adscode

SINIF ORTAMINDA KUCAĞA ALINAN ÖĞRETMEN DEĞİL DEĞERLERİMİZ VE HEPİMİZİZ…

Bu Çocuklar Hepimizin ve Bunları Biz Bu Hale Getirdik

www.sahinaybek.com.tr

Öğretmenlerin Yaptığı Güzel İşleri Gölgeleyecek Genellemelerden Kaçınılmalıdır

Bu köşede defalarca yazıldı ama amaç eğitim sevda eğitim olunca biz yazmaktan bıkmayacağız, söylemekten yüksünmeyeceğiz. Ülkemiz eğitim sisteminin öğrenci-öğretmen-veli-okul ilişkileri mutlaka ve mutlaka yeniden değerlendirilmelidir. Bir okulumuzda yaşanan ve sosyal medyaya yansıyan son yaşanan olay kısaca şöyle. Öğrenci sınıfta öğretmeni kucaklayıp atıyor, top gibi oradan oraya götürüyor, görüntüdeki öğretmen şık giyimli bir öğretmen, kıyafeti kendine yakışan ama sınıf adabı ve yönetimi kendine yakışmayan bir ortam. Bu olayla ilgili sınıf yönetimi ilkelerinden, eğitim sistemine pek çok şey söylenebilir. Ama tüm bunlar yapılırken varlık nedenimiz olan 1 milyona yakın öğretmenimizin motivasyonunu bozacak, onların yaptığı güzel işleri gölgeleyecek şekildeki genellemelerden kaçınılmalıdır. Bu sadece küçük bir örnek mi yoksa bu okul türündeki okulların çoğunda disiplin bu noktada mı, diye acilen gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Eğer tablo genelde böyleyse, bu tablonun eğitimin yanı sıra ilerleyen yıllarda bu çocukların toplumun büyükleri olacağını düşündüğümüzde ülkemizi vahim sosyolojik travmalar beklemektedir.

Nedir eğitim sistemimizi buraya getiren? Önceden analar babalar çocuklarını okula emanet ederken “ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM HOCAM” derdi. Kuşkusuz ki kimse et kemik derdinde değil ama bu sözün çağrıştırdığı bir değer var. Ya da HZ. Ali’nin sözü “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü ne anlam ifade ediyor, yoksa hiçbir anlamı kalmadı mı?

Okullarımız Çocuklarımızı Sadece Üst Öğrenime Hazırlama Yeri Olmamalı

Bizim okullarımız çocuklarımızı sadece üst öğrenime hazırlama yeri olmamalı. Eğitim kurumlarımıza veliler çocuklarımızı sadece üst öğrenime hazırlamak için göndermemeli, müfredat ve ders programları sadece üst öğrenime hazırlık amacıyla hazırlanmamalıdır. Amaç üst öğrenime hazırlamaksa okullar birer ticarethane olarak algılanır, o zaman veliye göre okul; girdisi olan çocuğunu az bilgi ile okul fabrikasına verip çok bilgi ile mezun etmek yeri olur. Veli okulu böyle değerlendirmemelidir.

Süreç içerisinde eğitim sisteminde ÖĞRENCİ MERKEZLİ eğitim anlayışına geçildi. Gerek MEB ve gerekse kamuoyu öğrenci merkezli modelin benimsenmesini sağladı. Ama bununla berber kapitalizmin ve dünyanın genel rekabetçi yapısının da bir sonucu olarak ‘Ana okuldan itibaren çocuk nasıl bir model benimsenir de ful matematik yapan bir çocuk olur’ algısı hâkim olmaya başladı. Anne ve babalar anasınıfından itibaren özel imkân ve derslerle kısa yoldan zengin olmayı amaç edinen ya da kısa yoldan başarı sağlayacak olan bir çocuk yetiştirme peşine düştüler. Okul ticarethane oldu. Hangi okul bu anlamda başarılı ise o okula öğrenci yerleştirmek için legal veya illegal bütün yollar denenmeye başlandı. Okul müdürüne usulsüz nakil için zarf dolusu para veren veli ya da araya hatırı sayılır siyasetçi koyan veli, bu okulu başaramayınca çocuğun nasıl bir çocuk olabileceğini hesapladı mı acaba… Hep kazanmaya odaklandık ya kaybedince ne olacak…

Öyle bir noktaya geldik ki; veli daha çocuğu dünyaya geldiğinde ALLAH SAĞLIK VERSİN HUZURLU BİR ÖMÜR TEMENNİSİ YERİNE tıp fakültesine nasıl yerleştireceğiz sözü mü revaçta oldu? ANNE BABA ÇOCUĞUM TIP FAKÜLTESİNE GİTSİN AMA HIRÇIN OLSUN, DAVRANIŞ BOZUKLUĞU SERGİLESİN KENDİSİ İLE BARIŞIK OLMASIN, TOPLUM İLE BARIŞIK OLMASIN diye düşünmemiş olabilir ama galiba değer yargılarımızı ve insanın ontolojik değerini ikinci plana attık.

Öyleyse okullarımız ticarethaneymiş gibi düşünmeyelim. Hep beraber okullarımızın daha fazla eğitim öğretim kurumları haline gelmesi için çalışalım. Bunun için okullarımızı eğitim/öğretim temelli okula dönüştürelim… Okullar arası yarışa son verelim. Eğitim/öğretim de başarıyı sınav odaklı değil iyi insan, kendi ile barışık insan, problem çözebilen ve çözme yeteneği olan insan yetiştirmeye de odaklayalım… O zaman çok problem kendiliğinde çözülecektir…

Zira kişiliğini kazanmayan çocuk doktor olsa, mühendis olsa ya da başka meslekte olsa neye yarar, topluma ailesine kendine ne kadar faydalı olur? Bu olay bir meslek lisesinde yaşandı. Bizler için çok önemli olan meslek liselerine nasıl bir öğrenci profilinin yığıldığını gözden geçirmemiz gerekiyor. Genel anlamda da çocuklarımızı yarış atı olarak değil iyi birer insan olarak yetiştirmenin derdinde olmalıyız. Eğer insanın hak ettiği ontolojik değeri eğitimimizde hâkim kılamazsak 2025 yılında ülkemizde doktora yapmış otobüs şoförü olur fakat kendi ile barışık, toplum ile barışık otobüs şoförü yerine engelli bireyi otobüsten atan şoför sonucu ortaya çıkacaktır…

Sonuç olarak bu yaşanan olayla ilgili gerek pedagojik gerekse de sosyolojik pek çok şey söylenebilir. Ama unutmayalım sınıfta kucağa alınan öğretmen değil, değerlerimiz ve hepimiziz. Bu çocuklar hepimizin ve bunları biz bu hale getirdik. Türkiye Hepimizin Eğitim Hepimizin…

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)