adscode

ALES’TE ÇALINAN SADECE SINAV SORULARI DEĞİL, İNSANLARIMIZIN VE ÜLKEMİZİN GELECEĞİDİR

2005-2013 yılında yapılan ALES sınavlarında soruların çalındığı ortaya çıktı. En az 20 bin akademisyenin sınavının ise şüpheli olduğu tespit edildi.

ozkangogercin@mynet.com

Peki çalınan sadece sınav soruları mıydı? Kesinlikle Hayır. Ülkesine akademik anlamda büyük katkı sağlayacak insanların emeği, özverisi ve geleceği de çalınmıştır. Merak ediyorum, şu an haksız yere görevlerini yapmakta olanların vicdanı gerçekten rahat mıdır? Ya da, binlerce insanın hakkına girmek, onlar için bu kadar kolay mı? Bu soruları, asıl onlar kendilerine sormaları ve kendileriyle yüzleşmeleri gerekir. Ne yazık ki, bu söylediğimi yapamayan insanlar işte böyle bir suça ortak olurlar ve de ne yazık ki hak etmedikleri yerde bulunmaya da devam ederler.

Sınav sorularının çalındığı, yetersiz ve yetkin olmayan insanların yerleştiği bir sistemde, sağlam bir eğitim sisteminden nasıl bahsedebiliriz ki? Ya da, her sistem değişikliğinde bu kadar yanlışın olmasında, bu insanların hiç parmağı yok mudur? Balık baştan kokar misali, biz öncelikle eğitim konusunda dürüst ve hakkını veren insanlar olmadıkça, yapılan yanlışlara göz yumdukça, ne yazık ki bir adım ilerleyemeyiz. Aksine, eğitim olarak daha da geriye gider, sürekli hata ve yanlışlarla kendini tekrarlamaktan başka bir şey yapamayız. Şu an eğitim ve sınav sisteminde yaşadığımız problemler, bu dediğimin bir göstergesi de değil midir?

Bir ülkede sınavları bu kadar ön plana çıkartırsanız, soru çalan insanlarında gerçek olmayan puanlarla bir yerlere yerleşmelerine de engel olamazsınız. Türkiye’de akademisyen olmak isteyenin yolu Ales sınavından geçiyor. Ancak, sadece Ales puanı değil, yabancı dil sınavı ve mülakat da işin içine giriyor. Ama, ales puanı yüksek olanlar, mülakattan ortalama bir puan almış olsalar bile, toplam puan sıralamasında öne geçebiliyor. Bu yüzden, eğer ki soruların çalınmasına ne yazık ki engel olamayan bir ülke isek, ales puanının ağırlığının azaltılıp, mülakat ve yazılı sınav puanlarının ağırlığının arttırmamız gerekir. Çünkü, daha iyi ve dikkatli bir eleme yaparak hem haksız yerleşmeleri önlemek, hem de alana daha doğru ve yetkin insanları kazandırmamız gerekir. Yoksa, bugün 20 bin şüpheli olan akademisyen sayısı, yarın 40 bini de bulabilir. Ve bugün bir şey yapmazsak, yarın çok daha geç olacaktır.

Bununla birlikte, ales sınavında, sadece sözel ve sayısal mantık sorup, başvuracağı alandan hiçbir soru sorulmaması ve sıralamada %50 gibi bir puan ağırlığı verilmesini de çok doğru bulmuyorum. Adayın mesela, psikoloji de yüksek lisans yapacak ise, türkçe-matematik bilmesi mi ağır basmalı, yoksa literatüre hakim olması mı? Tabii ki, akademisyen olacak her insanın belli bir muhakeme ve mukayese yeterliliği olmalı. Ancak, sırf ales puanı orta veya düşük diye, haksız ales puanı alanların da gerisinde kalmamalı. Bu yönde, gereken çalışmalar yapılırsa, üniversitelere daha kaliteli ve doğru insanlar yerleşecek ve ülkemiz bu değerli akademisyenlerimiz ile daha da büyüyecek ve gelişecektir.

Eğitimde her zaman hak edenlerin var olması dileğiyle…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)