adscode
adscode
adscode

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü

Çocuk Hakları ve çocukların durumu bütün ülkelerde 20 Kasımda yeniden gündem olacak.

alaaddindincer@egitimajansi.com

20 Kasım 1989 yılında Birleşmiş Milletlerin sözleşmesini onaylayarak yürürlüğe koyduğu ve bu günün çocuk hakları günü olarak kabul edildiği gün üye ülkelere sözleşme hükümlerini uygulama yükümlülükleri getirmektedir. Aradan geçen 27 yılda çocukların lehine özelliklede temel haklardan yoksunluk ve yoksulluk yaşayan çocukların durumunda iyileşme sağlandığını söylemek çok olanaklı görünmüyor. Dünyanın pek çok bölgesinde ve ülkemizin etrafında yer alan coğrafyalarda sürmekte olan savaş ve çatışmalardan en çok çocuklar etkilenmektedir. Savaş ve çatışmalar nedeniyle milyonlarca çocuk hem kendi ülkesinde hem de mülteci olarak kaçmak zorunda kaldığı ülkelerde beslenme, sağlık, eğitim ve barınma gibi temel haklardan yoksun yaşamaktadır.

Çocuklar sokakta yaşamakta, istismara uğramakta zaman zamanda hayatını kaybetmekle yüz yüze kalmaktadır. Özcesi milyonlarca çocuk için yoksulluk, mutsuzluk, sevgisizlik, göç, geleceksizlik ve savaş karanlık bir tabloyu betimlemektedir. Ülkemiz çocukları ile ülkemizde yaşayan ülkemiz de yaşayan mülteci çocukları için de benzer tanımlamaları yapmak mümkün. Bütün bu olumsuz tabloya rağmen barışa, kardeşliğe ve çocuk hakları sözleşmesinin uygulanmasına yönelik büyük bir duyarlılık, umut ve mücadelede her geçen gün büyüyerek sürmektedir. Ülkemiz çocuklarının bir bölümünün tüm iyimser yorum ve çabalara karşın içinde bulunduğu olumsuzlukları devletin resmi kurumları ile sendika, sivil toplum örgütü gibi kurumların gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarında görebilmekteyiz. Bu bağlamda TÜİK’in aşağıda yer alan çocuk araştırma sonuçları bütün yetersizliklerine rağmen bazı önemli bulguları ortaya koymaktadır. 

Dünya nüfusunun 2016 yılında %30,3'ünü çocuk nüfus oluşturdu. En yüksek çocuk nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla; %56 ile Nijer, %55,3 ile Uganda ve %54 ile Mali oldu. Türkiye %28,7 ile 167 ülke arasında en fazla çocuk nüfus oranına sahip 96. ülke oldu.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre; Türkiye toplam nüfusu 2016 yılı sonu itibariyle 79 milyon 814 bin 871 iken çocuk nüfus 22 milyon 891 bin 140 oldu. Birleşmiş Milletler tanımına göre; 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1935 yılında toplam nüfusun %45'ini oluştururken 2008 yılında toplam nüfusun %31,5'ini, 2016 yılında ise toplam nüfusun %28,7'sini oluşturdu.

Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il Şanlıurfa oldu

ADNKS sonuçlarına göre; 2016 yılında çocuk nüfusun toplam il nüfusu içindeki oranı illere göre incelendiğinde, en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, %47 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini %46,8 ile Şırnak ve %44,5 ile Ağrı izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu iller ise %17,6 ile Tunceli, %18,8 ile Edirne ve %19,2 ile Kırklareli oldu.

Ortaöğretimde okullaşma oranı arttı, buna rağmen 2 milyon çocuk okuldan uzak
Öğretim yılı ve eğitim seviyesine göre net okullaşma oranı, ortaöğretimde bir önceki yıla göre artış gösterdi. Ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı 2015/'16 öğretim yılında %79,8 iken 2016/'17 öğretim yılında %82,5 oldu. Net okullaşma oranı cinsiyet açısından karşılaştırıldığında, cinsiyetler arasında önemli bir farklılığın olmadığı görüldü.

