adscode

Doğan Görünümlü Şahin Olmak…

byomerorhan@gmail.com




Değerli okuyucular, şuan bu yazıyı okuduğunuza göre okumayı seviyor olmalısınız. Bence şanslı ve farklısınız. Farkınız, okuyor olmanızdan, şansınız 21. Yüz yıl insanı olacağınızdan kaynaklanıyor. 21. Yüz yıl insanı da diğer yüz yıllarda olduğu gibi ikiye ayrılacaktır. Okuyarak aydınlananlarla, sadece dinleyerek aydınlandığını sananlar!

Okul, çocukluk ve ergenlik dönemlerinin yaşandığı, insanın kendini keşfettiği, hem zevkli hem de sıkıntılı yılları içinde barındırır. Sıkıntılı çünkü henüz bir kimliği olmayan çocuğun önce genç sonra da birey olmak için arayışlara giriştiği yaşları kapsar. Özellikle lise yıllarında, farklı olmayı, giyim kuşamda, süslenmede yani fiziksel özelliklerle sağlamaya çalışanlar, farklı olalım derken “aynı” olurlar. Bunun en basit değişim olduğunu algılayanlar, farklı olmak için yeteneklerini keşfederek geliştirmeye, okumaya ve entelektüel bir insan olmaya çabalarlar. İşte asıl farkı yaratacak da bu olacaktır!

Fiziksel değişimlerle farklı olmaya çalışanlar için “doğan görünümlü şahin” benzetmesini yapmak sanırım yanlış olmaz.

Yazının kullanılmaya başlanması ile birlikte bilginin paylaşımı ve çoğalması sağlanmıştır. İnsanlığın barbarlıktan çıkarak gelişmesi ve daha medeni toplum olabilmelerinin sırrı, eğitim öğretim ve kültürlerinin gelişimleri olmuştur. Medeniyetlerin oluşumu ve gelişiminde yazının da yeri yadsınamayacak şekilde büyüktür. İşte okumak nasıl ki bu gelişime katkı sağladıysa, hangi çağda olursa olsun okumamakta aynı karanlığı yaşatacaktır.

Okumak, temel yaşam ihtiyaçları gibidir, öyle algılanmalıdır. İnsanın karnını doyurması gibi belirli disiplinlerle de okumak gerekir. Çamur tabletlerden, elektronik tabletlere uzanan yazının bu serüveninde, çok daha uç bir teknik icat edilmezse, nereden olursa olsun okumak sürdürülmelidir.

Bundan 90 yıl önce Ulusumuz için okuma-yazma oranının arttırılması hedef olarak belirlenmek zorundaydı. Ancak günümüzde okur-yazar olmak da bir şey ifade etmiyor. “Sadece” okur-yazar olmak değil, okumak ve yazmak gerekiyor. Bu gelişim ve değişim için zorunlu olduğu gibi medeni bir ülke olmak için de şarttır!

UNESCO raporuna göre Avrupa’da kitap okuma oranı kişi başına yılda %21, Ülkemizde ise %00,1’dir.

Şaka gibi!

Okuma yazma bilmeyenlerin oranı %30 ancak okuma bilenlerin de bir şey okuduğu yok zaten…

Demek ki alfabeyi öğrenince yeter diye düşünüyoruz. Gazete manşetlerine bakıyor, otobüs numaralarını tanıyor, adımızı soyadımız yazabiliyor, bir de imza atabiliyorsak tamamdır. Okumaya ne hacet!

Akşamları bizim için “özel” hazırlanmış haberleri izliyor/dinliyor olmamız yeter. Zaten orada da hep aynı haberler var…

Üstelik küçük yaşta bize okuma alışkanlığı da verilmemiş ki, şimdi de zamanımız yok. Mazeret çok!

Hiç kimse kendini kandırmasın, gün içerisinde 10 sayfa kitap okumak için mutlaka zaman ayrılabilir. Günde 10 sayfa kitap okuyan biri, yılda 3650 sayfa, ayda 300 sayfalık bir kitap okumuş olur.

Günde sadece 10 sayfa!

Medeni bir ülke medeni insanlardan, medeni insan ise merakıyla ve okuyarak oluşur. “Ben okumuyorum ama meraklıyım” diyenler de olabilir ama onların nelere merak duyduklarını tahmin etmek hiç de zor değil. Neyse ki siz bu yazıyı okuduğunuza göre zaten okuyan birisiniz değil mi?

… Yoksa değil mi?

O halde bugünden başlayarak günde sadece 10 sayfa okumaya başlayın.

Günde sadece 10 sayfa…

10 sayfa…

Ömer Orhan

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)