adscode
adscode
adscode
adscode

Öğretmenim, Canım Benim…

Atama bekleyen tüm güzel yürekli öğretmenlere…

damlaaktan@gmail.com




Henüz yalnızca 3,5 yaşındaydım, bir öğretmenin bir insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini öğrendiğimde… Pardon, bilinçaltıma öğretildiğinde…

Ben, hayata erken atılanlardandım. Hiç tanımadığım bir anaokulu öğretmenine, sabahın yedisinde çiçek arattıracak kadar sevgi dolu bir çocuğun kalbini ne kırabilir ki? On puanlık uzman sorusu…

Yemek yerken kucağına düşen yoğurtlu bir salatalık, biraz korku, birkaç damla gözyaşı ve ardından karanlık…

Hatırlanılan tek şey, ertesi gün okula gitmek istemeyen ve neredeyse apartmanı inleten bir çocuk…

Sonradan anlatılır, sebebi şu cümleler bu korkunun:

“Alın bunu götürün, oyuncaklarını da elinden alın, siz de kapıyı kilitleyip evden çıkın, görsün bakalım öğretmenin yanında olmak mı daha iyi, yoksa annenin yanında  olmak mı!!!”
Bu şuursuz cümleleri kuran adını bile hatırlamadığım o öğretmene, hayatıma sonradan eklenen o çok özel öğretmenlerin değerini anlamama yardım ettiği için, okuldan ve öğretmenden nefret ederek geçen 4 kabus gibi seneme mal olmuş olsa da kocaman bir teşekkür borçluyum sanırım…

Çünkü eğer o olmasaydı, ben sevgiyi, değeri, paylaşmayı, bir öğretmenden daha fazlası olabilmeyi başaran öğretmenleri, öğretmen olmanın hakkını vererek bu mesleği ruhuyla, kalbiyle, tüm benliğiyle yapan öğretmenleri hiç tanıyamayarak, göremeyerek ve kutsallıklarını hiç bilemeyerek büyüyenlerden olacaktım.

Öğretmen olmak, yalnızca büyük olmak demek değildir. İleriyi, büyüyeni görebilmektir. Küçücük bir çocuğun, yarın ne olabileceğini, öngörebilmektir.

Öğretmen olmak, bir çocuğa yalnızca okumayı öğretmek, ya da harfleri tanıtmak değildir. O çocuktaki tüm olasılıkları, tüm mucizeleri okuyabilmek; ve ona harflerden kendisi için nasıl bir hikaye yazabileceğini öğretebilmektir. Ona dinlemeyi, kelimeleri yerinde ve doğru kullanmayı, hitap edebilmeyi, kelimelerden hikayeler yaratabilmeyi öğretebilmektir.

Öğretmen olmak, müziği, resimi, dansı ya da beden eğitimini sevdirebilmek demek değildir. Bir çocuğun sesini duyabilmek, onun sesine ses katabilmek, ya da sessizliğine ses olabilmektir. Ona görünmeyeni göstermek, onu renklerle tanıştırmak, ona hayatı nasıl renklendirebileceğini, hayatla kendisi olarak nasıl dans edebileceğini anlatabilmektir.
Öğretmen olmak, yalnızca yabancı dil öğretebilmek demek değildir. Küçük bir çocukta, yarının toplumunun insanında, bambaşka bir kültürü tanımak için merak uyandırabilmek, ona hiç tanımadığı bir insanı, hiç bilmediği bir dilde sevdirebilmek demektir. İletişim kurmayı bilmek, ve öğretebilmek demektir.

Öğretmen olmak, matematik, fizik, kimya veya biyoloji öğretebilmek demek değildir. Sayıları hiç sevmeyen bir çocuğa hayatın bir bulmaca olduğunu anlatabilmek, ve kendi formülünü kurmasını sağlayabilmek demektir. Aynı çocuğa, insanların kimyalarının her zaman tutmayabileceğini, ama her sorunu çözmenin bir formülü olduğunu işleyebilmek demektir. İnsan vücudunu anlatırken, insana kendini her yönüyle tanıtabilmek ve kendini keşfetmesine yol açabilmek demektir.

Öğretmen olmak, felsefeyi öğretmek demek değildir. Hayatın kendine ait apayrı bir felsefesi olduğunu, ve o felsefede sana düşen payı yaşarken kendi kalbinin sesini dinlemeyi, kendi hayat yolunu dimdik yürüyebilmeyi, onurluca, saygıyla, dimdik ayakta durabilmenin felsefesini de öğretebilmektir.

Yani öğretmen olmak, başlı başına bir onurdur, erdemdir, hakkıyla yapabilen için taşıması gurur verici en yüce mesleklerdendir.

Bugün, bunca kutsal, bir ülkenin geleceğini yetiştirmek gibi çok önemli bir göreve sahip pek çok değerli öğretmenimiz, hala atama bekliyorlar. Kimisi çok zor koşullarda, inandıkları uğrunda mücadele veriyor, kimisi şükrediyor ve elinden geleni yapmaya çalışıyor, kimisi ise hala bekliyor… Bu haksızlık, çünkü güzel ülkemde, hakkıyla yaşamayı hak eden nice öğretmenlerimiz var.

Öğretmenleri olmadan olamayacak onlarca çocuğu, geleceksiz bırakmayın. Tek bir öğretmenin, bir insanın yaşamını nasıl değiştirebileceğini öğrenmeyi hak eden, onlarca çocuk var güzel ülkemde…

Ne yazacağımı düşünürken, bu konuya dikkatimi çeken değerli gazeteci-yazar Sayın Vecdi Altay’a ve beni ben yapan, hayatıma anlam katan tüm öğretmenlerime sonsuz minnet ve teşekkürle… Olmasaydınız, olmazdım.

Öğretmen olmak, yaşamı baştan yazabilmektir… İşini, hakkıyla, vicdanıyla, sevgiyle yapan tüm öğretmenlere saygıyla…

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)