adscode

2500 Yeni Sanatçı Devlet Kadrosuna Alındı mı? Alınır mı?

Medeniyetlerin beşiği olan topraklarımızda hangi taşı kaldırırsanız, altından mutlaka kültürel bir zenginlik çıkar. Bu topraklar, binlerce yıldan beri Doğu ve Batı arasında bir köprü olmuştur.

byomerorhan@gmail.com




Anadolu’da yaşayan insanların neredeyse tümü hem kültürel hem de sanatsal eserler ortaya çıkartmışlardır. Havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez ama buralarda beslenen insanların “çok azı” sanata ilgisiz kalmıştır!

İmparatorluk dönemlerinde hangi milletten olursa olsun, sanata ve sanatçıya büyük değer verilmiş ve tüm eserler korunmuştur. Cumhuriyet’le birlikte de sanat ve sanatçıya hak ettiği değer gösterilmiş, her türlü sanatsal çalışma desteklenmiştir.

Doğu Roma İmparatorluğu’ndan günümüze kalan amfiteatrları gölgede bırakacak tiyatro binaları açılmış, her yıl bir önceki yıldan daha fazla eser meydana getirilmiştir! Elbette bu toprakların hak ettiği değer de bu olmalıdır.

Anadolu’nun dört köşesindeki tarihî, kültürel ve sanatsal eserlerin ortaya çıkartılması, korunması ve sergilenmesi de büyük önem taşımıştır.

Opera binaları, konser ve sergi salonları, parklar, bahçeler ve bunların içerisinde sanat eserlerinin sergilendiği bölümler oluşturulmuş, tüm toplum, kültürel ve sanatsal anlamda bilinçlendirilmiştir. Bu anlamda devlet de üzerine düşen görevi yüzyıllardan beri yerine getirmiştir. Her siyasi parti, diğerleri ile yarışırcasına sanata destek vermiş, Anadolu toprakları da kültürel ve sanatsal anlamda dünyanın göz bebeği olmuştur.

Öyle değil mi?..

Keşke öyle olsaydı. Siz de “2500 yeni sanatçı devlet kadrosuna alındı.” sözüne şüphe ile bakmazdınız.

Nereden çıktı bu diye düşünenler için açıklayayım: Okuduğum bir habere göre “devletin 2500 polis daha istihdam edeceğini” öğrendim ve birden aklıma polis devleti değil de sanatçı devleti olsaydık, ne olurdu diye geldi. Durum bu işte…

Ah nerede o günler…

Çok mu uzakta acaba? Peki, bize hiç yaklaştı mı, ne dersiniz?

Millî eğitim ile ilgili konuların görüşüldüğü ve ulusal hareket planlarının oluşturulduğu şûralara bir göz gezdirince, bundan 40-50 yıl önce bu ülkenin gündeminde sanatın ve sanatçının yer aldığını gördüm. Belli ki en çok yaklaştığımız günler de bunlar olmuş.

15-21 Şubat 1945 yılında gerçekleştirilen II. Millî Eğitim Şûrası’nda liselere sanat tarihi dersi konulması, alınan altı karardan biri olmuş.

5-15 Şubat 1962 yılında gerçekleştirilen 7. Millî Eğitim Şûrası’nda ise;
Kız ve Erkek Sanat Liseleri, Akşam Kız Sanat Okulları açılması, Güzel Sanatlar Akademisi ile Devlet Müzik ve Temsil Akademisinin özerk olması tekliflerinin yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Halk Eğitiminde Güzel Sanatlar, Plastik Sanatların Gelişimi, Sanatçılarımızın Teşviki ve Korunması, Radyo ve Bilgi Kültür ve Sanat Merkezleri konularında hazırlanan teklifler de uygun görülmüş, çalışmaların Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünce yürütülmesine karar verilmiştir.

Devlet Operası ile Devlet Tiyatrosunun ayrılması ve Devlet Balesi bölümünün Devlet Operası bünyesi içinde kurulması uygun görülmüştür.

İşte bu yıllarda, ülkenin eğitimiyle ilgili gelişim planlamalarının içerisine sanatın ve sanatçının dâhil edilmesiyle ancak bugünlere kadar gelebildik. Atatürk’ün işaret ettiği “muhasır medeniyetler seviyesine ulaşmak” için her türlü medeni uygulama konuşulmalı, tartışılmalı ve uygulanmalıydı. İşte genç cumhuriyetimizin ilk yıllarında, millî eğitimle ilgili meselelerin içerisine sanatın da dâhil edilmesi, stratejik açıdan çok değerliydi. Yokluk içerisinde bile bu konular görüşülüyordu ancak bugün nelerin öne çıktığını, önem kazandığını, vizyonumuzun ne olduğunu da bugünkü şûra konularına bakarak sizler de görebilirsiniz. Aslına bakarsanız bu denli bir araştırmaya gerek de yok ya, neyse…

Siz yine de bir bakın belki ben atlamışımdır!

İnsanların küçük yaşlardan itibaren iyi eğitim alması, sanatla buluşması, sanata ve sanatçıya temas etmesi sağlanırsa, toplumlarda şiddetten uzak bir kültür oluşmaya başlar. Yani bir toplum sanattan uzaklaştığında medeni bir toplum olmaktan da uzaklaşır. İşte böyle toplumlar sonsuza kadar polis gücüne yatırım yapsa da, bir gün herkes polis olsa da içerideki güven ortamını ve uyumu sağlayamaz.

Umarım bir gün gazetelere baktığımızda da “2500 yeni sanatçı devlet kadrosuna alındı.” ya da “2500 sanatçı daha devlet desteğine kavuştu.” haberlerini okuruz.
 
Ömer Orhan
 
 
 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)