlamak adına, 16 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz için çalışıyoruz." diye konuştu.
 
Yıldırım, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması için üniversiteye, eğitime büyük önem verdiklerini aktardı.
 
- Yabancı öğrenci sayısı
 
Türkiye'nin 16 yılda, üniversiteye erişimde dünyada ikinci sıraya yükseldiğini, bunun çok önemli olduğunu vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bugün liseden çıkan herkes üniversiteye girebilecek konumda. Geçmişten gelen birikimler sayılmazsa, kısa bir süre içinde üniversitelerimizin kurulu kapasitesi, lise mezunlarımızdan daha fazla olacak. Onun için yurt dışından öğrenci getirmenin önemine vurgu yapmak istiyorum. Üniversitelerimizin toplam kapasitesinin, 7 milyonu aşan öğrencisinin yanında yüzde 21 yabancı öğrenci olacağını düşünürsek, 1,5 milyona yakın yabancı öğrenci olması lazım. Ancak bunun onda biri kadar, en fazla 150 bin yabancı öğrenci var. Bu alanda üniversitelerimizin, özellikle çeşitli ülkelerden öğrenci getirecek daha fazla faaliyet içine girmesi lazım. Bunu bir kazanç kapısı olarak görmüyoruz. Buraya gelecek her öğrenci, tahsil hayatı boyunca Türkiye'yi ve Türk insanını tanıyacak ve ömrü boyunca da memleketinde bizim memleketimizi anlatacak. Türkiye'ye karşı zihninde, yaşamında özel bir anlam olacak. Bunu biz tecrübe ile gördük."
 
- "Üniversitelerde insanın özgüveni de gelişiyor"
 
Yıldırım, üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre piyasada çalıştığını, 40 yaşından sonra Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ile yurt dışında okumaya karar verdiklerini, Dünya Denizcilik Üniversitesi'nde yüksek lisans yaptıklarını belirtti.
 
Dünya Denizcilik Üniversitesi'nin, bulunduğu ülkeden öğrencisinin olmadığını dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:
 
"Bu üniversitenin öğrencileri, 100 farklı ülkeden denizcilik alanında çalışan idareci, uzman vesaire. Bunlar, dünya denizciliğindeki standart farklılıklarını ortadan kaldırmak, can ve mal emniyeti, denizlerin kirliliklerden korunması, deniz ticaretinin geliştirilmesi ve deniz hukuku konularında ihtisas eğitimi yapıyorlar. Bu öğrenciler, ülkelerinin bu konudaki insan kaynağı açığını kapatıyor, ikincisi de buradaki standart farklıkları ortadan kaldırıyor, aynı denizcilik dilini konuşma imkanı getiriyor. Daha da önemlisi, buradan mezun olan insanlar memleketlerine gidiyor, önemli görevlere geliyor. Herhangi iki ülke arasında bir sorun olduğu zaman uzun, meşakkatli diplomatik yollara gerek kalmadan birebir temasla bu konular hallediliyor. Bizim en az 100 ülkede direk temas kuracağımız arkadaşımız oluyor. Onların da aynı şekilde bizimle. O yüzden küresel, vizyonu geniş, dünyaya bir bütün olarak bakabilen, insanların muhakeme kabiliyetlerini geliştiren, analitik düşünce özelliği kazandıran kurumlar üniversitelerdir. Üniversitelerde ayrıca insanın özgüveni de gelişiyor. Sadece okuduğu genel konular değil, memleketin geleceği, hedefleri konusunda da üniversitede okuyan kardeşlerimizin fikirleri oluyor ve bu fikirler, ülkenin geleceğini şekillendiriyor. Bu bakımdan üniversiteyi, 'okuyayım da devlette iyi bir işe gireyim' tarzında görmemek lazım. Bundan daha büyük bir ufukla bakmamız lazım."
 
- Yabancı dil öğrenimi
 
Başbakan Yıldırım, öğrencilere üniversiteyi bitirmeden yabancı dil öğrenmeleri tavsiyesinde bulundu.
 
Üniversitenin ardından yabancı dil öğrenmenin zor olduğunu anlatan Yıldırım, Türkiye'nin önde gelen üniversitesinden mezun olanların ülke dışına çıktıklarında yabancı dillerinin olmadığını gördüklerini aktardı.
 
