adscode

Merakımızı yitirdik, hükümsüzdür!

Çocukken içinizi yakıp kavuran neydi hatırlıyor musunuz? Peki, onu nasıl kaybettiğinizi biliyor musunuz?

byomerorhan@gmail.com




Yormayın kendinizi, ben söyleyeyim: Doğuştan sahip olduğumuz ve sonrasında yitirdiğimiz masumiyetimiz ve merakımız. Anne, baba, akraba, arkadaş, dost ve komşuların desteğiyle ve eğitimcilerin de “iyi niyetli katkılarıyla” ve el birliğiyle yaşam boyu masumiyet ve merakımız ortadan kaldırılır. 

Ama, mama desek de nafile, fazla merak akla ziyan kabul edilir. Maazallah, başına iş açmak gibi tehlikelerini de barındırdığı için sürüden ayrılmamak lazımdır. Öğüt budur…

Şaka gibi… Atasözü bile var. “Sürüden ayrılanı kurt kaparmış.” Hayır, sürüde kalsan da kasap kesiyor ama ondan söz eden yok! Buradan çıkan mesaj, koyun ol, sürüye katıl, herkes ne yapıyorsa sen de onu yap, iş çıkartma! Ne mesaj ama… Bu önerinin birilerinin işine geldiği kesin ama böyle yetişen bir milletten ne hayır gelir? İşte onu tartışmak lazım. 

İnsanoğlu sahip olduklarına merakı sayesinde kavuşmuştur. Elbette bu sürekli olmamış, çoğu zaman merakına ket vurulmuş, bu isteği örselenmiştir. Özellikle dogmatik anlayışta merak, hep şüphe ile karşılanır. “Sen düşünme, verilenlerle yetinmeyi bil ve itaat et!” Yönetenler için en ideal insan tipi; şüphelenmeyen, merak etmeyen ve sorgulamadan kabul eden değil midir? 

Bilimsel düşüncenin özünde merak, araştırma ve deney vardır. Bazıları tarafından kabul edilmek istenmese de gelişim sadece bilimsel düşünce yapısı ile mümkündür. Bilimsel düşünce yapısına sahip olanlar aynı zamanda cesur olurlar ve denemekten korkmazlar!

Nobel ödül sahibi Marie Curie, radyoaktiviteyi bulmak için yaptığı deneyler sonucu, aşırı dozda radyasyona maruz kaldığı için kanser olup hayatını kaybetti. Bu nedenle ona “bilim için ölen kadın” denildi.

Bugün kendini bilime adamış ve hayatını hiçe sayan Batılı bilim insanlarına hayranlık duyarken, bizim coğrafyamızdaki bilim insanlarımızı da unutmamak gerekir. 1633 yılında barut haznesi bulunan basit bir hava roketi ile ilk kez havalanmayı başaran Lagarî Hasan Çelebi’nin cesaretini bugün kim gösterebilir?

Hezârfen Ahmed Çelebi 1632 yılında, kuş kanatlarına benzer bir düzenekle, Galata Kulesi’nden aşağıya kendisini bırakmasına neden olan şey, içindeki o müthiş merakı değil miydi?

Bugün PISA sınavındaki başarı sıralaması nedeniyle Finlandiya ile Türk eğitim sistemini karşılaştıranlar elma ile armudu karşılaştırdıklarını biliyorlar mı? 

Yine soru çok ama samimi yanıt yok.

İnsan hayatı, büyük bir puzzle resimdir ama bütüne bakan pek yoktur. Önce puzzle parçaları tek tek imal edilir sonra da bu parçalardan bir resim yaratılmaya çalışılır. Birbirine uymayan parçaları birleştirmeye uğraşırken de koca bir ömür geçer gider… Oysa arada bir resmin bütününe dikkat etmek yeterlidir ama bize resmin bütününe bakmak hiç öğretilmez. Görmek için bakmak, bakmak için de merak gerekir.

Biz de merak ediyoruz ama nasıl yapıldığından çok, nasıl kullanıldığını ve en kolaydan nasıl sahip olacağımızı... Birkaç yaratıcı insanın dışında moda ve tekstil konusundaki merakımız, İtalya ve Fransa’dan yeni modelleri nasıl aşırırız değil midir? Eloğlu nasıl özgün bir çalışma yaratabilirim diye düşünürken, biz nasıl en özgün çalışmayı bedavaya buluruz telaşına düşüyoruz. 

Merakımız halk olarak bilmem ne dizisinde olacaklar, evlenme programları, spor ve magazinden ibaret; kim kimi yenmiş, kim kime ne demiş, kimin eli kimin cebinde... Bunlardan söz etmiyorum ben... Olanaklarımızın neler olduğunu, bunları nasıl korumamız, nasıl geliştirmemiz gerektiğini, üretmek için nelere dikkat edeceğimizi, dünyada neler olup bittiğini ve tüm bu soruların yanıtlarını ararken de değerlerimizi nasıl koruyacağımızı merak etmekten söz ediyorum.

Birçok değeri, kültürü ve yılların birikimini çarçur ettiğimiz o kadar çok örneğimiz var ki… İşte bunlardan biri: Belediye Kanunu değişince Hereke Belediyesi kapatılmış. Kim duymuş? Belki birkaç kişi. Ama emin olun, Çinliler duymuş. Hatta hiç vakit yitirmeden “Hereke Sanayi Bölgesi” kurmuş ve dünya halı piyasasını da ele geçirmişler, halı etiketlerine “Made in Hereke” yazmaya başlamışlar bile. 

Halı ve kilimleri ile ünlü Hereke’mize bile sahip çıkamadık. Hayat böyle işte kimi elindekini çöp yapar, kimi de çöpe değer katar!

Uyusun da büyüsün ninni!

Bir yandan kültürümüzü, değerlerimizi kaybederken diğer yandan da ne kadar beceriksiz olduğumuz, sınavlarda başarısız olduğumuz, zaten matematik zekâmızın gelişmediği içselleştirilmeye çalışılıyor, ne acı! Fakat bu ülkenin pek çok genci tüm olumsuz koşullara rağmen üstün başarı göstererek, bugün, dünyanın dört bir yanında büyük projelere imza atmaktadır

9. yüzyılda Abdülhamîd İbni Türk, Battani, Harîzmi, 12. yüzyılda Ömer Hayyam, 15. yüzyılda Ali Kuşçu, 20. yüzyılda Cahit Arf ve onlarca bilim insanımız, zamanlarında matematik, geometri, astronomi ve diğer pozitif bilimlerde Batı’ya ışık olmuşlardır. Onları buna yönelten, bilime olan saygıları, düşünce yapıları ve meraklarıydı

Bu topraklar; okuyan, soran, sorgulayan, bilimsel temellerde düşünerek inanmadıkları şeylere karşı çıkan, deneyen, meraklı ve cesur insanlara her zaman sahip olmuş ve olmaya devam etmelidir!

Ömer Orhan  


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)