adscode

RAHATA MI ALIŞTILAR, RAHATLARI MI KAÇTI?

Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz

ikegitmeni@hotmail.com




Yunus Emre’nin yukarıdaki dizelerini, birçoğumuz okul yıllarından hatırlar, diye düşünüyorum. Sevgiye ve söze dair en güzel dizelerin ozanı Yunus Emre bu şiiriyle, yedi yüz yıl evvel, doğru ve etkili iletişimi ne de güzel anlatmış… Söz, dilimizde yer alan ve günlük hayatın içerisinde sıklıkla kullandığımız kelimelerdendir. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, bir düşünceyi eksiksiz anlatan söz dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil anlamında kullanılmaktadır.  Dünyanın Covid-19 pandemisiyle mücadele ettiği bir ortamda, güzel söze, doğru söze, yerinde söze, hele de sevgi sözüne çok ihtiyacımız var.  Toplumun sürekli izlediği, rol model aldığı siyasetçilerin, gazetecilerin, program yapımcılarının, basın yayın kuruluşları ve temsilcilerinin sözleri çok önemlidir. Ancak, üzülerek belirtmek gerekir ki, güzel söze en çok ihtiyaç duymamız gereken bir dönemde, topluma örnek olması gerekenlerden, söze gereken özenin gösterildiğini söylemek zor.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid -19 pandemisinden toplumun tamamı etkilendi. Covid-19 pandemisinden olumlu etkilenen bir tek meslek grubu ya da sektörün olduğu söylenemez. Pandemiyle mücadelede en ön saflarda yer alan sağlıkçılardan sonra, eğitim çalışanlarının da ciddi risk grubunda olduğu söylense yanlış bir ifade olmayacaktır.  Ancak ne yazık ki, eğitim çalışanlarıyla ilgili  hak edilmeyen olumsuz bir algıya geçtiğimiz haftalarda bir yenisi eklendi. Bir gazetenin köşe yazarı öğretmenler için, pandemi koşullarında “rahata alıştılar” ifadesi kullanmıştır. Geçtiğimiz aylarda benzer talihsiz bir açıklamayı, özel okullar derneği başkanı da yapmıştı. Başkan, daha sonra sözlerinin yanlış anlaşıldığını ve sözlerine açıklama yaparak, düzeltme yoluna gitmişti. Peki, öğretmenler gerçekten rahata mı alıştılar, yoksa rahatları mı kaçtı?

Covid-19 pandemisinden en çok etkilenen sektörlerin başında eğitimin geldiğini, yazılarımda sürekli değiniyorum.  “Öğretmenler ve öğrenciler rahata alıştı” diyen gazeteciye, sadece öğretmenler değil öğrencilerin de hak edilmeyen bir ithamla karşılaştığını ifade etmek gerekir. Tableti ya da bilgisayarı olmadığı için derse giremeyen, internete bağlanmak için kırsalda yüksek yerlere ya da tepelere çıkan, internet çeksin diye balkon ya da evlerinin çatısına çıkan çocuklardan haberi yok mu? Öğrencilerin Covid-19 pandemisi tatilinin, 1- 2 günlük kar tatili olmadığının da bilincinde olduğunu düşünüyorum. Öğretmenlerle ilgili bu ve benzeri olumsuz algılarda basın - yayın kuruluşlarının da sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Belirli bir gazeteci grubu var ki, her türlü tartışmada başı çekmektedirler. Ekonomi olur bu gazeteciler, siyaset olur bunlar, savaş olur bunlar, deprem olur bunlar, eğitim olur bunlar konuşur… Mazhar Fuat Özkan üçlüsünün “Peki Peki Anladık” şarkısındaki sen neymişsin be abi sözlerini hatırlattı...

Öğretmenler rahata alıştı diyen gazeteciye, aşağıda sıraladığım konulardan haberi var mı? Diye sormak isterim.

Pandemi koşullarında özellikle meslek liselerinde dezenfektan üreten öğretmenlerin yaptığı çalışmalar ve ürettiği dezenfektandan;

Dezenfektan üreten okullardaki öğretmenlerden de Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirenleri,

Covid-19 pandemisi nedeniyle kaç öğretmenin yaşamını yitirdiğini,

Basında haber olduğu için yazıyorum, bir öğretmenin sadece bir ay içinde annesini, babasını ve ablasını Covid-19 nedeniyle kaybettiğini,

Telefonlarında oluşturdukları watsap gruplarından öğrencilerine ulaşan, öğrencilerine tek tek telefon eden öğretmenlerden;

Öğrenci velileri tarafından, bu saatte de ders mi olur, denilerek azarlanan öğretmenlerden;

Öğrencilerine ulaşabilmek için teknolojik alt yapısı için özel harcama yapan,  çocuğu ve eşi de eğitimci olup, tablet ve bilgisayarı yetersiz olan ve krediyle bilgisayar alan öğretmenlerden,

Maddi durumu yetersiz öğrencilerine tablet alan ve bu konuda girişimde bulunan,

Anadolu’nun dağ köylerinde dağ taş demeden ev ev gezerek, öğrencisine ulaşmaya çalışan öğretmenlerden,

Ders programı uysun diye gece saat 20.00 da derse giren öğretmenden,

Uzaktan eğitim nedeniyle ders saati azalıp ek ders ücreti kesilen ya da alamayan,

Özel öğretim kurumlarında olup, öğrenci sayısı düştüğü için işine son verilen öğretmenlerden,

Ücreti kesilen özel okul öğretmenlerinden,

Ve özel öğretim kurslarında çalışan öğretmenlerin yaşadığı sorunları da öğretmenler rahata alıştı diyen… gazeteciye sormak, tüm öğretmenlerin hakkı değil mi?

Pandemi koşullarında öğretmenler rahata mı alıştı, öğretmenlerin rahatı mı kaçtı?

Toplumsal gelişmenin mimarları olan öğretmenlerine hak edilen değeri vermedikçe, geleceğin çağdaş güçlü ülkesi olarak varlığımızı sürdürmemiz zor olacaktır. Son olarak, Atatürk’ün “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.” Sözünü bir kez daha hatırlamak gerektiğini düşünüyorum. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)