Ortaöğretim seviyesindeki kız çocuklarının net okullaşma oranının 2016/'17 öğretim yılında en yüksek olduğu il, %100 ile Rize oldu. Bu ili %98,2 ile Isparta ve %97,7 ile Artvin izledi. Net okullaşma oranının en düşük olduğu il ise %46,7 ile Muş oldu. Bu ili %50,9 ile Ağrı ve %53,2 ile Bitlis izledi.

Özel eğitim alan öğrencilerin oranı %1,8 oldu
Milli eğitim istatistikleri 2016/’17 öğretim yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı 17 milyon 319 bin 433 oldu. Bu öğrencilerin %51,7’sinin erkek, %48,3’ünün ise kız öğrenci olduğu görüldü.

Özel eğitim gerektiren bireylere (işitme, görme, ortopedik ve hafif düzeyde zihinsel engelli) hizmet veren, özel olarak yetiştirilmiş personelin bulunduğu, geliştirilmiş eğitim programlarının uygulandığı özel öğretim kurumlarında örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı ise 306 bin 205 oldu. Özel eğitim alan öğrenciler  örgün eğitimdeki öğrencilerin %1,8’ini oluşturdu. Özel örgün eğitime devam eden öğrencilerin %62,7’si erkek öğrenci iken %37,3’ü kız öğrenci oldu.

Yukarıda yer alan eğitim ile ilgili bulgular doğru olmakla birlikte özellikle açık öğretim ve okul önce eğitimde okul dışında kalan veya örgün öğretime dahil olmayan sayının yaklaşık 2 milyona çıkmış olması bu alanda sorunun devam etmekte olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde özel eğitime ihtiyaç duyan eğitim çağındaki çocukların okullaşma oranı artmış olmakla birlikte hala bu alanda yolun yarısında olduğumuzu belirtmeliyim. Aşağıda yer alan 5 sorun eğitim alanında yaşanmakta olan eşitsizlikleri ve çarpıklıkları fazla söze gerek bırakmayacak kadar somutlamaktadır. Somutlaman bu sorunların çözülmesi eğitimin nitelik kazanmasına katkı sağlayacaktır.

Eğitim hizmetlerinde en fazla sorun eğitim masraflarında görüldü

Eğitim hizmetlerinde en fazla yaşanan ilk 5 sorun
image

Eğitim hizmetlerinde en fazla yaşanan ilk 5 sorun sonuçlarına göre; 2016 yılında eğitim hizmetleriyle ilgili yaşanan en fazla sorun eğitim masrafları konusunda oldu. Devlet okullarında eğitim masraflarında sorun görenlerin oranı %37,1 iken özel okullarda eğitim masraflarında sorun görenlerin oranı %58,8 oldu. Devlet okullarında 2016 yılında eğitim hizmetleriyle ilgili yaşanan en az sorun %7,6 ile okula kayıt işlemlerinde yaşanırken, özel okullarda yaşanan en az sorunun %4,2 ile okulların ısınma, temizlik vb. koşullarında yaşandığı görüldü.

Resmi kız çocuk evlilikleri azaldı

Evlenme istatistiklerine göre; 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarındaki resmi evlenmelerin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2015 yılında %5,2 iken 2016 yılında bu oran %4,6'ya düştü. Kız çocuk evlenmelerinin toplam evlenmeler içindeki oranının en yüksek olduğu il, %15,7 ile Ağrı oldu. Bu ili, %14,9 ile Muş ve %14,3 ile Kilis izledi. Kız çocuk evlenmelerinin toplam evlenmeler içindeki oranının en düşük olduğu iller ise sırasıyla; %1,1 ile Tunceli, %1,3 ile Trabzon ve %1,5 ile Karabük oldu.

İşgücüne katılma oranı 15-17 yaş grubunda %20,8 oldu 

Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; 2016 yılında 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %20,8, istihdam oranı %18 ve işsizlik oranı %13,5 olarak gerçekleşti. Cinsiyete göre çocukların işgücüne katılımında ise farklılıklar gözlendi. Erkek çocuklarda işgücüne katılma oranı 2015 yılında %28,6 iken 2016 yılında %27,8’e düştü. Kız çocuklarında ise bu oran 2015 yılında %13 iken 2016 yılında %13,4’e yükseldi.

