adscode

Çocuklar Öğretmen, Genç Öğretmenler İş Bekliyor!

Göreve geldiği günlerde açıkladığı mektupta yazılanlar ile 3 Eylül Pazartesi günü EBA’da yaptığı konuçmada öğretmenliğe ve bu mesleğen önemine vurgu yapan Sayın Bakanın yazdıklarını okuyan,konuştuklarını dinleyen meslektaşları kendileri için yazılanları unutmamak üzere hafızalarına kaydettiler.

alaaddindincer@egitimajansi.com

Mektubun  içeriğinden önce adına Bakanından mektup gelen bir öğretmen olarak ben kendi adıma son derece mutlu oldum,sevindim ve umutlandım. Ardından karar verdim size cevap mahiyetinde olmasa da içimden geçenleri yazmaya.Belki yazdıklarım sizinde yakından bildiğiniz ve hiç yabancı olmadğınız konular ancak yine de kayda geçsin diye yazayım istedim.Yıllardır  çok şey yazılır, söylenir, konuşulur ve tartışılır öğretmenlere dair. Çünkü onlar pedagojinin olmazsa olmaz özneleri olup, toplumun tamamına yakının  projektörlerinin ışıklarına mazhar olmaktadırlar. Çok ağır ve zor koşullarda görev yapmaktadırlar ülkenin her bir yanında. Öğretmenlik mesleğinin “kutsallığına” vurgu yapılır her daim. Büyük beklentiler vardır onlardan çocukların ve ülkenin geleceğine yönelik.

 

Hem fikir hem de beden işçisidir öğretmenler.İşssiz kalanların sayısı yüz binlerle ifade edilmektedir son yıllarda. Bu  günlerde ilçe milli eğitim müdürlüklerinin internet sayfalarında yer alan ilanlarda ek ders ücreti karşılığında ücretli öğretmen olarak çalıştırılmak üzere yapılmış duyurulara bolca rastlarız sitelere ulaştığımızda. Aldıkları ek ders ücretleri karınlarını bile doyurmaz ücretli öğretmenlerin. Oysa onlar, çocuktur bizim en büyük değerimiz, onları nitelikli,hayatı sorgulayan ve eleştirel düşünebilen demokratik yurttaşlar yapmaktı bütün hayalimiz. Çocuklara eğitim vereceğiz, birlikte sınıfta  ders işleyip,şarkılar söyleyip okul bahçelerinde koşup oyunlar oynayacağız diye okuduk senelerce. Ne de çok sevinmiştik ve neşeliydik havaya keplerimizi attığımızda. Bizden önce fakültemizden mezun olanlar anlatırdı inanmazdık,inanmak istemezdik atanmayacağımıza. Şimdi bizde onlar gibi olduk.Diploma var ancak iş yok.Okul ve çocuklar çok uzakta artık bizden. Bu duygu halini en iyi siz bilir ve siz anlarsınız diyorlar atanmayan öğretmenler.

 

Önümüzdeki 4-5 yılda atanacak sayının 100 bin olacağının planlamasını Şubat ayında açıklayacağınıza dair bir haber yer aldı Vatan Gazetesinde. Bu 5 yıllık dönemde yeni mezunlarla birlikte atama bekleyen sayının 1 milyonu bulacağı belirtilmişti geçtiğimiz yıl yayımlanan öğretmenlik strateji raporunda. 4-5 yılda 100 bin öğretmen atanacaksa eğer, o zaman 5 yıl sonra 900 bin işsiz öğretmenimiz olacak demektir.900 bin öğretmenin özel okullarda iş bulma olanağı olmadığına göre nasıl bir çözüm düşündüğünüzü de açıklarsanız hem atanamayan öğretmenler hem de aileleri sizi eğitim tarihinde ismi belleklere kazınmış üç beş Bakan arasına yazacaktır inanın.      

 

Geçtiğimiz günlerde yıllardır atanamayı bekleyen öğretmenler İnsan Kaynakları Genel Müdürünü ziyaret ettiler önce.Ardından dertlerini anlatmak için genel müdürle birlikte size geldiler halden anlar çare olursunuz ve çözüm bulursunuz diye. Ne çok umutlulandılar ne de tam olarak umutlarını kaybetmemiş bir ruh hali içinde ayrıldılar yanınızdan genç öğretmenler. Dertlerini anlatmak ve seslerini duyurmak için çıktıklarında kapıya yüzlerce güvenlik görevlisi çıktı  karşılarına. Birde ne görsünler Ankara Valiliği yasaklamıştı yapacakları basın açıklamasını. Belki haberiniz yok ama, bakın işte gördünüz mü açıklama yapmak demokratik hak aramak bile bu ülkede yasak. Sesleri duyulmasın isteniyor diğer işsiz öğretmenler ve kamuoyu tarafından. Kimbilir belki de korkuluyor öfkenin ve tepkinin büyüyüp bütün mağdurları sarmasından.

