adscode

Öğrencilerinin gözünün içine bakamayanlar…

Öğrencilerinin gözünün içine bakamayanlar…

byomerorhan@gmail.com




Dünya nüfusu ve genç insan sayısı giderek artıyor. Bu anlamda eğitim modelleri de her geçen gün sorgulanıyor ve yeni yöntemler aranıyor. Ancak hâlen okul, sınıf ve öğretmenlerin içinde olduğu modeller üzerinde duruluyor. Henüz daha cesur bir yöntem kabul edilmedi. Yani okul olmayan ya da öğretmenin rol almadığı bir seçenek yok.

Daha önceki yazılarımda söz etmiştim, biz görür müyüz bilmiyorum ancak gelecekte okullar sadece çocukların sosyalleştikleri programları yürütecek, öğretim ise okul dışına, sanal dünyaya taşınacak demiştim. Bunun adımları da atılmaya başlandı. Teknolojinin gelişimine bağlı olarak bilgiye erişim, kişinin merakına ve bilgi okuryazarlığına göre geçmişe oranla çok daha kolay hâle geldi. Ürkütücü ama heyecan verici!

Gelişim ne kadar hızlı olursa olsun psikoloji, pedagoji ve iletişim konusunda eğitim almış “rehber” olacak insanlara her zaman ihtiyaç olacaktır. Çocukların meraklarını yok etmeden, onların vizyonunu genişleterek doğru adımları atmalarını sağlayacak, pozitif yaklaşımları ile onlara yardım ederek yanlarında ilerleyecek birileri gerekli. Ancak bunun adı veya yapılan işin adı “öğretmenlik” olmayacaktır.

Klasik eğitim modellerinde bile öğretmenlerin arasında büyük farklar olduğunu biliyoruz. Bunu kimse inkâr edemez. Biliyor olmakla bildiğini aktarabiliyor olmak farklı şeyler. Aktarabiliyor olmakla anlaşılabiliyor olmak da farklıdır. 

Peki, ya anlaşılabilmek yeterli mi? Hayır, yeterli değil. Bundan çok daha fazlası gerekir.

Öğretmek istediklerinizi bir ekran aracılığıyla da rahatlıkla ve birçok yöntemle kitlelere ulaştırabilirsiniz. Öğrenme bu şekilde de gerçekleşir. Ya öğrenmeyi istemek? Bu isteği harekete geçirmek, merak uyandırmak?

Amiyane bir söz var, sanırım tam yeri… “Herkes sakız çiğner ama Fatma gibi patlamaz.” derler.

Bugün ya da yarın, öğrencinin gözünün içine bakamayan biri öğretmen olmamalı, ne kendine ne de sorumlu olduğu öğrencilere bu kötülüğü yapmamalıdır. 

Lütfen öğretmenler bana kızmasın ve biraz daha yukarıdan bakmaya çalışsınlar. Günümüzde, elimden geleni yaptım ve anlattım söylemleri eskimiştir. Çocuklar çalışmıyor bahanesi de unutulmalıdır. Çalışmıyor olmaları bir gerçek olabilir ama bahane olamaz. 

Aynı zamanda bir yetişkin olan öğretmen aldığı tüm eğitimlere rağmen öğrencilerin merakını ve öğrenme isteğini harekete geçiremiyorsa, bir ergenin bunu kendiliğinden başarmasını beklemek kolaycılık olur. Elbette öğretmenin aile, okul, çevre, eğitim politikaları gibi unsurlarla desteklenmesi işini kolaylaştırır veya zorlaştırır ama her şeyi elinden almaz ya da ona sunmaz.

Eğitim öyle hafife alınacak herhangi bir meslek değildir. Öğretmenlik, başka bir iş kolunda başarılı olamayan veya başka seçenekleri kalmayanların yöneleceği “iş” olamaz.

Öğretmen, öğrencilerinin yaşamla yüzleşmelerini, onların sorumluluk almalarını, cesur ve meraklı olmalarını sağlayabilendir.

Öğretmen, her zaman öğrencilerinin gözünün içine sevgiyle bakabilendir.

 

Ömer Orhan


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)