adscode

"Gerekirse TEOG uygulamalarına tamamen son verilmeli"

Prof. Dr. Nizamettin KOÇ'un Beşincisi düzenlenen “Eğitimde ve Psikolojide Ölçme ve Değerlendirme Kongresi"yle ilgili değerlendirme yazısı...

"Gerekirse TEOG uygulamalarına tamamen son verilmeli"
Eğitim
Prof. Dr. Nizamettin KOÇ, 1 - 3 Eylül 2016 tarihleri arasında Antalya'da Akdeniz Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen "V.ULUSAL EĞİTİMDE VE PSİKOLOJİDE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME KONGRESİ"nde ele alınan konu ve tartışmaları üzerine bir yazı yazdı.
“ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME KONGRESİ”NİN ARDINDAN
Prof. Dr. Nizamettin KOÇ

İlki 2008 yılında Ankara Üniversitesinde, İkincisi 2010 yılında Mersin Üniversitesinde, Üçüncüsü 2012 yılında Bolu İzzet Baysal Üniversitesinde, Dördüncüsü 2014 yılında Hacettepe Üniversitesinde yapılan “Eğitimde ve Psikolojide Ölçme ve Değerlendirme Kongreleri”nin, Beşincisi ,1 – 3 Eylül 2016 tarihlerinde Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilmiştir.

Kongreye, Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı Merkez ve taşra teşkilatı başta olmak üzere, Türkiye’nin her tarafından, çeşitli resmi ve özel kurumlarda ölçme ve değerlendirme alanında çalışan uzmanlar, akademisyenler, Lisansüstü program (Yüksek Lisans ve Doktora) öğrencilerinden oluşan yaklaşık 400 kişilik geniş bir grup katılmıştır.

Dört “Çağrılı Konuşmacı – Bildiri” ile 139 “Sözlü Bildiri”nin sunulduğu ve tartışıldığı kongre; “Türkiye’de Merkezi Olarak Yürütülen Sınav Uygulamalarının Özellikleri, Eğitim Uygulamalarındaki ve Toplumdaki Etkileri” konulu, beş panel üyesinin katıldığı bir Panel çalışması ile tamamlanmıştır.

Prof. Dr. Nizamettin KOÇ’ un yöneticiliğinde; Prof. Dr. Nükhet DEMİRTAŞLI(Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. Hakan ATILGAN(Ege Üniversitesi), Prof. Dr. Mehtap ÇAKAN(Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. Selahattin GELBAL’ın(Hacettepe Üniversitesi) katılımıyla gerçekleştirilen ve kongrenin genel bir değerlendirmesinin de yapıldığı panelde;

YGS, LYS, KPSS başta olmak son yıllarda, Merkezi sınavlarda yaşanan sorunların (soruların önceden bazı adayların eline geçmesi, şifre skandalı vb) öğrencilerde, velilerde, öğretmenlerde, toplumun tüm kesimlerine büyük bir güvensizliğe ve adalet duygularının zedelenmesine yol açtığı,

Sınavlarda tekniğine uygun hazırlanmamış, ağırlıklı olarak hatırlama ve kavrama düzeyindeki sorular sorulmasının, üst düzey becerilere yönelik ölçme yapmada sınırlı kalınmasının önemli sorunlara yol açtığı,

Çoktan Seçmeli soruların yanı sıra ÖSYM tarafından kullanılmaya başlanan “açık uçlu” (serbest cevaplı) soruların tekniğine uygun hazırlanmadığı,

Merkezi sınavlarda çeşitli engel gruplarına mensup bireylere (görme engelliler, işitme engelliler, ortopedik engelliler vb.), teknolojinin de bize sunduğu imkânlardan yararlanarak, onların bireysel özelliklerine uygun ve gerçek performanslarını ortaya koyabilecekleri sınav ortamları yeterince sağlanamamasının önemli sorunlara yol açtığı,

“Soru İptali” sorunlarına sıklıkla rastlandığı, bu durumlarda ilgililerce uygulanan çözümlerin (İptal edilen soruların tüm adaylarca doğru cevaplandırıldığının kabul edilmesi! gibi), ölçme ve değerlendirmenin temel ilkelerine ters düştüğü,

