20.09.2012 13:42 | Son Güncelleme: 20.09.2012 13:42

'Okul Korkusu' Çocukların Yaşam Kalitesini Olumsuz Etkiliyor

Yoğun kaygı ve huzursuzluk, yalnızlık kaygısı ve okuldan uzaklaşma isteği olarak tanımlanan okul korkusunun anne ve babaların aşırı koruyucu tutumundan kaynaklandığı belirtildi.
Yoğun kaygı ve huzursuzluk, yalnızlık kaygısı ve okuldan uzaklaşma isteği olarak tanımlanan okul korkusunun anne ve babaların aşırı koruyucu tutumundan kaynaklandığı belirtildi.

Yoğun kaygı ve huzursuzluk,  yalnızlık kaygısı ve okuldan uzaklaşma isteği olarak tanımlanan ”okul  korkusunun” anne ve babaların aşırı koruyucu tutumundan kaynaklandığı  belirtildi. Okul çağındaki her 100 çocuktan 5’inde görülebilen okul korkusunun  çocukların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği bildirildi. Uzmanlar, eğitim-öğretim döneminin yaklaşmasıyla çocuklarda baş ve karın ağrıları, bulantı,  iştahsızlık, keyifsizlik ve uyku düzeninde bozukluğa yol açan problemle mücadele  için ebeveynleri bilinçli olmaları konusunda uyarıyor. İzmir Kent Hastanesi’nde görevli psikolog Nezahat Bingöl, AA muhabirine  okul dönemi yaklaştıkça çocuklarda yoğun kaygı ve huzursuzluk, okula gitmeme  isteği ve yalnız kalma kaygısı olarak karakterize olan duruma ”okul korkusu”  adı verildiğini, çocukların bir kısmı neşe içinde okula giderken, bazılarında ise  tersi durumun görülebildiğine dikkati çekti. Bingöl, her 100 çocuktan yaklaşık 4-5’inde okul korkusunun  görülebileceğini vurgulayarak, belirtilerinin baş ve karın ağrıları, bulantı,  iştahsızlık, keyifsizlik, uyku düzeninde bozukluk, okul sorumluluklarının yerine  getirilmesinde aksamalar, nedensiz gözyaşları, alıngan ve sinirlilik şeklinde  olabileceğini anlattı.         NedenleriBingöl, anneden ayrı kalma endişesi, velilerin mükemmeliyetçi başarı  beklentisi ve yeni deneyimlerle baş etmekte güçlük yaşanmasının okul korkusuna  yol açtığını belirterek, aşırı koruyucu ailelerin çocuklarında görülme  olasılığının daha yüksek olduğunu bildirdi. Ebeveynlerin çocuklarıyla ilişki kurarken koruyucu ve kollayıcı tutum  takınmaları, yapabilecekleri şeyleri onlar adına yapmaları ve aşırı verici  olmalarının çocukları pasif hale getirdiğine işaret eden Bingöl, ”Bu da ayrılık  endişesini yoğun yaşamalarına neden olmaktadır. Anne ve babanın yoğun endişeli  ruh hali de çocuğa yansır. Çocuk, anne babasının gözünden dünyaya bakar. Endişeli  olmak, ’endişeli bir çocuk yetiştirmek’ demektir” şeklinde konuştu. Okul korkusunun okula yeni başlayan küçük yaş grubundaki çocuklarda  görülebileceği gibi, ergenlik döneminde de görülebileceğini anlatan Bingöl,  ”akut” nitelikteki korkunun uygun yaklaşımlarla giderilmemesi halinde ilerleyen  yaşlarda kronikleşebileceği konusunda ebeveynleri uyardı. Bingöl, ergenlik ve öncesi dönemde rastlanan belirtilerin ilköğretime  başlayan çocuklardaki gibi kuvvetli ve zorlu olmadığını ancak uyum sorunlarına  yol açtığını ifade ederek, şöyle konuştu: ”Kronik okul korkusu zamanla oluşur. Bu korkunun oluşmasında, çocukluk  yıllarındaki akut okul korkusunu da içine alan çeşitli davranış ve problemlerin  rolü büyüktür. Kronik okul korkusu olan çocuklar sadece okulda değil, aynı  zamanda önceden zevk aldıkları faaliyetlerden de uzaklaşmaya başlarlar. Bu çocuklar, ne ders çalışırlar ne de belirli bir ilgi alanında faaliyet  gösterirler. Ev çevresinde sıkıntılı bir biçimde zamanlarını geçirmeye çalışırlar  ve genel olarak sadece okul değil, her şeyden korkmaya başlarlar ve  huzursuzlukları giderek artar.”         Ebeveynlere önerilerPsikolog Bingöl, akut okul korkusunu yenmek ve ilerleyen yaşlarda kronikleşmesini önlemek için ebeveynlere şunları tavsiye etti:-Çocuğun fiziksel yakınmaları varsa doktora götürün.-Tutarlı ve kararlı olun, en ufak bir yakınmada çocuğunuzu evde tutar ve  okula götürmezseniz bunu alışkanlık haline getirir. Pazarlık etmeyin.  Cümlelerinizle alternatif yaratmayın. ”Okula gitmezse eğer başka bir şey  yapabilir” gibi diyaloglarından kaçının.-Küçük çocuk okula alışıncaya kadar öğretmeniyle işbirliği sağlayın. Her  sabah okula gitmenin güzel bir şey olduğu üzerine davranışlar geliştirin.  Birlikte kahvaltı yapın, beraber okula hazırlanın, gerekirse bir süre okula  bırakın.-Akşam okul hakkında konuşun, siz de işte neler yaptığınızı anlatın.-Ders konusunda hemen baskı yapmayın, yüksek beklentilerle çocuğun  özgüvenini düşürmeyin.-Başka çocuklarla kıyaslamayın.
Milliyet
Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn
En Çok Arananlar:

Yorum Yazın

Anketler

Yeni müfredat doğru karar mı, yanlış mı?
Editör Mail