11.01.2017 11:10 | Son Güncelleme: 11.01.2017 11:10

Öğretmenlerin kaderini belirleyen ekip

İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı’nın en hareketli departmanlarından biri. Bir milyona yakın öğretmen ve personel atama, yükselme ve yer değiştirme talepleri için onlara başvuruyor.
İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı’nın en hareketli departmanlarından biri. Bir milyona yakın öğretmen ve personel atama, yükselme ve yer değiştirme talepleri için onlara başvuruyor.



İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı’nın en hareketli departmanlarından biri. Bir milyona yakın öğretmen ve personel atama, yükselme ve yer değiştirme talepleri için onlara başvuruyor. Genel Müdür Hamza Aydoğdu başkanlığında çalışan ekip kapılarını Hürriyet’e açtı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) kuşkusuz en önemli departmanlarından biri, İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü. Bir milyona yakın öğretmen ve personelin atama, yükselme ve yer değişiklikleri bu bölümde yapılıyor. Genel Müdür Hamza Aydoğdu ile birlikte 320 kişi çalışıyor. 15 Temmuz sonrası da en yoğun yerlerden biri oldu. Binlerce öğretmenin kaderi bu bölümdeydi. Bugüne kadar pek kamuoyu önüne çıkmayan ekip İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu başkanlığında Hürriyet’e konuştu:
 

15 TEMMUZ SONRASI CUMHURİYET TARİHİNİN EN YOĞUN GÜNLERİYDİ

Son aylarda MEB, Cumhuriyet tarihinin en yoğun günlerini yaşadı. Darbe girişiminden sonra kapanan okullarla ilgili öğretmenlerin tüm çalışmaları bize devredildi. Öğretmen ve yöneticilerinin ne olacağıyla biz ilgilendik. Bu yıl olağanüstü bir dönem olduğu için iki kez il dışı, iki kez iller arası ve özür ataması yapıldı. 30 bine yakın öğretmen ihraç edildi, bunların yerine sözleşmeli öğretmen atandı. Bu süreç içinde bütün arkadaşlarımız hem merkez hem taşrada canla başla çalıştı. Gece yarılarında telekonferanslar yaptık, bilgiler istedik. Online çalıştık.

YILDA 300 BİNE YAKIN ÖĞRETMEN YER DEĞİŞİKLİĞİ İSTİYOR

Yılda ortalama 300 bine yakın öğretmen yer değişikliği istiyor. Biz 100-110 bin arası öğretmenin yerini değiştiriyoruz. Eş durumu, sağlık, can güvenliği gibi nedenlere bu istekler geliyor. Mümkün olduğu kadar imkânlar ölçüsünde öğretmenlerin taleplerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Bütün başvuruları elektronik ortamda alıyoruz. Hizmet puanına bakıyoruz. Öğretmen istediği bir okula kaç puanla atandığını görüyor. Şeffaf bir uygulamamız var. İlk atamalarda da yılda yaklaşık 200-250 bin öğretmenin başvurusunu değerlendirerek 50 bin öğretmeni sisteme katıyoruz. Elbette ki 900 bin civarında öğretmen olduğu zaman ister istemez bazı sorunlar da yaşıyoruz.

OKUL MÜDÜRLÜĞÜ MESLEK DEĞİL

Atama işlemlerinde belirli kurallar var. Yönetmeliklerle belirlenmiş bu kurallara göre iş ve işlemleri yürütmek bizim görevimiz. Bir sistem kurulduğu için problemimiz olmuyor. Ama yine de en çok itiraz okul müdür ve yardımcılarının görevlendirilmelerinde yaşanıyor. Çünkü kanunda yöneticilik artık ikinci bir görev oldu. Okul müdürlüğü ikinci bir görevdir; asıl olan öğretmenliktir.

DİĞER BAKANLIK PERSONELİNİN EŞLERİNİN TAYİNİ BİZİ ZORLUYOR

Personelimiz arasındaki yer değişikliğinde her şey kurala bağlı. Bunun haricinde sadece özür grubu, can güvenliği, eş durumu gibi kendi personelimiz arasında olan yer değişikliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Ancak personelimizin, öğretmen ve memurların birçoğunun eşleri MEB dışındaki yerlerde çalışıyor ve bir hayli fazla. Personelinden yana davranan bakanlık biziz. Yardımcı olabilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Diğer bakanlıklar bu kadar esnek davranmıyor. Bizim teşkilatımız çok yaygın. Personelimizin Türkiye’nin hemen hemen her yöresinde çalışma imkânı var. Aile birliği gibi bir durum da söz konusu. Bir eşin Van’da diğerinin İstanbul’da çalışması aile birliğini bozuyor. Personelin moralini, motivasyonunu ve performansını düşürüyor. O konularda biraz sıkıntılar yaşıyoruz. Genellikle eşleri istedikleri yerde birleştiriyoruz. İstenen yerler dolu ise ortak başka bir yerde birleştirmeye çalışıyoruz, ama bir şekilde yapıyoruz.