Çocuklara verilen en fazla ceza %72,6 ile azarlama oldu 

Aile yapısı araştırması, 2016 sonuçlarına göre; anne veya babaların çocuklarına verdikleri ceza türleri incelendiğinde, en yaygın ceza türünün %72,6 ile azarlama olduğu görüldü. Bunu, %48,7 ile İnternet'in yasaklanması ve %40,8 ile TV izlenmesine izin verilmemesi cezaları izledi. Anne ve babaların çocuklarına verdikleri en az cezanın ise %8,9 ile odaya kapatma cezasının olduğu görüldü. Bu cezayı, %14,2 ile harçlığının kesilmesi ve %14,3 ile arkadaşları ile görüştürülmeme cezaları izledi.

Çocuklara verilen en fazla ceza nedeni eğitimini ihmal etmesi oldu

Aile yapısı araştırması, 2016 sonuçlarına göre; anne ve babaların çocuklarına verdikleri ceza nedenleri incelendiğinde, en fazla ceza nedeninin %65,9 ile çocuğun eğitimini ihmal etmesi olduğu görüldü. Bunu sırasıyla, %46 ile çocuğun İnternette/bilgisayarda çok fazla oyun oynaması ve %33,3 ile kendi bakımını yapmaması ve odasını toplama gibi görevlerini yerine getirmemesi konuları izledi. Anne ve babaların çocuklarına verdikleri en az cezalar ise %9,2 ile kılık/kıyafet tarzı, %10 ile ölçüsüz para harcaması ve %10,5 ile eve geç gelmesi nedenleriyle oldu.

Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı %10 arttı
Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı 2016 yılında, 2015 yılına göre %10 oranında artarak 333 bin 435 oldu. Çocukların %54,8’inin 15-17 yaş grubunda, %23,2’sinin 12-14 yaş grubunda, %21,9’unun ise 11 yaş ve altındaki çocuklar olduğu görüldü. Güvenlik birimine 2016 yılında gelen veya getirilen çocukların %65,4’ü erkek, %34,6’sı ise kız çocuğu oldu.

Çocuklar güvenlik birimlerine en çok mağdur olarak geldi
Güvenlik birimlerine 2016 yılında gelen veya getirilen 333 bin 435 çocuğun %47,5’i mağdur olarak, %32,6’sı kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla (suça sürüklenme), %12,3’ü bilgisine başvurma amacıyla, %3,5’i kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) ve %4,1’i ise bu nedenlerin dışındaki nedenlerden dolayı geldi ya da getirildi.
Suça sürüklenen çocuklar en çok yaralama olayına karıştı
Suça sürüklenme nedeni ile güvenlik birimlerine 108 bin 675 çocuk getirildi. Bu çocukların %36,1’ine yaralama, %23’1’ine hırsızlık, %10’una 5682 Sayılı Kanun’a muhalefet, %5,5’ine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, %3,5’ine cinsel suçlar, %3,4’üne mala zarar verme, %3,3’üne ise tehdit suçu isnat edildi.
Adli birimlere 64 bin 981 çocuk sevk edildi 
Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların %69,4’ü ailesine teslim edilirken, %19,5’i adli birimlere sevk edildi. Sosyal kuruma teslim edilen çocukların oranı ise %2,8 oldu. Diğer taraftan, geliş nedeni suça sürüklenme olan çocukların %55,6’sı adli birimlere sevk edilirken, %39,1’i ailesine teslim edildi. Mağdur olarak gelen çocukların %87,6’sı ailesine, %3,2’si sağlık kuruluşuna %2,6’sı da sosyal kuruma teslim edildi.
Suça sürüklenen çocukların %33,2’si bağımlılık yapan madde kullandı
Güvenlik birimlerine suça sürüklenme nedeni ile getirilen 108 bin 675 çocuğun 36 bin 87’sinin bağımlılık yapan madde kullandığı görüldü. Bağımlılık yapan madde kullanan çocukların %84,5’ini 15-17 yaş grubu, %15’ini ise 12-14 yaş grubundaki çocuklar oluşturdu. Çocukların %72,9’unun sigara, %8,6’sının sigara ve alkol, %4’ünün sigara ve esrar, %2,9’unun esrar, %2’sinin ise sigara, alkol ve esrar kullandığı görüldü.
Güvenlik birimlerine gelen çocukların çoğunluğunu suç mağdurları oluşturdu
Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 158 bin 343 çocuğun %87,9’unu suç mağduru, %12’sini takibi gereken olay mağduru, binde1’ini ise kabahat mağduru çocuklar oluşturdu. Suç mağduru çocukların %55,1’inin erkek, %44,9’unun kız çocuğu, takibi gereken olay mağduru çocukların %51,1’inin erkek, %48,9’unun kız çocuğu ve kabahat mağduru çocukların ise %62,1’inin erkek, %37,9’unun ise kız çocuğu olduğu görüldü.