Ortaokulda, lisede, üniversitede Fransızca okuduğunu ifade eden Yıldırım, "Geriye dönüp baktığımızda bir şey yok. Çünkü yöntem öğretmeye, geliştirmeye yönelik değil. Şimdi çok geniş imkanlar var. Üniversitelerin dışarıda büroları var. Dil öğrenmek için Türkiye'de büyük imkanlar var. Bu arada bunu yaptınız, yaptınız. Yapmazsanız, bu daha sonra çok daha maliyetli olur. Mevsimi geçirdiniz mi, kolay olmuyor. Bu yaşlarda bir iki seferde öğrendiğiniz şeyi o zaman beş sefer tekrarlamanız gerekiyor. Yani 40 yaşından sonra üniversiteye gitme sebebimiz, denizcilikte uzman olmak değil lisan öğrenmek içindi. Gittiğimiz yerde denizcilik alanında diğer öğrencilerden çok daha donanımlıydık, meslekte herhangi bir açığımız yok ama en büyük açığımız lisan, dil bilmemek. O yüzden genç kardeşlerimiz, bu yıllar sizin için altın yıllar. Bu yılları dil öğrenerek geçirin." değerlendirmesinde bulundu.
 
Başbakan Binali Yıldırım, "Fırat'ın batısında durun, doğusuna geçmeyin, böyle bir şey yok. Terörün doğusu batısı olmaz. Terör, bu topraklardan kökü kazınıncaya kadar, bir daha gelmeyinceye kadar bizim için hedeftir. Gereken ne ise onu da yapacağız. Kim varsa arkasında bildiğini yanına koymasın, bu kadar açık." dedi.
 
Yıldırım, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Doktora Tevcih Töreni'nde yaptığı konuşmada, insan hayatının en güzel yıllarının öğrencilik yılları olduğunu belirterek mezun olduktan sonra bu kadar sosyal ilişki, arkadaşlık, dostluk ve rahat zamanın hiçbir zaman bulunamayacağını söyledi. Bu nedenle gençlerin geleceğe yönelik planlarını yapmaları gerektiğini ifade eden Yıldırım, "Ülkeniz ve kendiniz için akademik kariyer mi yapacaksınız, piyasada mı çalışacaksınız veya başka ülkelerde mi iş yapacaksınız? Bunların altyapısını buralarda planlamanız lazım. Bir şekilde kendinizi bir kanala sokup yönlendirmenizde fayda var." önerisinde bulundu.
 
Rekabetin biraz daha kızıştığını, önceden 1 milyon 200 bin olan öğrenci sayısının 7 milyonun üzerinde olduğunu aktaran Yıldırım, bu çerçevede daha fazla öne geçmek için daha fazla gayret gerektiğine işaret etti.
 
Bir ağabey ve bu sıralardan geçmiş biri olarak yaşadığı zorlukları paylaşmaya çalıştığını dile getiren Yıldırım, "Bize böyle yol gösteren falan da yoktu. Türkiye'nin bu kadar imkanı da yoktu." dedi.
 
Mezun olduktan sonra hocasının isteği üzerine asistan olarak üniversitede kaldığını anlatan Yıldırım, bu sürece ilişkin şunları söyledi:
 
"Rahmetli hocam 'Asistan olarak kal.' dedi. Kaldık. Ancak 9 ay dayanabildim ve sonunda ayrıldım. 'Bu iş bana göre değil.' dedim. Hakikaten akademik çalışma yapmayı çok istiyordum. Yurt dışına doktoraya eleman gönderilecek, üç kişi. Kim gidecek? Adaylar belli 3-4 arkadaş var. Bir kural koydular 'Doğum tarihi 1955'ten daha büyük olanlar müracaat edebilir.' diye. Yani küçükler edemez. Benim doğum tarihim 1955. 54, 53, 52 müracaat ediyor, ben müracaat edemiyorum. Bu benim kafama yatmadı ve 'Bu nasıl bir ölçü' dedim. Genç olmak suç mu? Orada karar verdim, ayrıldım. Böylece bizim 9 aylık bir akademik hayatımız oldu. Ondan sonra da kader bizi buralara sürükledi böyle, bu işlere geldik."
 
Yıldırım, üniversitelerin bulundukları şehir ve bölgenin ekonomik, sosyal, beşeri sermayesini geliştirmek gibi bir mükellefiyeti olduğuna işaret ederek gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye'deki üniversitelerin de bulunduğu bölgenin ihtiyaçlarına uygun bir biçimde alan seçmesi gerektiğini vurguladı. Bunu "göç" olayını örnek vererek açıklayan Yıldırım, Gaziantep'in göç konusunda, son 7 yıldır çok büyük bir iş yaptığını, başka ülkelerde orta büyüklükteki şehirler kadar bir nüfusu bünyesinde barındırdığını, onları topluma entegre ettiğini ve bunu da sessiz, sedasız başarılı bir şekilde yaptığını kaydetti.
 
Yıldırım, bunların hepsinin akademik çalışma konusu olması, bu işin sadece lafını yapan ve başka hiçbir sorumluluk almayan ülkelere de akademik toplantılarda, bilimsel çalışmalarda anlatılması gerektiğini belirtti.
 
 

AA

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)