adscode

Yakul’un yükselişi…

Yükselmek ve arşa çıkmak her insana nasip olacak şey değildir. Bunun için çok çalışmak ve hep doğru hamleleri yapmak gerekir.

byomerorhan@gmail.com




Hamle derken aklınıza da satranç gelmesin hemen. Öyle derin düşüncelere ve felsefeye gerek yok. Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru kişiyle görüşmek yeter.

Hangi zaman doğru zamandır? Neresi doğru yerdir? Doğru kişi kimdir? Bunları bilen var mıdır? Soru çok…

“Akıllı düşünene kadar deli dereyi karşıya geçermiş.” Niyetlenmek yeter. Hesap, kitap işlerine ne hacet, ne demiş atalarımız “Kervan, yolda dizilir.”. Siz hele bir yola çıkın nasıl olsa iş halledilir!

Halledilir halledilmesine de soruların yanıtlarını öğrenmek için bol köpüklü bir kahve içtikten sonra kahve falı ya da bakla, tarot veya el falı mı yoksa en garantisinden yıldız falı mı baktırmalı?.. “Neyse hâlin, o çıksın falın.” Hangi fal olursa olsun yanında verilen suyun altında “soğuk içiniz” yazar ya hadi neyse!
Her ne kadar kahve falı bakan da baktıran da “adam olmak” için okumak gerektiğini düşünse de, sanırım bu ezber de artık bozuldu. Çünkü üniversite mezunları boşta, yüksek lisans okuyanlar daha boşta ve doktora yapanlar ise hepten boşta dönemine girdik. 21. yüzyıl bilişim ve bilgi çağı ama fazla bilmek yaramıyor demek ki…

Peki, biz nerde hata yaptık?

Eskiden şartlar daha zorken bazı şeyler daha kolaydı. Öyle kariyer planlama diye bir şey bilinmezdi. Fabrikatörler ancak Türk filmlerinde insanlara görünürdü. Hayal gibiydiler sanki gerçekte hiç yoktular. Sadece öğretmenler, toplumun her zaman önünde oldular ve uzun bir süre ve özellikle de kız öğrenciler tarafından örnek alındılar. Yokluk zamanları olsa da belki de en mutlu yıllardı. Dünya bizim için siyah beyazdı fakat renkli hayaller kurulurdu…

Sonraki yıllarda hayatımız çok renklendi, ülke olarak artık keşfedilmiştik! Evet, televizyonlar renkliydi ama bu sefer de hayallerimiz siyah beyaz olmuştu.
“Atın, atın eskimiş çoraplarınızı, atın.” bu devrin başlangıcının reklam sloganlarındandı ama alışamadık ve uzunca bir süre “atamadık”. “Almanlar araçlarını tamir ettirmiyorlar, eskiyince değiştiriyorlar.” denirdi. Nasıl olduğunu anlamamıza imkân yoktu ama araba tamircimiz çoktu. Bozulan, eskiyen, dökülen tamir edilirdi ve tamircilik diye meslekler vardı.

Popüler kültür değişmiş, futbol ve pop şarkıları ile şarkıcıları göz doldurmaya başlamış, herkes çocuğunun adını ya futbolcu ya da şarkıcı isimlerinden esinlenerek koymaya başlamıştı. Gerçi çocuklar isimlerine göre kariyer yapmıyordu ama olsun züğürt tesellisi işte. Kimi milyon dolarları “götürür” kimi de çocuğuna seslenerek hayaller “getirir”. Zararı da yok, insan mutluysa sorun da yok!

Yakın tarihimizdeki bu dönemde tercih edilen mesleklerin başında hukuk vardı, çünkü 1980 sonrasıydı ve herkese “adalet” lazımdı!

Bilgisayar mühendisliği vardı, çünkü her iş yerine bilgisayar girmişti ve evlere de gireceği kesindi.

İktisat vardı, çünkü kapitalizm para ile para kazanmanın ve kolay yoldan gelir elde etmenin yollarının olduğunu söylüyordu!

İşletme vardı, çünkü serbest piyasa ekonomisi diye bir şey gündeme düşmüştü, iyi bir şey olsa gerek diye herkes bir takım işletmeler açmaya başlamıştı. Bu meslek çok tutmuştu ve kısa zamanda moda oldu. Her üniversite zorunluymuş gibi bu bölümü açarak her yıl binlerce mezun verildi.

Son yıllarda ise kısa yoldan mevki sahibi ve zengin olmak revaçta. Allah, bir kimseyi zengin etmek isterse ona yürü ya kulum dermiş. Bugün sanırım bu şekilde yükselen ve zenginleşen çok insan var. Belki de bunun için artık futbolcu isimleri yerine çocuklara “Yakul” ismi verilmeye başlanacak.

Seviyoruz isim vermeyi… Yağmasak bile gürlememiz yeter. Haydi hayırlısı…

Ömer Orhan  

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)