Suç mağduru çocuklar en çok yaralama suçundan mağdur oldu
Güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen 139 bin 178 çocuğun %60,1’i yaralama, %12,1’i cinsel suçlar, %6,8’i aile düzenine karşı suçlardan mağdur oldu. Ayrıca mağdur çocukların %3,5’i hırsızlık, %3,5’i tehdit, %3,1’i ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mağduriyet yaşadı.

Suça sürüklenen, adli birimlere sevk edilen ve güvenlik birimlerine gelen çocukların sayısının oldukça yüksek olması doğrudan eğitim, gelenekler, kültür ve ekonomik politikaları ile ilişkilidir. Bu alanlarda yaşanan yetersizlik ve yetmezlikler etkisini en kolay çocuklar üzerinde göstermektedir. Yoksulluk sınırı ve altında gelire sahip ailelerin çocuklarının çalıştırılıyor olması ve bu alanın yeterince denetlenip kontrol edilmemesi çocuk-çalışma-gelinlik-suç-risk-ceza kavramlarının birlikte anılmasına sebep olmaktadır. Ailelerin çocuklarını disiplin altına almak adına uyguladıkları ceza yaptırımları ise çocuklar için duyduğumuz endişe kat sayımızı yükselten boyutlarda olduğunu ifade etmeliyim. Pedagoji, psikoloji ve sosyoloji bilimlerinin varlık ilkeleri ile açıklanması mümkün olmayan bu aile tutumlarının terk edilmesi için tez elden bilinçlendirme çalışmalarına başlamak gerekmektedir. Yazılı, görsel yayınlar, ana baba destek eğitimleri, aile danışmanlık hizmetleri ile mahalli sağlık ocaklarında yeterli sayıda psikolojik rehberlik uzmanı bulundurulması gibi önleyici tedbirler devreye sokulmalıdır.

Sonuç olarak, sonuçlar ülkemiz çocuklarını korumakta, onlara aydınlık ve güvenceli bir gelecek kurmakta yetersizliklerin ve eksikliklerimizin olduğunu söylemektedir. Mağdur olan çocukların mağduriyet nedenlerini geçici önlemlerle karşılamak yeterli olmamaktadır. Kalıcı çözümler üretmek ve sosyal devletin gerektirdiği ödevleri yerine getirmek çocukların yarınlarda daha mutlu bir yaşam sürmelerini sağlayacaktır. Ülkeler çocuklarla ilgili politikalarını siyasetler üstü bir kavrayış, genellik ve bütünlük anlayışı içinde yapacakları plan ve programlar üzerinden oluşturmalıdır. Bunu yaparken gözetilmesi gereken genel ilke “çocuğun üstün yararı” ile altına imza konulmuş olan Çocuk Hakları Sözleşmesi’dir.

Bazı sorunlarda yıllar itibarı ile görülen oransal artışlar çocuklarımızla ilgili duyduğumuz kaygılarımızı daha da büyütmektedir. Kış koşullarının başladığı bu günlerde sokakta yaşayan çocukların yaşayacağı iklimsel sorunlara karşı yeterli barınma, beslenme ve sağlık önlemleri yerel yönetimler ve merkezi hükümet tarafından ivedilikle başlatılmalıdır. Şimdi çocuklar için harekete geçme zamanı. 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)