adscode
adscode
adscode
adscode

Özel Öğretim Kurumu Öğretmenleri

alaaddindincer@egitimajansi.com




Araştırmalar, iş güvencesi, ücret güvencesi ve istihdam koşulları en olumsuz koşullardaki eğitim emekçilerinin özel öğretim kurumlarında görevli öğretmenler olduğunu göstermektedir. Özel öğretim kurumlarında görevli öğretmenlerinin mesleki ve duygusal tükenmişlik düzeyleri kadrolu öğretmenlere göre daha yüksektir. 2016-17 MEB İstatistiklerinde özel okullarda 123 bin 548 yaygın eğitim bağlı özel öğretim kurumlarında ise motorlu taşıt sürücü kurslarında görev yapanlar dahil 57 bin 338 öğretmen görev yapmaktadır. Toplam öğretmen sayısı 180 bin 886’dir.

Söz konusu kurumlarda diğer hizmet verenlerin sayısının 60 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. 240 bin 886 kişinin hizmet verdiği bu alanda hiçbir örgütlülüğün olmaması oldukça manidar görülmesi gereken bir durumdur. Öğretmenler belirli süreli hizmet sözleşmesi ile çalışırken, diğer hizmetlerde çalışanlar iş kanununa tabi olarak işçi statüsünde çalışmaktadır. İstanbul’da aylıklar özel okullarda net 2800 ile 3500 lira arasında değişmektedir. Anadolu’da bulunan özel okullarda aylıklar daha düşük olabilmektedir. Özel öğretim kursları ile özel etüt merkezlerinde çalışanların aylıkları ise net 1000 lira ile 4 bin lira arasında değişmektedir.

Dershanecilikle başlayıp; 6528 sayılı kanunla Dönüşüm Programına dahil olup, Temel Lise, Dönüşüm Ortaokulu ya da Etüt Eğitim Merkezi olarak faaliyet gösteren kurumlar ülkemiz eğitim sistemi içinde karlılığı ön plana çıkaran faaliyet alanıdır. Dönüşüm Programının uygulanması aşamasında; Anayasa Mahkemesi’nin 6528 sayılı kanunun bazı maddeleriyle ilgili verdiği karar nedeniyle, dershanelerin yerini tutacak Özel Öğretim Kursları ve Etüt Eğitim Merkezleri’nin kuruluşuna izin verildi. Özel Öğretim Kursları, lise ve dengi okul öğrencilerinin, Etüt Eğitim Merkezleri de, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin sınavlara hazırlık programlarının yürütüldüğü faaliyet alanı olarak devreye girdi. Olağanüstü dönemle birlikte, 687 sayılı KHK ile Etüt Eğitim Merkezleri kapatıldı ve Özel Öğretim Kursları’nın yalnızca bir Bilim Grubu’ndan faaliyet göstereceği mevzuata girdi.

Dershaneciliğin karlı bir sektör olmasında, öğretmen işsizliğinin önemli bir payı bulunmaktadır. Dershanecilik sektörünü büyüten faktörler arasında eğitim sisteminin sınava endeksli olması, MEB ile YÖK arasındaki koordinasyon eksikliği ve öğretmen işsizliği sayılabilir.

Dershane öğretmenlerinin çoğunluğunun mesleklerini isteyerek tercih ettikleri o yıllarda yaptığımız araştırma verileriyle doğrulanmış bir durumdur. Dershane ortamlarında çalışmaya alışmış öğretmen ve uzman öğretici grubuyla, dönüşüme dahil olan Temel Liseler faaliyetlerini sürdürmeye halen devam etmektedirler. Zira, bu liselerde (Temel Lise) fiilen dershanecilik alışkanlığıyla çalışılmakta ve öğrenciler yalnız ve yalnız üniversite sınavlarına hazırlanmaktadırlar.

Bu mesleğin tercihinde öğretmenliğin saygın bir meslek olarak görülmesinin, ailelerin yönlendirilmesinin, çocuk sevgisinin ve ÖSS puanlarının etkisi bulunmaktadır. Mesleği isteyerek tercih etmiş olmalarına rağmen, dershane öğretmenleri çalışma koşullarından kaynaklı olarak mesleğe yabancılaşma, mesleki tatminsizlik ve öz saygının aşınması sorunlarını yaşamaktadırlar. İki dershane öğretmeninin anlatımları yaşananları somut olarak yansıtmaktadır. “Biz öğretmenlik ve eğitim yapmıyoruz öğrencilere haplar veriyoruz. Standart bir plan var. Şu soru, şu çözüm. Bütün ilişkimiz bununla sınırlı. Öğrenciler de bize öğretmen olarak bakmıyorlar. Önemli olan o sorunun çözümünü öğrenmesi. (…) O çocuğun ruh haline inebilmek, onunla iletişim kurabilmek mümkün değil. Sizi sürekli denetleyen bir şey var. Bugün ne kadar konu işledik, ne kadar soru çözüldü kaçına yanlış cevap verildi…” (Dershane Öğretmeni)