TORPİL OLMA İHTİMALİ YOK

Atamalarımızda torpil olma ihtimali yok. İlk öğretmen atamasında herkesin aldığı puanı yayınlıyoruz. Sonra hangi branştan, kaç öğretmen alacağımızı açıklıyoruz. Puan üstünlüğüne göre tercih alıyoruz ve atama sonucunda da minimum puanları açıklıyoruz. Bunların hepsini kamuoyuyla paylaşıyoruz. İl içi, iller arası özür durumu atamalarında bir öğretmen puan esasına göre müracaat ediyor ve o okuldaki en düşük yerleşen öğretmenin puanını da görebiliyor. Onun için atamalarda iltimasın olması mümkün değil.

Yönetici atamalarında ek-2 diye bir formumuz var. Bu formumuz açılan tüm davalara rağmen geçerliliğini koruyor. Burada mezuniyeti, yüksek lisans-doktorası, başarı belgeleri, ödülleri ile diğer somut çalışmaları değerlendiriliyor ve rakamsal bir puan veriyoruz. Formdan alınan puanın yüzde 50’si değerlendiriliyor ve mülakatın da yüzde 50’si alınarak bir puan oluşturuluyor. Bu puana göre öğretmenlerimizi yönetici olarak görevlendiriyoruz. Sadece yazılı sınava ya da bazı somut kriterlere göre yönetici görevlendirelim diye bir talep var. Bu, her şeyden önce amaca uygun değil. Çünkü netice itibarıyla 1500-2000 kişilik öğrencimizi birilerine emanet ediyoruz. Böyle mesuliyeti yüksek bir göreve gelecek insanın konuşması, giyinmesi, tarzı, üslubu, özgüveni, temsil kabiliyeti vb. hususlarda da değerlendirilmesi için bir heyetin huzurundan geçmesi kadar doğal bir şey yok.

SADECE TEK SORU GÜNDEME GELDİ

Öğretmenleri de mülakatla seçerek atadık. Ölçme Değerlendirme ve Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğü destek verdi. Türkiye’nin 18 bölgesinde 300 komisyon kuruldu. Biz arkadaşlarımızla gittik, o komisyonları gezdik. 300 komisyon iki ay çalıştı. Sadece gündeme gelen konu “Reis kim?” sorusu oldu. Ben, o 300 komisyona ve iki aylık emeğe ciddi anlamda haksızlık yapıldığını düşünüyorum. İnsanın olduğu her yerde hata olabilir, biz bunun olmaması için bütün tedbirlerimizi aldık. Sayın bakanımızın, müsteşarımızın bu konuda bize çok ciddi talimatları oldu. Bütün merkez teşkilatındaki daire başkanları, genel müdürler, müsteşar yardımcıları 18 bölgedeki komisyonları gidip denetlediler, yerinde gördüler. Buna rağmen bir hatadan yola çıkarak bütün mülakat sürecini, bütün emekleri zayi etmenin doğru olmadığını düşünüyorum.

Mülakat komisyonları gelen heyecanlı genç arkadaşlarımızın heyecanını yenmek için “Okulunda ne yaparsın?”, “Hangi takımı tutarsın?” gibi rahatlatma amaçlı ön görüşme yaparlar. Puanlamaya dahil olan böyle bir soru yok. Ama bu bir yerden çıktı ve böyle bir sorudan söz edildi. Bize yansıyan böyle bir soru şekli yok. Bizim sorularımız kapalı zarflarda, mühürlü kutular içerisinde komisyonlara gitti ve komisyonlar huzurunda açıldı. Hazırlanan sorular içerisinde hiçbir şekilde böyle bir soru söz konusu değil. Belki arkadaşlarımızın heyecanını yenmek, mülakata hazır etmek için böyle bir sohbet geliştirmiş olabilirler. 44 bin kişi sözleşmeli öğretmenlik mülakatına girdi, sonuçlara sadece 3 bin 700 kişi itiraz etti.

Haberin devamını okumak için tıklayınız
Nuran Çakmakçı/ Hürriyet

Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Anketler

Çocuğunuza okul seçerken önceliğiniz ne?
Editör Mail