14.12.2017 09:54 | Son Güncelleme: 14.12.2017 09:54

Okul Öncesi ve İlkokul Kademesinde Yaratıcılığı Destekleyen Eğitim Felsefesi: Reggio Emilia

Bilginin çocuk tarafından, akranları ve yetişkinlerle etkileşim halinde yapılandırılmasını hedefleyen; ilişkilere, kültüre ve çevreye büyük önem veren Reggio Emilia felsefesi ile Uğur Okulları, çocukların hem aklına hem ellerine hem de kalbine sesleniyor.
Bilginin çocuk tarafından, akranları ve yetişkinlerle etkileşim halinde yapılandırılmasını hedefleyen; ilişkilere, kültüre ve çevreye büyük önem veren Reggio Emilia felsefesi ile Uğur Okulları, çocukların hem aklına hem ellerine hem de kalbine sesleniyor.

Temelinde “çocuklara ilişkin şeylerin yalnızca çocuklardan öğrenebileceği” fikrini barındıran Reggio Emilia felsefesini benimseyen Uğur Okulları, okul öncesi ve ilkokul eğitimlerini bu çerçevede kurguluyor.


Reggio Emilia Felsefesi Nasıl Doğdu?

İtalya’nın kuzeyinde küçük bir şehir olan “Reggio Emilia”da İkinci Dünya Savaşı’nın bittiği 1940’lı yıllarda çalışmak zorunda olan bir grup ebeveyn, terk edilmiş olan binaları kullanmayı talep eder ve herkesi çocukları için yeni okullar inşa etmeye çağırır.

Reggio Emilia felsefesinin kurucusu Loris Malaguzzi bu okullarda çeşitli eğitim kurumlarından yetişmiş, birbirinden farklı ancak yüksek motivasyona sahip, düşünceleri ve enerjileri sınırsız öğretmenlerle birlikte çalışır. Bu dönemde “çocuklara ilişkin şeylerin yalnızca çocuklardan öğrenilebileceği” fikri Malaguzzi ve arkadaşları arasında kök salmaya ve Reggio Emilia felsefesinin temelleri atılmaya başlanır.

Reggio Emilia Eğitim Felsefesi

Reggio Emilia felsefesinin benimsendiği okullarda çevre çocuğun hayal dünyasını ve yaratıcılığını destekleyecek şekilde düzenleniyor, eğitim ortamları aynı zamanda STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) çalışmaları için de en ideal ortamlar olarak kabul ediliyor.

Reggio Emilia felsefesini benimseyen Uğur Okullarının okul öncesi ve ilkokul sınıflarında öğrenciler yetenekli, meraklı ve değerli kabul ediliyor. Çocuklar bilgilerini kendi eylemleri ve diğer çocuklarla etkileşimleri sonucu oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla çocukların diğer çocuklarla ve yetişkinlerle kurdukları duygusal, sosyal ve zihinsel ilişkilerin niteliği, onların gelişimindeki tüm alanların merkezinde yer alıyor. Reggio Emilia felsefesinde çocuk bilgiyle doldurulacak boş bir levha olarak görülmüyor. Öğrenmeleri için en doğru, en iyi ve en uygun fırsatlar sunulduğunda onların öğrenmeye hazır oldukları kabul ediliyor. Bu felsefe üzerine oturtulan Uğur Okulları okul öncesi ve ilkokul programlarının önemli parçalarından birini de proje çalışmaları oluşturuyor. Projeler çocukların doğuştan getirdikleri güdülenmiş, usta araştırma ve merak güçleriyle derinlemesine araştırma yaparak gerçekleşiyor. Amaç, çocukların sorularına yanıt bulmak ve bunlar üzerine çalışma yapmalarını sağlamak.



Reggio Emilia felsefesinin bir diğer temel özelliği ise; çocuklara somut yaşantılar sunularak yeni keşifler yapmalarına fırsatlar sağlanması. Çocuklar sırasıyla araştırma, üretme ve hipotezlerini test etme aşamalarından geçiyor ve resim çizme, heykel, dramatik oyun gibi bir çok sembolik yolla kendilerini ifade etme imkanı buluyor.

“İş birliği” kavramı Reggio Emilia yaklaşımının önemli mihenk taşlarından biridir. İlk göze çarpan temel özellik “iş birliğine” dayalı bir öğrenme sistemi olmasıdır. Özellikle iş birliği nosyonu vurgulanarak, sosyal bir yapı içinde, “diyalog ile öğrenme” kavramı vurgulanır.



Reggio Emilia Eğitim Ortamları

Reggio Emilia felsefesini benimseyen okullarda ışığa verilen önem gereği pencerelerin yerden tavana kadar uzanması, odalar arasında camların bulunması aydınlığı ve akışı sağlıyor. Felsefeye uygun olarak Uğur Okulları sınıf ve koridorlarında bulunan “Konuşan Duvarlar” adı verilen pano yerine kullanılan alanlar çocuklara verilen değerin bir göstergesi ve diğer çocuklarla iletişim kurmanın bir aracı olarak, yaptıkları çeşitli çalışmalarla dolduruluyor. Okullarda doğal materyaller ve sanat malzemeleriyle dolu olan, stüdyo ve laboratuvar birleşimi “Atelier” adı verilen bir atölyesi bulunuyor. Uğur Okulları Sanat Atölyeleri’nde öğretmen ve öğrencilerle birlikte çalışan “Atelierista” (görsel sanatlar öğretmeni), yürütülmekte olan projeyle ilgili haftalık aktivitelerin planlanmasına yardım ediyor, bu aktiviteler öğrencinin kil, resim, kolaj, heykel gibi yeni araçlarla kendini ifade etmesine yardımcı oluyor.

Uğur Okullarında her bölüm bir öğrenme alanı olarak kabul ediliyor ve çevrenin düzenlenmesinde çocukların tüm duyularına hitap edilmesi esas alınıyor. Alanlar çocukların fikirlerini birbirleriyle paylaşabilmelerine olanak sağlıyor. Öğrencilerin gerçekleştirdiği projelerin ve çalışmaları çıktıları, Reggio Emilia felsefesi kapsamında tasarlanan okul koridorlarındaki “Ürün Sergileme Tezgahları” ile sergileniyor. Sınıflar genel olarak çocukların yaptıkları, düşündükleri, hissettikleri, merak ettikleri ve sorguladıkları bir projede, iki ya da üç çocuğun birlikte çalışabileceği ortamlar olarak kurgulanıyor. Branş dersleri için özel olarak oluşturulmuş alanlarla, öğrencilerin akademik, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimleri en iyi şekilde destekleniyor.



Proje Çalışmalarının Erken STEM Eğitimi ile İlişkisi

Reggio Emilia felsefesinden hareketle Uğur Okullarında projeler eğitim anlayışının temelini oluşturuyor. Projeler aracılığıyla öğrencilerin yaşamı tanımaları amaçlanıyor, “proje yaklaşımı” sayesinde öğrenciler araştırma sürecine aktif bir şekilde katılıyor. Türkiye’de ilk defa okul öncesi ve ilkokul kademelerinde erkenSTEM yaklaşımının uygulayan Uğur Okulları, bu yaklaşım ile öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeyi ve ileriki yaşamlarında STEM alanındaki çalışmalara ve mesleklere olan ilgilerini arttırmayı hedefliyor. Bu yaklaşımlar ile araştırma, gözlem yapma, soru sorma ve yaşayarak öğrenmeyi teşvik etme gibi başlıklar konusunda öğrenciler destekleniyor.


Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Anketler

LGS sonucunuzdan memnun musunuz?


Editör Mail