Dershanelerde öğrenci de öğretmene öğretmen olarak bakmıyor. Ona vermesi gerekeni versin yeter, bu bilgisayar ya da robot da olabilir. Yeter ki bilgiyi kendisine versin. Bu rahatlıkla hareket ediyor. (…) Parayı veririz, karşılığında hizmeti verirsin yaklaşımı var” (Dershane Öğretmeni)

İşsizlik baskısı altındaki Özel Öğretim Kurumu öğretmenleri iş güvencesi ve sosyal haklar açısından kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlere göre daha olumsuz koşullarda çalışmaktadırlar. İş sözleşmeleri; kadrolu ya da yıllık ve ya süreli olarak ders saat ücretli yapılmakta ve de çoğunlukla sigorta primleri olması gereken düzeyin altında tahakkuk ettirilmektedir. Sözleşmelerin bir yıllık (kadrolu) ya da bir yıldan az (ders saat ücretli) yapılıyor olması, özel öğretim kurumlarında görevli öğretmenleri yılın belli aylarında işsizlik sorunu ile karşı karşıya bırakmakta, sürekli belirsizlik içinde kalmalarına yol açmaktadır.

Özel öğretim kurumları kurucuları ya da işverenlerinin bazılarının birisi MEB’e verilmek üzere resmi fakat kağıt üzerinde kalan, diğeri ise öğretmenler aralarındaki asıl ilişkiyi belirleyen iki ayrı sözleme yaptıkları kamuoyunda söylenegelmektedir. Aday öğretmen olarak göreve başlayan üniversiteden yeni mezun olanların; işverenler ve özel öğretim kurumu yöneticileri karşısında son derece savunmasızdırlar. Bu durm, angarya dahil istimrar edilmelerine yol açmaktadır. Adaylık süresince, özlük haklarının asgari düzeyde tutulması ve adaylığın kaldırılmasında işverenin insiyatif sahibi olması ek bir stres kaynağıdır.

Özellikle yeni mezun öğretmen adayları; deneyimleri olmaması nedeniyle ve işsizlik kaygısıyla asgari ücret ve altında ücretlerle çalıştırmaktadırlar. Sektörde öğretmenlerin ücretleri arasında astronomik farklar bulunmaktadır. Özel öğretim kurumalarında görevli öğretmenlerin ücretlerle ilgili başka bir sorunu ise ücretlerinin genellikle zamanında ödenmemesidir. Çalışma koşullarının son derece olumsuz olması, bazen sezon ortasında öğretmenlerin işi bırakmasına neden olmaktadır. Böylesi bir sorunla karşılaşmak istemeyen dershane yöneticileri, sözleşme yaparken öğretmenlere boş senet imzalatmaktadırlar. Aslında suç teşkil etmekte olan bu durum özel öğretim kurumaları öğretmenlerine, özel öğretim kurumu yönetimine kölece uymak dışında bir seçenek bırakmamaktadır.

Sigortaları yapılmış özel öğretim kurumu öğretmenleri bütün sigortalılarla aynı sağlık güvencesine sahip olmalarına rağmen, hastalandıklarında istirahat haklarını kullanmamaktadırlar. Sedyeyle de olsa işe gelmeleri beklenmekte, aksi taktirde farklı bahanelerle işlerine son verilebilmekte ya da ücretleri keyfi bir şekilde kesilebilmektedir.

Özel Öğretim Kurumlarında Öğretmenler Arası Rekabet ve İşverenle İlişkiler

Rekabet özel öğretim kurumu öğretmenlerini iki şekilde etkilemektedir: Özel öğretim kurumları arası rekabet ve özel öğretim kurumu içinde öğretmenler arası rekabet. Bu durum öğretmenler arasında güvensizlik ortamına yol açmaktadır. Özel öğretim kurumu öğretmenleri bu nedenle koşullarını muz kabuğu piyasası olarak nitelemektedirler. Özel öğretim sektöründe yönetici-öğretmen ilişkileri yerine, işçi-işveren ilişkileri hakimdir. Öğretmenler mesleklerinin ideallerindeki saygınlığı ile uyuşmayan muamelelere maruz kalmaktadırlar.

