Şahin Aybek

Şahin Aybek Biyografi

VOLTAIRE’DEN ROUSSEAU’YA BİR ‘DOĞAL DİN’ OLARAK İMAM HATİP ÖĞRENCİLERİNİN KAYDIĞI DEİZM

04.04.2018 12:46 | Son Güncelleme: 04.04.2018 12:46

Bir Saatçinin, Saati İmal Edip Kurduktan Sonra Saatiyle Olan Aşkın İlişkisi Gibidir

Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, bazı derneklerle ortaklaşa düzenlediği “Gençlik ve İnanç” konulu çalıştayın sonuç bildirgesinde ilginç tespitler yer aldı. Bu sonuçlardan bazıları İmam Hatip öğrencilerinin dini bilgilerdeki tutarsızlık nedeniyle deizm inancına kaydığı ve ders materyallerinin uygun olmadığıydı. Öğrencilerin, anlatılan dini bilgilerdeki tutarsızlık nedeniyle deizme kaydığı, din dersi öğretmeninin öğrencisine uygun model olamadığı, çocukların sorularının ya yanıtsız kaldığı ya da bastırıldığı gibi saptamalar da yapıldı. Hadi gelin, kısaca İmam Hatip öğrencilerinin kaydığı deizmin ne olduğunu ele almaya çalışalım.

                              Bir Cep Saatinin Yapılıp, Kurulup Bir Daha Karışılmaması Gibi

Deizm dendiğinde, sıradan insanların aklına ilk etapta sanki dinsizlik gibi bir şey gelse de, deizm; varlığı akılla bilinen, evreni yarattıktan sonra ona karışmadığı kabul edilen bir Tanrı anlayışıdır. Buradaki evrenin yaratılıp karışılmamasına literatürde cep saati örneği verilir. Yani cep saatinin bir yapıcısı vardır ama saatçi, cep saatini yapar, kurar ve bir daha müdahale etmez. Ve diğer taraftan zaten deizm, Latincede Tanrı anlamına gelen “deus” kelimesinden türetildiği için zaten bu inanışta inançsızlık gibi bir şey söz konusu olamaz. Yukarıda da ifade ettiğim üzere; burada varlığı akılla bilinebilen bir Tanrı anlayışı söz konusudur.

                                                        Deizmde Aşkın Bir Tanrı Fikri Vardır

Dediğimiz üzere; deizmde bir Tanrı fikri vardır ama deizmin Tanrısı aşkınlık fikrine dayanır. Yani evrenden ayrı bir Tanrı vardır ve bu Tanrı, evreni bilgisine ve iradesine uygun bir şekilde yaratmıştır. Bu inanışa göre Tanrı evreni en mükemmel şekliyle yarattığından, başka bir değişiklik yapmasına gerek yoktur. Ve Tanrı, insanların hayatlarıyla ilgilenmediğinden, insanların Tanrı adına ibadet etmesine de gerek yoktur. Aslında deizm, bir yönüyle bilime ve akla dayalı bir din anlayıştır. Ve bu akla ve bilime dayalı anlayıştaki aşkınlık tam da yukarıdaki saatçi örneğindeki gibidir. Yani tıpkı bir saatçinin, saatini imal edip kurduktan sonra saatiyle bir ilişkisinin kalmaması gibi, evrene aşkın bir Tanrıdır bu Tanrı.

                                             Dinin Kitabı Aklın Işığında Analiz Edilmelidir

Deizme göre, vahiy akla uygun olmalıdır ve akıl vahiyle uyum içindedir. Bu nedenle de kutsal kitaplar aklın ışığında ele alınmalı ve dinlerde mucizeler gibi mistik öğelere yer verilmemelidir. Voltaire ve Rousseau’nun temsil ettiği bu anlayış doğal bir dini savunduğundan, peygamberlere ve dinlere gerek olmadığını öne sürer. İşte tüm bu yönleriyle deizm, rasyonel bir teolojiye karşılık gelir. Bu rasyonalitelerin kökleri de XVII. Ve XVIII. yüzyıllarda İngiltere ve Fransa’da Hristiyanlığın akıl-vahiy ilişkisini kurmaya dayanır.

