adscode

Sevgisiz…

byomerorhan@gmail.com




Eğitim, insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Kimi zaman görmezden gelinse de eğitimin sonuçları, bireysel ya da toplumsal yaşamda kendini çeşitli şekillerde hissettirir.

İnsanların biyolojik ve ruhsal yapısı, çevresel faktörler ve aile terbiyesinin durumuna göre hislerin gelişiminde eğitime ihtiyaç duyulur. 

Potansiyel olarak insan doğasında duygular paketlenmiştir. Bizler sadece hangi pakette ne olduğunu keşfeder ve yaşantılarımızla pekiştiririz. Örneğin, korkuyu öğrendiğimiz gibi sevgiyi de öğrenebiliriz. Gerçi korkuyu öğretenler sevgiyi öğretmek için aynı azmi göstermezler ya neyse…

Toplumun temel yapısı, alışkanlıkları, eğitim durumu ile aldığı eğitimden ne anladığı ve anladığını nasıl aktardığını kapsayan sevgi gerçeklerimiz.

Babası oğluna bir kez bile onu sevdiğini söylemezse, çocuk ileride eşine onu sevdiğini söyler mi? Allah muhafaza…

Ataerkil bir toplumda özellikle babalar, “çocuklar sevilmez, şımarır” bilinci ile yetiştirilmişse, sevgi bir yerlere sıkışıp kalır ki çıksa bile samimi olmadığı görülür.

At üstünde ok atan, savaşlarda zaferlerden zaferlere koşan sert ve mert bir atanın torunu sevgisini belli eder mi? Hiç olur mu öyle şey?.. 

Olur. Ancak görmek isteyenlerin önce “atlarından inmeleri” ve dikkatli bakmaları gerekir!

Kendi karnını doyurmadan önce, sahiplendiği hayvanlarını besleyen, sert rüzgârların soğuktan kavurduğu bozkırda gözlerini güçlükle açarken sevgiyle bakabilen insanların torunları mıyız?

Şiddetin, zayıfların yöntemi olarak algılanarak tercih edilmediği, sevginin içten ama abartmadan paylaşıldığı bir anlayıştan sevgisizlik çıkmaz. 

Sevgi bulaşıcıdır, bu nedenle bol bol da bulaştırmak gerekir.

“Sevgi tohumu” ekilen ülkelerde huzur, empati, mutluluk ve medeniyet yeşerir. Bu “tohum”; sıcakkanlı, misafirperver Anadolu insanının hiç de yabancı olmadığı ve sahip olduğu kültürde mevcuttur. Ne var ki farklılıkları bir renk olarak değil de potansiyel tehlike veya “öteki” olarak gören bir anlayışın tohumları ile alınacak ürün bellidir. Belki de nifak, kullanılan bu tohum için en doğru sözcüktür.

Bir toplumda sevgi ile beslenen insanlar yaratabileceğiniz gibi karamsarlık, şiddet ve korkudan beslenen insanlar da yaratabilirsiniz. Sevgisizlik; şüpheyi, korkuyu, hırçınlığı, şiddeti, yalnızlığı beraberinde getirir ki bu, lezzetsiz bir yemekten farksızdır.

Sevgi;

Enerjidir…

Paylaşmaktır…

Dinlemek ve anlamaya çalışmaktır…

Affetmek ve uzlaşmaktır…

Sevgi katalizördür… 

Hayattır…

Güneş gibi sıcak ve aydınlıktır.

Sevgisizliğin dini, dili, ırkı ve mezhebi olmadığı gibi toplumun her kesiminde ve mevkiinde sevgisiz insanlara rastlamak mümkündür. Bu durum bir yere kadar tolere edilebilir olsa da en kötüsü öğretmenlerin sevgisiz olmasıdır. İşte bunun telafisi yoktur. 

Sonuçta bugün toplumun önüne çıkan ve yaklaşımlarıyla sevgisiz olduklarını gösteren insanların okul dönemlerinde sevgiden uzak eğitim aldıkları tartışmasız bir gerçektir. 

Hayatında sürekli azar işitmiş, neredeyse tek bir aferin duymamış, boyun eğmeyi ve itaati öğrenmiş, sanatın yanına bile yaklaşmamış, hiç sevgilisi olmamış hatta bir evcil hayvan bile beslememiş birinden nasıl sevgi beklersiniz?..

Hayat sevgiyle güzelleşir.

Sevgi, yaşantılarımıza lezzet kattığı gibi zorunluluklarımızı da keyfe dönüştürür.

Okullarda programların yetiştirilmesi ve sınav başarma telaşından önce sevgi ve saygının kalıcı kılınması gerekir. Eğer sadece sınav başarmak için sevgiden fedakârlık edilirse akademik, toplumsal, siyasi kariyerleri çok “güçlü” ancak insanlıkları beş para etmez bir toplum yaratmış olursunuz.

Sevgiyle kalın…

 

Ömer Orhan

 

 

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)