adscode

Okul gibi okul…

byomerorhan@gmail.com




Başlığı okuyunca nereden çıktı bu diye düşünenler olmuştur. Evet, özellikle böyle düşünülmesi için yazdım ve sanırım bir süre daha bu şekilde yazmaya devam edeceğim.

Okullar, eğitim öğretim aktivitelerinin gerçekleştirildiği kurumsal alanlardır. Tüm dünyada devlet denetiminde gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri, bazı ülkelerde bölgesel farklılıklar gösterse de durum budur.

Devletler nasıl bir gelecek yaratmak istiyorsa ona göre eğitim planları hazırlamakta ve yatırım yapmaktadır. Bazı ülkelerde özel okulun ne demek olduğu bilinmezken, bazılarında ise özel okullara teşvik verilmekte, devlet, özel okulculuğu özendirmektedir.

Gelişmiş ülkelerin bazılarında okullar, bizdeki sınav sistemine benzer sıralama sınavları ile öğrenci alırken, dershanelerin sayıları da okul sayılarından fazla olabilmektedir. Ancak bazı ülkelerde sıralama sınavlarının esamesi bile okunmamakta, buralarda çok daha değişik yöntemler kullanılmaktadır.

Gelişmiş ülkelerin okul sistemleri incelendiğinde, öğrencilerin gelişimlerinde sporun, sanatın, araştırma ve öğrenme becerileri ile eğitimin ön planda tutulduğu görülmektedir. Ağır öğretim programları yerine, bezdirmeyen, ucu bucağı belli programlar ve birçok öğretim yöntemi öğrencilere sunulmaktadır. Dayatma eğitim sistemleri ile tek çıkar yolun üniversite öğrenimi olmadığı bilinmektedir.

Geçmişte kısıtlı kaynaklar nedeniyle okullar ve öğretmenler, bilginin tek kaynağı olarak kabul edilmekteydi. Okullar, toplumun önünde yer alırdı. Bilimsel bakış açısı ve sanat gibi her köşe başında bulunamayacak konuların ele alındığı yerlerdi okullar. Dolayısıyla, öğretmen ve okullara ihtiyaç ve saygı duyulurdu. İnsan, hayatındaki birçok bilgiyi bu çatı altında edinirdi. Okullar, önemliydi!

Günümüzde ise bilgiye ulaşmak için sadece okullara ihtiyaç yok. Teknolojik olsun, olmasın, bilgiye erişim artık çok daha kolaydır. Çocukları ve gençleri okullara çekmek, okulları, ihtiyaç duyulan kurumlar hâline getirmek için yeniden ve yeniden düşünmek gerekir.

Okulların cazibe merkezi olabilmesi için “yaşayan okullar” ve mekânlar yaratılmalıdır.

MEB Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği ve MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde okullarda bulunan koridor düzeni ile ilgili olarak:
“Okul koridorlarında, Atatürk’ün eğitim ve diğer konularla ilgili düşüncelerini açıklayan söz, yazı ve resimlerle Talim Terbiye Kurulunca önerilmiş Türk büyüklerine ait resimler ile Türk tarih ve kültürüne ait levhalar ve haritalar, eğitici ve sanat değeri olan resimler, saat, takvim ve okul gazetesi bulundurulur.” diye söz edilmektedir.

Yönetmeliklerde istenen konu gerçekten doğrudur, önemlidir ve değerlidir. Ancak belki bir eklemeyle biraz daha geliştirilebilir: Yukarıda belirtilen “Türk büyüklerine” cümlesine “insanlığa olumlu hizmetlerde bulunmuş insanlar” da dâhil edilebilir. Böylece öğrencilere, örnek alabilecekleri insanları öğrenme fırsatı da tanınmış olacaktır. Ayrıca eğitici ve sanat değeri olan resimlerin asılmasının istenmesi de son derece ciddiye alınması gereken bir durumdur.

Peki, okulların geneline bakıldığında görülen nedir?

Teftişlerde sorulan, görülmezse istenen ve okul yöneticilerince de bir yerlerden temin edilerek ve usulden asılan birkaç fotoğrafla yerine getirilen bir formalite midir? Yeterli midir?

Türk büyüğü resimlerinin çoğunun hayali birer illüstrasyon olduğu, farklı kişilerce çizildiği ve gerçek kişilerle neredeyse hiçbir benzerliklerinin olmadığı da bilinmelidir. Ancak beklenti, öğrencilerin, bu resimlere bakarak, bilgi edinmeleri, esinlenmeleri ve etkilenmeleri yönündedir.

Sakın yanlış anlaşılmasın, öğrencilerin kendi tarihlerini, insanlarını, değerlerini öğrenmeleri, onlara sahip çıkmaları son derece değerlidir; ancak 21. yüzyıla yakışan araç-gereç, teknik ve yöntemlerle…

Öncelikle, Türk İslâm sanatında tasvir (betimleme) yasağı olduğunun, uzun süre resim yapılmadığının anlatılması gerekir. Bununla birlikte Batı’ya esin kaynağı olmuş Türk İslâm Kültürüne ait bilim insanları, sanatçılar ve devlet adamları ile yaptıkları işleri anlatan görsel ögeleri güçlü ve etkileyici bilgi afişlerinin kullanılması uygun olacaktır. Ayrıca herhangi bir millet ayrımı yapmadan insanlığa büyük hizmetleri olmuş bilim adamı ve sanatçıları da öğrencilere tanıtmak gerekir. Geçmişte nasıl Batı bizlerden esinlenmişse bizler de aynı yaklaşım içerisinde bilginin, bilimin ve sanatın peşinde olmalıyız. Öğrencilere, bu bilinç ve bakış açısını mutlaka kazandırmalıyız.

Okullar; eğitimin kaynağı, öğretimin de merkezi olmalıdır. Okullar, merak ve heyecan uyandıracak kurumsal alan sorumluluğunu üstlenmeli, gerçekleştirmeli ve geliştirmelidir.

Ömer Orhan

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)