                                               Deizmin Hangi Yönüne Pozitif Bakılmalıdır

Deizme negatif ve pozitif pek çok eleştiri getirmekle beraber, bu inançta bir Tanrı düşüncesinin olması ve Tanrı’nın evren ile olan ilişkisi gibi konuların olması pozitif yön olarak kabul edilmektedir. Deizme negatif olarak yapılan eleştirilerin başında ise İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi dinleri reddetmeleri gelir. 

Kökende Herbert Of Cherbury, Thomas Hobbes, Spinoza ve John Locke’un deizme zemin hazırlayan düşünürler olduğunu ifade edebiliriz. Tüm bu felsefi altyapının üstüne gelişen deizm, aslında popüler anlamdaki dünyaya müdahale etmeyen, yarattıklarına müdahale etmeyen bir Tanrı inancının ötesinde bir anlayıştır. Bu anlayış bir yönüyle mekanik evren modeline dayanır. Yani onlara göre dünya bir makine gibidir ve dünyanın işleyişi makine tarzı doğa yasalarına bağlıdır. 

Evet, deistler doğal bir dine inanırlar. Tanrı olarak da akılla temellendirilip kavranan bir Tanrı’yı kabul ettiklerinden, dinlere ve peygamberlere gerek duymazlar. İşte, İmam Hatiplerde öğrencilerimizin kaydığı deizm böyle bir şey. Öğrencilerimizin niye deizme kaydıklarının nedenleri de tüm boyutlarıyla ayrı bir yazının konusu olarak kalsın. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…

