adscode
adscode
adscode
adscode

SINAVDAKİ BİRİNCİLİKLERİ DEĞİL, EGONUZU DEĞİL, ÇOCUĞUNUZU SEVİN!

LGS yaklaşırken tempo arttı. Öğrenciler, veliler, öğretmenler herkes heyecan içinde ve harıl harıl hazırlıklar devam ediyor. Bakanımızın yaptığı açıklamayla nitelikli lise kontenjanının civarında olduğunu anlıyoruz. Geçen yıl sınava giren  1 milyon 200 bin öğrenci ve 120 bin nitelikli lise kontenjanı, bu yıl 1 milyon 800 bin öğrenci ve 180 bin nitelikli lise kontenjanı. Bakanlığımız, bakanımız çalışıyor, sahanın sesine kulak veriyor.

gurbetduymus@gmail.com




Peki 1 milyon 800 bin öğrencinin hepsi bu sınava girmeli mi? Evet devletimizin çocuklarımıza tanıdığı bir hak var ve isterse çocuk sınava girer. Hak mı hak... Fakat her hak edilmiş şeyin kullanımı iyilik midir? Ben buna inanmıyorum. Siz matematik öğrenmekte zorlanan çocuğa zorla matematik öğretmeye çalışacaksınız; okul, etüt, özel ders, üç hoca, o da yetmez beş hoca...

Siz fen öğrenmekte zorlanan çocuğa fen öğretmek için debeleneceksiniz. İyilik bu mudur? Çocuğu zorladıkça belki bir şeyler öğrenecek belki de köprüler yıkılacaktır. Çocuk öğrenebileceğini de tepki geliştirdiği için öğrenemeyecek ve öğrenmeyi de reddedecektir.

 

Kişisel görüşüm; nitelikli lise sınavlarına bir sınırlama getirilmelidir. Bu hem mali olarak gereksiz masrafın önüne geçilmesini sağlayacak hem birçok çocukta özgüven örselenmesinin minimuma inmesini sağlayacaktır.

Nasıl mı? Fen liseleri tercih edecek çocukların fen, matematik ve Türkçe ders notu ortalamalarına "85 ve üstü" kriteri getirilmeli, aynı şekilde Anadolu lisesi tercihlerinde "70-84" aralığı getirilmeli ve meslek liselerine girişte sınav harici temel beceri yeterliliklerine yönelik bir sınav olmalı.

 

Sosyal Bilimler liselerine de belli ölçütler getirilmeli. Bir ara dillendirilen ama henüz hayata geçirilmeyen "milli , ulusal, uluslararası" düzeyde sportif, bilimsel, kültürel yarışmalarda başarı kazanmış çocuklara ek puan verilmeli, bu düşünce mutlaka hayata geçirilmeli.

 

Kriter getirmek öğrencileri ötekileştirmek değil; sağlıklı bir beden, ruh sağlığı için koruma altına almadır. Yoksa hepimiz "sınav, sınav, sınav..." diye çocukları yiyoruz ve sınav kazanamayan çocukları çokça üzüyoruz.

 

“Havaya bir taş attım, taş kuşa değerse veya kuş taşa değerse" anlayışıyla çocuk yetiştiremeyiz. Sınavda belki çocuk atıp tutturacak, belki o gün süper bir havaya girecek ..." şeklinde hayali beklentilerle çocuk yetiştiremeyiz, eğitemeyiz.

 

Bu sınavlara özel öğretim öğrencilerimiz de girmektedir. Evet haklarıdır; ama yazıktır bu çocuklara. Bu çocuklarımızın da  yeteneklerinin ve farklı özelliklerinin ön plana çıkarılacağı okullar kurmak zorundayız. Onlara bir de sınav travması yaşatmamalıyız. Bu konuda aileler bilinçli olmak zorunda, onları bilinçlendirmek zorundayız.

Ailelerde sınava girmeyen çocuğun ne özel okullara  ne de devlet okullarına yerleştirilmediğine ve yerleşemeyeceğine dair yanlış bir bilgilenme var. Bu konuda hem basın hem yayın hem okullar aracılığıyla net, anlaşılır açıklamalar yapılmalıdır. Veli "Çocuğum sınava girmezse açık liseye atılır." diye korkuyor, bunun önüne geçmek durumundayız.

 

Akademik olarak güçlü olmayan ancak farklı meziyetleri, kabiliyetleri olan öğrencilerimiz meslek liselerine yönlendirilmeli. Meslek liseleri yapıları güçlendirilerek, öğrencilerinin mezun olduktan sonra, ilgili sektörlerde aranan vasıflı eleman olarak iş hayatına atılabilecekleri donanıma eriştirilmeli. Meslek liseleri öğrencilerinin eğitim sürecinde sektörleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlayacak işbirlikleri kurulmalı hatta küçük çapta kazanç sağlayabilecekleri imkanlar sağlanmalı.

 

Belirttiğim gibi sınava girmek bir haktır fakat her hakkın kullanımı iyilik değildir.

 

Çocukların ruh, akıl ve bedensel sağlığı bizim için daha önemlidir. Bu noktada evet çocuklarımızı koruyalım, kollayalım ama "şımarıklık, terbiyesizlik..." yaptıklarında bunları hoş görmek değildir kollamak. Çocukların akademik yeterliliklerinin farkında olarak, eksik yanlarını değil, üstün yanlarını ön plana çıkararak ama "milli değer, terbiye ve ahlağı" önceleyerek çocuklarımızı yetiştirelim.

 

Devlet değil, öğretmen değil; çocuğun akademik zayıflıklarını, eksiklerini bilmesine rağmen çocuğu sınav travmasına sokan anne baba çocuğu örselemektedir.

Sınavı değil, sınavdaki birincilikleri değil, egonuzu değil, ÇOCUĞUNUZU SEVİN!


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (1)