Merkezi sınavları gerçekleştiren kurumların “ölçme ve değerlendirme uzmanlık alanı”nın destek ve hizmetlerinden yeterince yararlanmamalarının basına yansıyan, yargıya taşınan ve toplumun geniş kesimlerini ciddi düzeylerde rahatsız eden, güven duygularını zedeleyen sorunların ana nedeni olduğu,

Karşılaşılan eğitim sorunlarının çözümünde ilgililerin ilk düşündüğünün yeni bir “Sınav” ya da “Sınavlar” olmasının ve “sınav odaklı öğretim” in öğrencilerin sanatsal, sportif ve kültürel etkinliklere katılmalarını sınırladığı, bunun da onların çok yönlü ve kişilik gelişimlerini olumsuz olarak etkilediği,

Merkezi ölçme sonuçlarından eğitimi geliştirmede etkili bir biçimde yararlanılamadığı,

Merkezi ölçme sonuçlarının “okul ve öğretmenlerin performansını değerlendirme”de yanlış bir biçimde kullanılmalarının önemli sorunlara yol açtığı,

Eğitimde “Sınıf-içi ölçmelerin” ihmal edildiği, öğretmenlerin öğrencilere başarıları için verdiği “not”ların, karar süreçlerinde yeterince kullanılmamasının eğitimi-öğretimi, öğretmenleri ve öğrencileri olumsuz biçimde etkilediği,

Türkiye’nin de katıldığı; PISA, ve TIMSS gibi uluslar arası düzeyde uygulaman sınav sonuçlarından, eğitimi geliştirme çalışmalarında yeterince ve etkili bir biçimde yararlanılmadığı tespitlerinde bulunulmuştur.

Kongre sununda şu önerilerde bulunulmuştur:

Merkezi sınavlar başta olmak üzere çeşitli amaçlarla uygulanan “Test Programları” nın; “ilgili tarafların işbirliğine dayalı olması”, “işin uzmanlarınca geliştirilmesi ve uygulanması” vb başta olmak üzere “iyi bir test programı”nın ayırıcı özelliklerini karşılaması sağlanmalıdır.

TEOG’da yaşanan ciddi sorunlar; öğrenciler, veliler, öğretmenler başta olmak üzere toplumun tüm kesimleri üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alınarak bu merkezi sınavın yeniden değerlendirilmesi, gerekirse TEOG uygulamalarına tamamen son verilmesi uygun olur.

Merkezi sınavlarda kullanılan testleri de içermek üzere, ülkemizde değişik amaçlarla kullanılabilecek testleri, ölçme araçlarını geliştiren – uyarlayan, bunları bünyesinde toplayan, bu testler üzerinde araştırma, geliştirme çalışmaları yapan; ülke düzeyinde kullanılan tüm testler üzerinde bir denetim sistemi geliştirerek uluslararası kuruluş ve uygulamalarla da bütünleşen, bu kapsamda, çağdaş ülkelerdeki uygulamalarda olduğu gibi, psikologların, ölçme ve değerlendirme uzmanlarının testler üzerindeki denetimine olanak sağlayan güçlü bir kuruluşa ihtiyaç vardır.

“Türkiye Test ve Araştırma Kurumu” veya benzeri bir adla kurulabilecek bu kuruluşun (ÖSYM’nin böyle bir kuruluşa dönüştürülmesi düşünülebilir); a) Öğretimi Geliştirme Amacıyla Kullanılan Testler Birimi, b) Rehberlik Amacıyla Kullanılan Testler Birimi, c) Endüstriyel Amaçlarla Kullanılan Testler Birimi, d) Klinik Amaçlarla Kullanılan Testler Birimi, olmak üzere dört ana birimi içerir biçimde örgütlenmesi yararlı görülebilir.

Yine böyle bir kuruluş, topluma sunacağı hizmetler (özellikle insan gücü kaynağının etkili kullanımı, geliştirilmesi, yönetimi ve değerlendirilmesi çerçevesinde toplumun gelişmesine katkıları) dikkate alınarak, Devlet Bütçesi’nden önemli ölçülerde parasal destek alırken; sunduğu hizmetler uyarınca geliştirebileceği bir siteme dayalı olarak, büyük ölçüde kendi kendini finanse edebilen “ÖZERK” bir kuruluş olarak örgütlenmesi sağlanabilir.

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)