Yorum Yazın

Şahin Aybek Diğer Yazıları

BAŞKANLIĞA GEÇERKEN BİR MODEL OLARAK ABD EĞİTİM SİSTEMİNİN YÖNETSEL YAPILANMASI 03 Temmuz 2018 - 11:35
“ÂLİMİN ÖLÜMÜ ÂLEMİN ÖLÜMÜ GİBİDİR” DEDİRTEN FUAT SEZGİN 01 Temmuz 2018 - 15:00
79. MİLLİ EĞİTİM BAKANINI AÇIKLIYORUM 26 Haziran 2018 - 13:18
EĞİTİMİMİZİ İDEOLOJİLERDEN, AŞILAMALARDAN NASIL KURTARABİLİRİZ? 22 Haziran 2018 - 11:48
EĞİTİM HANGİ GÖRÜŞTEN OLURSA OLSUN, SİYASİ GÖRÜŞLERİN OYUN VE HESAPLAŞMA ALANI OLAMAZ 21 Haziran 2018 - 17:11
EĞİTİMİMİZİN EĞİTİLEN, EĞİTEN VE EĞİTİM EYLEMİ BOYUTLARI… 20 Haziran 2018 - 10:51
EĞİTİMİN SAADET’İ BİLGE’CE DEĞİŞTİR’MEKLE Mİ MÜMKÜN? 19 Haziran 2018 - 11:25
DÜNYADAKİ BÜYÜK DEĞİŞİMİ EĞİTİMLE YAKALAMALIYIZ 18 Haziran 2018 - 12:32
ÖĞRENCİLERİMİZE NEYİ ÖĞRETMEK DAHA DEĞERLİ VE GEREKLİDİR? 12 Haziran 2018 - 12:01
EĞİTİMDE DEVLET AKLINI YOK EDERSENİZ; EĞİTİMDE YARGISIZ İNFAZLARDAN YARGILI İNFAZLARA GEÇİP, EĞİTİMİ DE YOK EDERSİNİZ 07 Haziran 2018 - 11:29
KOMPLE KAPATILMASI GEREKEN İLKSANIN YÖNETİM VE DENETİM KURULU ÜYELERİ NASIL SEÇİLMEKTEDİRLER VE NE KADAR MAAŞ ALMAKTADIRLAR? 31 Mayıs 2018 - 13:26
EĞİTİMDE TEBEDDÜL-İ ESMA İLE HAKAİK TEBEDDÜL ETMEZ 29 Mayıs 2018 - 13:22
EĞİTİMİN CANLARINA DOKUNARAK “MİLLETVEKİLLİĞİ YAPMAK” İLE “MİLLETVEKİLİ OLMAK” FARKINI GÖSTEREN CEYHUN İRGİL 28 Mayıs 2018 - 10:36
EĞİTİM SENDİKALARI KENDİLERİNİ EĞİTİM BÜROKRASİSİNİN YERİNE KOYARSA DEVLET İÇİNDE YENİ PARALEL YAPILAR OLUŞUR 25 Mayıs 2018 - 14:34
SEÇİMLERDEN SONRA MEB’DE KAÇINILMAZ BİR DEĞİŞİM OLACAK, AMA AMERİKA’YI YENİDEN KEŞFETMEYE DE GEREK YOK 24 Mayıs 2018 - 11:47
YANLIŞ İNSAN KAYNAKLARININ MEB’E MALİYETİ NEDİR VE BU KONUDA NE KADAR TAZMİNAT ÖDENMİŞTİR? 23 Mayıs 2018 - 11:47
MEB OLARAK NİYE 64 YILDIR EĞİTİMDE YERİMİZDE SAYIP DURUYORUZ? 22 Mayıs 2018 - 15:29
MARX’TAN GRAMSCİ’YE ELEŞTİREL EĞİTİM FELSEFESİNİN EĞİTİMİMİZE NE GİBİ KATKILARI OLABİLİR? 21 Mayıs 2018 - 10:32
SİYASİ PARTİLER MİLLİ EĞİTİM BAKANLARINI VE EĞİTİM ÜST KADROLARINI ŞİMDİDEN AÇIKLAMALIDIRLAR 16 Mayıs 2018 - 23:53
SEÇİMLERE GİDERKEN PARTİLERE, ADETA AŞİL TOPUĞU KESİLMİŞ EĞİTİMİMİZİN SORUNLARI BAĞLAMINDA RASYONEL TERCİHLER VE ÖNERİLER… 16 Mayıs 2018 - 10:34
MEB, BAKANIN SÖYLEDİĞİ MUTLULUK EĞİTİM BAKANLIĞINA NASIL EVRİLİR? 15 Mayıs 2018 - 16:04
YAVUZ BİNGÖL’DEN SARTRE’A, EĞİTİMİN TEMELİ OLARAK ÖZGÜRLÜK SORUNSALI 14 Mayıs 2018 - 12:27
ANNEM BENİ GÖKTEN YERE İNDİRDİ, ÖĞRETMENİM YERDEN GÖĞE YÜKSELTTİ 13 Mayıs 2018 - 10:45
SAYIN İSMET YILMAZ; ENDÜSTRİ 4.0’A, EĞİTİM 4.0 VE ADALET 4.0 İLE DESTEK VERMELİYİZ 11 Mayıs 2018 - 10:19
SCHEFFLER’DAN HARDİE’YE EĞİTİME YÖNELİK SİSTEMATİK BİR SORUŞTURMAYI NASIL YAPABİLİRİZ? 10 Mayıs 2018 - 10:12
JOHN DEWEY’İN PRAGMATİK EĞİTİM FELSEFESİYLE DEMOKRASİYİ OKULLARDA BİR HAYAT TARZI OLARAK YAŞATABİLİR MİYİZ? 08 Mayıs 2018 - 10:49
MUHARREM İNCE İLE EĞİTİMDE DE “1 İLERİ 5 GERİ” DEN, TAM GAZ İLERİYE Mİ? 07 Mayıs 2018 - 10:46
ÖĞRENCİNİN KULAĞI KADAR AĞZI DA VARDIR DİYEN BUBER’İN METAFORLARI 04 Mayıs 2018 - 11:31
NİHİLİST NİETSCHE’NİN EĞİTİM FELSEFESİYLE SADECE BİR VİDAYI ÇEVİRMEDE USTA UZMANLAŞMA NASIL ÖNLENİR? 03 Mayıs 2018 - 13:27
EĞİTİM BİLİMİN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKMELİDİR DİYEN MODERNİZMİN NATÜRALİST ROUSSEAUCU EĞİTİM FELSEFESİ 02 Mayıs 2018 - 15:24