adscode

Bıçak sırtı bir duygu; güven…

Güven, içinde barındırdığı sözcük ve anlamlara bakıldığında, tabiri caizse “bıçak sırtı” bir duygu! Ne kazanılması kolay ne de korunması…

byomerorhan@gmail.com




Bir ilişkide güven esastır. Sorgulanmaya başladığında hemen hemen her şey bitmiş demektir. İster iki insan arasındaki ilişki olsun ister kurumsal veya toplumsal güven olsun, durum değişmez. Hangi ortamda olursa olsun, güvenle ilgili şüpheler oluşmaya başladığında, tüm disiplinlerin gözden geçirilmesi, sorumluluk ve yetkilerin yeniden tanımlanması gerekir.
“Çatırdama” hayra alamet değildir! Bu durum yaşanmaya başladığında, bunu görmezden gelmek, üstünü örtmek ve -mış gibi yapmak sonun başlangıcıdır. Makûs talih için artık geri sayım başlamış demektir.

Günümüzde, emperyalizm ve kapitalizmin başını çektiği anlayış, hangi siyasi görüşten olursa olsun insanların ve toplumların gen yapısını da değiştirmiştir. Kapitalizmin yıllarca hüküm sürdüğü ülkelerde, paradan para kazanma fikrinin içinin ne kadar boş olduğunu, 10 yıldır birçok ülke bizzat yaşayarak öğrenmiştir.

Bir ülkenin zenginliği, yer altı ve yer üstü kaynaklarının bolluğuna, bunları ülke çıkarları doğrultusunda akılcı politikalarla kullanıp, ihracat yaparak kazanç elde etmesine bağlıdır. Eğer bir ülkenin bu tür zenginlikleri yoksa öncelikle yaşamsal önem taşıyan planlamalarla, değerler yaratmaya çalışmalı, üretim yapmalıdır. Bu, öyle bir değer olmalıdır ki mutlaka talep görmeli, rekabet edebilmeli ve gelişmeye açık olmalıdır. Bir ülkede, üretim yapılamıyor, katma değer yaratılamıyorsa, kaynaklar yok ya da tüketilmişse onu bekleyen son, çok bellidir. Devreye giren emperyalist devletler, sıcak parayla düşmüş ülkelerin yaralarını sararlar ancak yaranın iyileşmesine de asla izin vermezler.

Peki, bu girdaptan kurtulmak mümkün müdür? Evet, mümkündür ve tarih, bu korkunç durumu yaşamış ülkelerin başarıları ile doludur. Başarının sırrı ise, halkın birbirine inanması, öz kaynakları ne olursa olsun bu kaynakların kullanılması ve toplumda mutlak bir güven ortamı oluşturulmasıdır. Güvensizlik nasıl ki karmaşa, mutsuzluk ve çöküş getirirse, güven de huzur, mutluluk ve dirilişi beraberinde getirmiştir.

Güvenle ilgili bu ülke örneklemesini siz, istediğiniz kuruma, topluma, topluluğa, aileye veya ikili ilişkilerinize indirgeyerek gözden geçirebilirsiniz. Bakalım sizin gördüğünüzle burada anlatılanlar arasında kaç benzerlik var?

Türk Dil Kurumu tanımına göre güven; korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimattır.

Tanımda yer alan sözcüklere biraz daha yakından bakalım:

Korku: Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü.
Çekinmek: Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak.
Kuşku: Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba…
İnanmak: Bir şeyi doğru olarak benimsemek.
Bağlanmak: Sevmek, içten bağlı olmak.

Anlayana, anlamak isteyene tanımlar çok şey anlatıyor…

Yukarıda da sözü edildiği gibi hangi alan olursa olsun, güven konusu son derece samimi olarak ele alınmalıdır. Bu anlamda eğitim sistemimiz de yaşananlara dikkatlice bakılmalı, yaşanan her olumsuzlukta birçok değeri yitirdiğimiz unutulmamalıdır. “Nasıl olsa bir yolu bulunur ve düzeltilir.” yaklaşımıyla hata yapmanın önü açıldığında ortada güven diye bir şey kalmayacaktır.

Çocuklara hata yapmaları için izin verilmelidir ve elbette yetişkinler de hata yapabilir, bu da kabul edilebilir. Sartre, “Hayatta yapacak o kadar çok hata var ki aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok.” derken, bireylere hata yapma konusunda bir anlamda tolerans da göstermiştir. Ancak, konu milyonlarca insanın geleceği ve sistemler olursa bu kadar iyimser bakış açısına izin verilmemelidir. Unutulmamalıdır ki, hata demek bir anlamda güven kaybı demektir. Bir çocukla ilgili güven kaybı geri kazanılabilir belki ama kurumların ve sistemlerin yaptığı hatalar ciddi anlamda kalıcı izler bırakır.

Ayrıca eğitimle ilgili bir kurumu, “serbest piyasa ekonomisi bağlamında” yönetmeye çalışmak, günlük uygulamaları, sistemsizliği ve başarısızlığı da beraberinde getirecektir. Eğitimle ilgili kurum ve kuruluşların başında bulunan kişilerin, toplumsal sorumluluklarının bilincinde olması, eğer olabiliyorlarsa oluşturulan güvene sahip çıkması bu güveni sarsacak uygulamalardan uzak durması gerekir.

Güven, içinde barındırdığı sözcük ve anlamlara bakıldığında, tabiri caizse “bıçak sırtı” bir duygu!

Ne kazanılması kolay ne de korunması…

Ömer Orhan

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)