adscode

DERTLENEN ÇOCUKLAR

Bazılarımız hayata şanslı gelenlerdeniz. Bu şans para pul ya da mevki veya herhangi bir kariyerle ilgili değil. Hayatta sağlıklı iseniz ve sorgusuz sualsiz güvenebileceğiniz sağlam dostlarınız varsa h

hekatesia@hotmail.com

Hiç bir para satın alamaz sizdeki şansı. Sanırım bende hayatın şanslı baktığı insanlardanım. Sorgusuz sualsiz güvenebileceğim insanlar var hayatımda. Kilometrelerce uzakta olsalar da biliyorum ki benden daha çok benim iyiliğim huzurum için dertlenen insanlar. Hayatın bana bahşettiği bu güzel insanlardan bir tanesi bana “ Yeliz bir daha ki yazında Demeklesin kılıcını yazar mısın?” diye rica etti. Hani şu kral Dionysos’un yakın arkadaşı olan ve krallık hayatına saltanata özenerek her gün kralı pohpohlayıp onun hayatına özenen Demokles.

Hikâyeyi az çok okumuştum ve düşünmeden evet tabi ki yazarım dedim. Nerden bilirdim hayatımda ki en zor yazı olacağını…

Olay kısaca şöyle Demokles kralın sahip olduklarına gıpta eder. Onun ihtişamlı ve görkemli yaşamı kralın sahip olduğu her şey adeta Demokles’i büyüler ve sürekli kral Dionysos’a ne kadar şanslı olduğunu söyler.

Kral birkaç günlüğüne tahtını ve tacını Demokles’e bırakır. Ancak Demokles’in farkında olmadığı acı bir gerçek vardır ki kralın tacını kafasına geçirince anlar. Taç üzerinde at kılına bağlı ince çok ince bir kılıç sürekli kafasının üzerinde sallanmaktadır. O an işin ehemmiyetini anlayan Demokles, hayatının dersini, kral Dionysos’tan almıştır. Mevkiler, makamlar yükseldikçe vicdan ve sorumlulukların kılıcı daha keskin olur. O gün bu gündür nereye baksam Demokles’in kılıcını kafasına geçirmiş insanlar arıyorum çevremde.

İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi eğitimcilerle yaptığı toplantılarda genellikle şu kelimeleri dile getirir. “Dertlenmek, vatanı için eğitim için öğrenciler için gelecek için dertlenmek” yaptığınız işin sevdalısı olur bu işi nasıl ileriye götürürüm diye dertlenirseniz zaten başarı gelecektir der Yahşi.

Sanırım bir eğitimcinin başka bir eğitimciye söyleyebileceği en özel ve ince eleyip sık dokunularak seçilmiş kelimler.

Biz eğitimciler dertli insanlar olmalıyız. Derdimiz eğitim, derdimiz gelecek, derdimiz biricik göz bebeğimiz çocuklarımız olmalı.

Urla Cengiz Aytmatov Sosyal Bilimler Lisesinde eğitim gören 11. Sınıf öğrencisi Tuğçe gibi. Henüz dokuz yaşındayken izlediği bir belgeselden etkilenerek Japon diline ve kültürüne merak salan minik bir kız çocuğu… Dokuz yaşında meraklı ilgili kocaman kalpli bir çocuk. Ailesinin bütün ısrarlarına kızım derslerine çalış bu senin ne işine yarayacak demelerine rağmen Tuğçe Danacı yılmadan dünyanın en zor dilleri arasında olan ve bizdeki gibi tek değil üç alfabeye sahip Japoncayı kendi kendine öğreniyor. Bu da yetmiyor uluslararası düzenlenen Japonca yarışmasında derece yapıyor. Tuğçe’nin şimdi ki hedefi ne dediğinizi duyar gibiyim. Tuğçe akademik kariyer yanında şimdi Çinceyi kendi kendine öğrenmeyi hedefliyor.

Hani bizim çocuklarımız Pisa’da başarısız ya! Olsun. Kendi kendine dertlenen ben bunu yaparım diyen çocuklarımız var bizim.

Bizlere düşen ister Demokles’in kılıcını yaptığı işin ağırlığını ve yükünü bilerek başınızın üstünde taşıyın isterseniz Yahşi’nin de dediği gibi yaptığınız işin derdini yüreğinizde taşıyın ama dertlenen çocuklara sahip çıkın…

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
SEN BİLİRSİN AMA…
AŞURE ANNELER
TEKLİ EĞİTİM