Özel Öğretim Kurumu Öğretmenleri Üzerindeki Denetim

Özel öğretim kurumu öğretmenleri işveren, öğrenci ve veli tarafından denetlenmektedirler. Bazı özel öğretim kurumlarında uygulanan kameralı sistem öğretmenleri sürekli denetim altında tutmaktadırlar. Öğrencinin dileği saatte öğretmenini arayabilme kuralı, özel öğretim kurumu öğretmenleri için özel yaşamlarını da etkileyen bir stres kaynağına dönüşmüştür.

Esnek, Güvencesiz İstihdam ve Cinsiyet

Yapılan çeşitli araştırmaların bulguları ücretli ya da sözleşmeli çalışan özel öğretim kurumu kadın öğretmenlerinin pek çok konuda açık ya da örtük ayrımcılığa maruz kaldıklarını göstermektedir.

Özellikle ders dağılımı ve izinler konusunda ücretli ve sözleşmeli kadın öğretmenler, kadrolu kadın öğretmenlerle karşı karşıya bırakılmaktadırlar.

Erkek öğrenciler, özellikle ücretli kadın öğretmenlerin otoritesini tanımamaktadırlar.

Evlilik ve çocuk, özel öğretim kurumunda işten çıkarma gerekçesi sayılmakta, çoğunlukla işe alım esnasında evlenmeme ve çocuk yapmama koşulu getirmektedir.

Özel öğretim kurumları kadın öğretmenlere vitrin malzemesi şeklinde yaklaşılmaktadır.

Araştırmalar, iş güvencesinden yoksunluğun, kadın öğretmenlerin iş yerinde cinsel tacize uğramalarını ve buna karşı mücadele etmelerini olumsuz bir şekilde etkilediğini göstermiştir

Sonuç olarak, Özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler 5580 Sayılı yasa da yapılan değişikliklerden önce göreve başladıkları öğretim kurumlarında alacakları aylıkları devlette göreve başlayan bir öğretmenin aylığının altında olamazken, yasada yapılan değişiklikler ile bu madde hükmü kaldırılarak serbest ücret ödemesi ile tam bir emek sömürüsünün çarkları arasına itilmiş oldular. Benzer durum özel öğretim kursları ile özel etüt merkezleri içinde geçerlidir. Yasada özel öğretim kurum emekçilerinin sendikalaşmasının önünde bir engel bulunmazken, fiili durumlar, sözleşmelere konulan örgütlenmeyi engelleyici hükümler ve işlerini kaybetme kaygısı nedeniyle sendikalaşmaları mümkün olamamaktadır. Sendikalı olamadıkları gibi herhangi bir demokratik kitle örgütü veya oda bile kuramamaktadırlar.

Özel öğretim kurumlarında çalışan 240 bin eğitim emekçisi ile özel üniversitelerde 60 bin bilim emekçisi çalışanlar birlikte düşünüldüğünde yaklaşık 300 bin kişi herhangi bir örgütlenmenin içinde olamamaktadırlar. Bu durum ülkenin büyük bir ayıbı olarak ortada durmaktadır. Bütün bu olumsuz tablonun sorumlusu sermaye birikim rejimini eğitim alanı üzerinden yeniden yapılandırmayı amaçlayan yeni liberal politikaları uygulayan özel okul işverenleri ile bu politikaları cesaretlendiren siyasi iradenin omuzlarındadır. Yurttaşların vergilerini teşvik olarak özel öğretim kurumlarına aktaran zihniyet, oluşan bu ucuz emek sömürüsü, adaletsizlik ve hak yoksunluğunun bir an önce sona erdirilmesi için gerekli denetim ve yaptırımları uygulamaya koymalıdır.

Bu alanda yaşanan sorunlar işverenlerin etik olmayan bir takım tutumlarından dolayı giderek büyümektedir. Büyüyen bu sorunlar bir sarmaşık gibi özel öğretim kurumlarını ve özel üniversiteleri sarmalamaktadır. Hükümet daha fazla zaman kaybetmeden bu alanda yaşanmakta olan adaletsizliklere karşı emeğe ve insana duyulan saygının bir göstergesi olarak adım atmalıdır. Ayrıca bir çağrıda özel öğretim kurumları ile özel üniversitelerde görev yapan çalışanlara yapmak istiyorum. Uğratıldığınız mağduriyetlerin önüne geçebilmek, yaşadığınız sorunlara çözüm üretebilmeniz için gölgenizden çıkmaya, cesaretli olmaya kendinizi örgütleyecek kurumları kurmaya adım atmalısınız. 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)