adscode
adscode
adscode

LİSELİLER VE ÖĞRETMENLER TEDİRGİN!

Milli Eğitim Bakanlığı, yüz yüze eğitimle ilgili yol haritasını açıkladı. Yüz yüze eğitim kademeli olarak, 1 Martta başlayacak.  Yüz yüze eğitimle ilgili açıklanan takvimde birinci dönem yapılamayan sınavların da 19 Marta kadar tamamlanması planlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yüz yüze eğitimle ilgili açıklanan takvimle ilgili öğrenci ve öğretmenlerin itirazları olduğu görülmektedir.

ikegitmeni@hotmail.com




Peki, yüz yüze eğitim ve sınavlarla ilgili yapılan itirazların haklılık payı var mı? Pandemi nedeniyle eğitimde oluşan açıklar nasıl kapatılabilir?

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de COVID-19 pandemisinde en çok etkilenen alanların başında eğitim gelmektedir. Pandemi koşullarında eğitimle ilgili daha öncede çok sayıda yazı kaleme almıştım.  COVID -19 pandemisi nedeniyle, eğitimde olaşabilecek açıkları en aza indirebilmek için, uygulanabilir, etkili ve doğru planlama yapmak, çok önemlidir. Öğretmenler, tüm teknik alt yapı sorunlarına rağmen, öğrencilerine ulaşmak için, çabalarını sonuna kadar kullandılar ve kullanmaktadırlar. Bu nedenle, uzaktan eğitimle ilgili öğretmenlerin başarılı bir sınav verdiğini söylemek, hiçte abartılı bir açıklama olmayacaktır. Ancak, uzaktan eğitimle ilgili yapılan tüm çabalara rağmen, eğitimde açıkların kapatıldığını düşünmek, çok iyimser bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca “uzaktan eğitim” kavramı ile ilgili de eğitim çevrelerinde tartışmaların olduğunu söyleyebiliriz. Bazı eğitim bilimcilere göre, “uzaktan eğitim” kavramı ile “uzaktan öğretim” kavramlarının karıştırıldığı ileri sürülmektedir. Eğitimin istendik davranış değiştirme süreci olduğunu ve ancak yüz yüze eğitim - öğretim faaliyetleriyle gerçekleşebileceğini ileri süren eğitim bilimciler, “uzaktan eğitim” kavramı yerine “uzaktan öğretim” kavramını kullanmanın daha doğru olacağını ileri sürmektedirler. Öğretim kavramı, belirli bir müfredatı, plan ve program dâhilinde öğretme süreci olarak tanımlanır. Bu nedenle, bilişim teknolojisi kullanılarak yapılan eğitim faaliyetlerinin ancak öğretim olacağı; eğitim sürecinin sadece yüz yüze faaliyetlerle gerçekleşebileceği ile ilgili tartışmalar yapılmaktadır. Burada uzaktan eğitim mi, uzaktan öğretim mi konusuyla ilgili ayrıntılı kavramsal bir çözümleme yapmayacağım. Ancak, eğitim sistemimizde öğretmenlerimizin bazı programları kullanarak canlı ders süreciyle, sadece uzaktan öğretim yapmadıklarını, bilişim teknolojisini kullanarak öğrencilerine ulaşmaya çalıştıklarını söylemek mümkündür. Uzaktan eğitim ve uzaktan öğretimin kavramsal tartışmasını başka bir yazıda ayrıntılı değerlendirmek mümkündür. Bu yazıda, öğretmenlerimizin özverili çabalarıyla yürütülen uzaktan eğitim öğretim faaliyetlerine ele alacağım. 

Okullarda yapılan araştırmalar göstermektedir ki,  öğretmenlerin tüm çabalarına rağmen derslere katılım, en iyimser rakamlarla nitelikli okullar dışında yüzde 50-60 seviyesinde kalmaktadır. Ders yoklamaları dışında, derslere aktif katılan öğrencilerin ders katılımları düşünüldüğünde bu rakam daha da düşmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı da eğitimdeki açıkların daha da artmaması için yüz yüze eğitime geçmeye çalışmaktadır. Ancak, şartlar tam oluşmadığında yüz yüze eğitime geçmek, çözüm olacak mı? Daha önceki yüz yüze eğitimle ilgili geçiş denemesindeki gibi vaka sayılarının yeniden pik yapması, COVID -19 ile mücadelede bizleri daha da geriye götürmeyecek mi? Bu nedenle, yüz yüze eğitime geçmek için öncelikle koşulların çok iyi değerlendirilmesi ve öğretmenlerin aşılamasının tamamlanması gerekmektedir. Uzun bir tatil süreci geçmesine rağmen, öğretmenlerin aşılanmasına henüz geçilemedi. Bilim kurulunda yapılan açıklamalara göre, öğretmenlerin aşılanmasına Şubat sonu gibi başlanacağı anlaşılmaktadır. Aşılama süreci ve vaka sayılarının da 7 bin ile 8 bin bandında olduğu göz önüne alındığında, yüz yüze eğitime başlama sürecinin aşılama sonrasına bırakılmasının daha akılcı bir karar olacağı görülmektedir. Ayrıca, sosyal medyadaki açıklamalarda lise öğrencilerinin de tedirgin oldukları görülmektedir. Sosyal medya ortamında yüz binlerce öğrenci,  Milli Eğitim Bakanlığına seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar. Milli Eğitim Bakanlığının öğretmenlerin aşılama takvimine göre, yüz yüze eğitimle ilgili yeni planlama yapmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı, sosyal medya üzerinden öğrencilere sınavların ertelenemeyeceğini, ilk sınavların bir an önce yapılmasının doğru olacağını ifade etti. Öğrencilerin yüz yüze eğitim süreci başlamadan, telefi programları uygulanmadan yapılan sınavların ne kadar doğru olacağı, konun tarafları açısından tekrar değerlendirilmesinde yarar olduğunu düşünüyorum. Uzaktan eğitim süreci ile ilgili tartışmalar sürerken, derslere katılım oranların düşüklüğü göz önüne alındığında, telafi eğitimleri tamamlanmadan sınavların yapılması, çok da yerinde bir karar olmayacağı görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının sınav takvimi ile ilgili tekrar bir değerlendirme yapması, öğrencilerin tedirginliklerini gidermesi yerinde olacaktır. 

Milli Eğitim Bakanlığı eğitimle ilgili açıkların giderilmesi için sırasıyla şu çalışmaları yapmalıdır: Yüz yüze telafi eğitimi yapılmadan yapılacak değerlendirmelerin öğretmenleri, öğrencileri ve velileri çok da tatmin edecek bir sonuç veremeyeceği ortadır. Eğitimdeki açıkların giderilmesi için daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi telafi eğitimlerinin çok iyi planlanması gerekmektedir. Telafi eğitimleri tamamlandığında sınavlar yapılmalıdır. Yüz yüze telafi eğitimleri yapılmadan yapılan sınavlar yargıya taşındığında da sorun oluşturabilecektir.

Sonuç olarak, Milli Eğitim Bakanlığı, Bilim Kurulunun görüş ve önerileri doğrultusunda, öğretmenlerin aşılama takvimini de göz önünde bulundurarak, yüz yüze eğitim ve telafi programını yeniden revize etmesinde yarar olduğu görülmektedir.… Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)