 

Açıklama yapmaları yasaklanan öğretmenler kendi aralarında konuşuyorlar dışarıda Gebze’de  de 14 Mayıstan bu yana sendikalı oldukları,hak aradıkları ve direndikleri için kapının önüne konulan işçilerin Kocaeli Valiliğinin ses aracıyla seslerini duyurmasını yasakladığını.Bkanlık önünde  ne yapıldığını,neden toplanıldığını nıerak edip yanlarına gelen atanmış ve halen çalışmakta olanları dinliyorlar ve onların da yığınla sorunu olduğunu öğreniyorlar anlatılanlardan. Üniveriteyi bitirip ellerinde diplomayla işsiz kalan bu genç öğretmenler; kendi işsiz hallerine mi yoksa sendika istedikleri  için işlerinden atılan ve valilik tarafından ses aracı yasaklanan işçilere mi,atanmış çalışmakta olanların sorunlarına mı üzülsünler şaşırıp kalıyorlar. Netice de ortaklaştırmak gerektiğine karar veriyorlar talepleri ve mücadeleyi.Yoksa kurtuluş olmayacak,yok olup gidecek geleceğe dair bütün umutlarımız kalırsak tek başımıza.Aslında çok olan çoğunluk olan biziz,biziz hayatı yaratan. Onlarca milyonuz ülkenin dört bir yanında.Ancak bir de dağınık olmayıp bir arada durmayı becerebilsek…

 

Önlerine konulan engelleri aşıp işe atananların yani kadrolu ve szöleşmelilerin her an kapının önüne konulmak gibi bir kaygıları oluştu 2016’dan bu yana. Güvencesizlik,mülakatlarda akla ziyan sorular,güvenlik soruşturması adı altında soy araştırması,atandığı yerde iktidar yanlısı sendikaya üye yapılma baskısı ve öğretmenlik dışında okul işlerinde angarya çalışma,zaman zaman iş başında veya sokakta görülen hakaraet ve şiddet. Öğretmeni angarya işleri yapmaya zorlamak bir gelenek haline getirildi kurum yöneticileri tarafından.Vasızsızlaştırmak ve itibarsızlaştırmaktır okulun her işini öğretmenlere yaptırmak. Mobing vardır meslek yaşantımızın hemen her evresinde.Yasaklar,yokluk,yoksulluk ve geçim derdi hiç ekisk olmadı tarih boyunca günlük yaşantımızdan.

 

Haklarımızı elde etmenin örgütlü ve demokratik mücadele vermekten geçtiğine inandığımız için daha da ağırdır ödediğimiz bedeller. Sözün özü bilirsiniz zor ve risklerle doludur bu ülkede öğretmen olmak. Güzel,dokunaklı. moral veren sözleriniz ve sevgi dolu satırlarınız keşke yetebilseydi atanamayan ve biz çalışan öğretmenlerin sorunlarını çözmeye. Atanmayanlarımız iş, biz çalışanlar ve emeklilerimiz kendilerine verilen sözlerin tutulmasını, ek göstergelerimizin 3600 yapılmasını bekliyoruz zaman kaybına uğratılmadan. 17 Eylülde açılıyor okullar. Okullar açılırken göreve geldiğinizde bize yazdığınız mektupta yer alan öğretmenliği öven ve gönençli kılan sözlerinizin arkasında durulacağına ilişkin umudumuzu hala koruduğumuzu bilmenizi istoyoruz.

 

Ekonomik kriz yok diyor Hükümetinizin ilgili Bakanları.Gerçekten inanmak istoyoruz   bu anlatılanlara ancak,aldığımız aylıkların ay sonunu getirmeye yetmeyip sofralarımızdaki ekmeğin küçüldüğünü gördükçe başlıyoruz kara kara düşünmeye. Bir mutsuzluk ve umutsuzluk duygusu kaplıyor bütün benliğimizi.Aradan bir ay geçtikten sonra bir işe yaramıyor yandaş sendikayla imzalanan toplu sözleşme zamları ile enflasyon farkları. Yansıtmaya çalışmasak da öğrenci ve velilerimize bu durumu,olumsuz etkiliyor içinde bulunduğumuz tablo verimimizi,başarı ve motivasyonumuzu. Ekonomik ve sosyal koşullar her geçen gün ağırlaşıp çekilmez hal alıyor ev yaşantımızda. Çıkış yolu arıyoruz,ister istemez düşüyoruz finans kapitalin kredi ve kredi kartı tuzaklarına. Kurtarabilirsek yakamızı borçtan silkinip kendimize geleceğiz  ama olmuyor,yetmiyor,yetiremiyoruz,kafi gelmiyor gösterdiğimiz onca çaba ve gayret   tuzaklardan kurtulmaya.Gittiği yere kadar gidecek anlaşılan bu durum.Açıkcası sonu ne olur bende çok kestiremiyorum.Bir açıklamalara bakıyorum birde aldığım aylığa karışıyor kafam doğrusunu isterseniz. Bir damla su serpiyor Bakanın mektubuve sözleri yüreğimize.Halden anlayan bir Bakan geldi diye umutlanıyor,seviniyor ve bu sefer yanılmak istemiyoruz,hele bir yüz gün dolsun bakalım diyerek umutla bekliyoruz şimdilik…

 

Sonuç olarak, o kadar çok  ki yazılacaklar.Hepsini yazmya kalkışsak sayfaları Anadolu’yu dolanır bir boydan bir boya. Kusura bakmayın atanan atanmayan öğretmen arkadaşlarım, bu sefer kısa kesmek istiyorum satırlarımı. Teknoloji ve sosyal medya icat olup mertlik bozulduğundan bu yana mektuplar eskisi kadar muteber kabul edilip değer görmüyor olsada ben çok değerli buluyorum Sayın Bakanın yazıp söylediklerini. Eminim sizlerde yazacaksınız yazmak isteyeceksiniz,yazın mutlaka yazın sizlerde okunmaz nasıl olsa ne diye yazayım kanısına kapılmayın asla. Okuyup bizi anlayacak,bizi bizler kadar iyi bildiğini ve halden anladığını söyleyen, öğretmenler odasının havasını yıllarca solumuş öğretmenlikten gelme bir Bakanımız var artık…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)