adscode

Dürbüne Ne Tarafından Bakarsınız?

Deneyim paranın satın alamayacağı en önemli yaşamsal bilgiler olsa gerek. Belki para ile değil ama insan, deneyimlerinin bedelini “hayatı” ile öder.

byomerorhan@gmail.com




Değerini herkes bilir ama iş uygulamaya ve hakkını vermeye gelince ne hikmetse bildikler unutulur! 

Deneyim de vardır, görmezden gelmek de ve insan işine geldiği gibi davranmakla ünlüdür.

Bakış açısı işte, ne diyeceksiniz. Diyeceğimiz bir şey yok ama zaten 2500 yıl önce Herakleitos söyleneceği söylemiş, “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” diye.

İnsan beyni taş plak gibidir. Hayat boyu bunun üzerine anılarıyla kayıt yapar. Herkesin koşulları farklı, algısı farklı olduğu için de izler hep birbirinden farklıdır. Allah muhafaza plaklar değerlidir ve “çizdirmemek” gerekir!

İnsan fikirlerini yaşadıklarından oluşturur ve bunları zamanla uzmanlığa ya da ön yargıya dönüştürür. Yargılar, ön yargılar, alışkanlıklar, uzmanlıklar bakış açısını değiştirmeyi de güçleştirir.

Trafik kazalarında yaşamlarını yitirenler, sakat kalanlar, adli olaylara karışanlar, çeşitli nedenlerle iflas edenler ve dolandırılanlar gibi gazetelerin ancak üçüncü sayfalarına girebilen haberler vardır. İnsanların hayatı alt üst olurken, gazetelerde bile zor yer bulan bu trajediler, profesyoneller için birer “dosyadan” ibarettir. Önemli olan profesyonel davranmamak da değil elbette, sadece bunu yaparken “insan” olduğunu unutmamak ve olayları kanıksamamaktır. Karar vermemizi gerektiren neyse, bununla ilgili belirli zaman aralıklarında tekrar değerlendirme yapmak gerekir.

Sağlıklı bakış açısı var mıdır? Abarttıklarımız, yanılgılarımız, halüsinasyonlarımız bizim için ne anlam ifade eder?

Sabahattin Ali, Rüzgâr adlı şiirinde bakın ne diyor:

Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya
En büyük şey, en asil şey küçülür burada.
Burada yalan para eden biricik iştir,
Burada her şey bir yapmacık, bir gösteriştir.


Usta şair hayata bakışı bir dürbüne bakmak olarak betimlemiş. Ne tarafından bakarsanız öyle algılıyorsunuz yaşamı… Dürbüne doğru taraftan bakarsanız her şeyi büyüyecek, ters tarafından bakarsanız da küçülecektir. İşte insan, çoğu zaman duygularının etkisine girerek, dürbünü bazen düz tutar, bazen de ters.

Benim dürbünüm yok diyen var mıdır? Yani olaylara bakarken asla dürbün kullanmam diyebilir misiniz? Tam anlamıyla gerçeklik üstüne kurulan ve objektif olunan bir yaşam olabilir mi?

Hemen yanıt vermeyin ve iyi düşünün!

Bence kimse kabul etmese de, herkesin bir dürbünü vardır. Belki her zaman değil ama kimisi her şeyi büyütmeyi, kimisi de her şeyi görmezlikten gelmeyi tercih eder. Oysa yaşam, tam bunların ortasında yer almayı gerektirir.

MÖ 2800 yıllarında Çin’de geliştirilen Yin Yang Felsefesine göre her şey iki kutup içerir.

Pozitif-negatif, sıcak-soğuk, acı-tatlı, ateş-su, siyah-beyaz…

Halk arasında yin ve yang sembolü için; her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde de bir iyilik bulunur diye biraz basit ifade edilmiş olsa da bir anlamda doğrudur. Karanlık içinde aydınlığı, aydınlık da içinde karanlığı saklar. Manidar!

Binlerce yıl önce ortaya konulan böyle bir düşünce yapısı ve öğreti geliştiren insanoğlu, ne acayip ki, öğrendikçe dengesizleşmiştir. Barış için savaşır, sevdiği için öldürür, güzel diye kopartır, nerede bir saçmalık varsa gider onu bulur, onu yapar. İnsandan başka, kendi sorunları dururken başkalarının sorunlarına burnunu sokan başka bir canlı da yoktur.

Kodu bozuk şu insanoğlunun… Biraz daha dengeli olanına medeni deniyor ama bu da kültür meselesi!

Kıssadan hisse, en iyisi dürbün kullanmamaktır. Maazallah bir yerlere bakarken yanlış anlaşılmak da var!

Ömer Orhan

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)