adscode
adscode
adscode

KOŞULSUZ EBEVEYNLİK ÜZERİNE

Son okuduğum kitap Alfie Kohn’un ‘’Koşulsuz Ebeveynlik’’. Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Bir solukta okudum, çok beğendim ve çok şey öğrendim. Kitapta üstüne basa basa diyor ki ‘’her şeyin başı ve en önemlisi koşulsuz sevmek.’’ Çocukların iyi ve sağlıklı biçimde yetişebilmesi için koşulsuz sevgiye gereksinimi var. Küçük bir çocuğa göre ebeveynlerinin kendisi için beslediği duygulardan daha önemli bir şey de yok. 

oznurpekatik@gmail.com




 

Her çocuğun temel gereksinimi, koşulsuz olarak sevilmek, yetersiz kalsa veya başarısızlığa uğrasa bile olduğu gibi kabul edileceğini bilmek. Ama alışılmış ebeveynlik yaklaşımlarının, yani cezaların (şaplak, yergi, “mola” vs.), ödüllerin (övgü, olumlu pekiştirme vs.) ve diğer kontrol yöntemlerinin çocuğa verdiği mesaj, ancak ebeveylerin memnun etmesi veya etkilemesi koşuluyla sevgi göreceğidir. Aslında çoğu ebeveyn bu mesajı gönderme niyetinde değildir, ama çocuğun zihninde oluşan izlenim tamı tamına bu olur. Kohn ise söz konusu izlenimi yaratmanın yıkıcı etkilerini, ince ince çözümlediği büyük bir araştırma birikimiyle önümüze koyuyor.

Ebeveynlik hem zorlayıcı, hem geliştirici, hem de keyifli bir deneyim. Ebeveyn olmadan herşeyin okuduklarınla sınırlı olduğunu düşünüyor insan. Oysa anne baba olunca her şeyin bu kadar kolay olmadığını anlıyor. Bu tarz kitaplar sayesinde de yol ve yöntem öğreniyor, kendini geliştiriyor, farklı çözüm yolları buluyor. 

Kitapta ilgimi çeken kısımları sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Kitapta geçen konu başlıkları: koşullu ebeveynlik , koşullara bağlanmış sevgi ve bu sevgiyi geri tutmak, aşırı kontrol, ceza ve ödül, bunların yol açtığı zararlar, çocukları başarıya zorlamak, koşulsuz ebeveynliğin ilkeleri 

Çocuklara ne yazık ki kızdığımız zaman sevgi ya da ilgi ile ilgili koşullar koyarız. Oysa çocukların asıl bizlerden beklediği sevgi ve şefkattir. Çocuk sevilmek adına istenilen davranışların amacını bile anlamadan gerçekleştirir ve bunu zamanla içselleştirir. Koşullu olarak sevildiğini düşünen çocuklar, ebeveynlerinin her dediğini yaparak zaman içinde itaatkar hale gelir. İyi duygulardan emin olamamak veya terk edilmekten korkmak, çocuk büyüdükten sonra bile kaybolmayacak derin izler bırakabilir. Büyüdüklerinde sürekli birilerine bağlı, bağımsız düşünceler üretemeyen, kendi değerlerini oluşturamayan, fikir ve inançlarını dile getiremeyen bireyler olurlar. Takdirin koşullara bağlı olduğunu ima eden, dolayısıyla kişisel değerin de koşullara bağlı olarak yeniden ve yeniden ölçüleceği mesajını veren yorumlar, çocukların çaresizlik belirtisi göstermesine neden olur. 

Yani disiplin ve koşula hayır diyor kitap. E o zaman ne yapacağız? Çocuklara nasıl istediklerimizi yaptıracağız? Belli sınırlar koymak, kuralları konuşup birlikte belirlemek ve her ne durum olursa olsun koşulsuz sevmek. Bu sırada sabırlı olmak, çocuğun atmosferine ayak uydurmak, empati kurmak, anlamaya çalışmakta önemli. Bunun sonucunda neler mi olur? Ebeveyn çocuk arasında güvenli bir ilişki oluşturulur ve çocuklar işbirliğine daha yatkın hale gelir. Bir sıkıntıya düştüklerinde ebeveyne gelmeye, öğüt istemeye ve boş zamanlarını onlarla geçirmeye eğilimli olurlar. Ebeveynlerine kendilerini yakın hisseder, olumsuz davranışları ve sorunları hakkında çözüm bulurlar. Koşulsuz ebeveynlikte çocuğun davranışını ona birşeyler öğretme fırsatı olarak görmek, sorunun çözüm sürecine çocuğu dahil etmeyi sağlar. Çocuklara söz dinletmek ve istenileni yaptırmak adına sevgi ve onayı belli koşullara bağlama eğilimi yapılan en büyük hatalardan biridir.

Bir diğer ilgimi çeken konu ödül ve ceza. Ödül ve ceza da bu kitapta önerilmiyor . İkisi de kişinin belli bir işe veya eyleme bağlılık geliştirmesini sağlamaz. İyi bir davranış karşısında  ödül şartı uygulanırsa ödül olmadığında çocukların bu davranışı gerçekleştirmesi beklenmez. Bu durumda eylemin ya da gerçekleştirilecek işin amacı ile ilgilenmezler. Çocukların davranışlarını manipüle etmek için ödüller, cezalar ve diğer stratejiler kullanılırsa, yalnızca istekleri yerine getirdikleri zaman sevildiklerini düşünmeye başlarlar. Yani Koşullu Ebeveynlik..

Çocuk yetiştirme konusunda en büyük sorunlardan biri ise müsamaha gösterme korkusu. Koşullar, kurallar, disiplin ve ceza olmazsa çocukların şımaracağı ve baş edilemeyeceğinin düşünülmesi. Tamam ama unutmayalım ki söz konusu bizim çocuklarımız. Böyle davrandıkça ileriki yaşamlarında çok ciddi sorunlar yaşayacakları aşikar. Bu durum çocukların güçsüz hissetmesine, başkalarına boyun eğmeye zorlar ve içlerinde yoğun bir öfke oluşur. İtaat ettirmek için güç, tehdit ve ceza kullanıldığında çocuklar çaresiz hisseder.

Sonuçta asıl soru: ‘’ Çocuğumun söz dinlemesini nasıl sağlarım? ‘’ değil, ‘’ Çocuğum nelere gereksinim duyar ve bu gereksinimleri nasıl karşılarım?’’ olmalıdır. Çocukların gereksinimlerine odaklanabilmek ve bunları karşılayabilmek için çocukları ciddiye alma zorunluluğumuz vardır. Çocukları ciddiye almanın üç yolu ise; koşulsuz sevgi vermek, kendi kararlarını almak için fırsat tanımak, olan bitenin çocuğun gözünden nasıl göründüğünü tahayyül etmek.. Lütfen bunları yaparken; 

  1. İçinize dönüp düşünün.

  2. İsteklerinizi yeniden gözden geçirin.

  3. Uzun vadeli hedeflerinizi göz ardı etmeyin. 

  4. Çocuklarla ilişkinizi her şeyin önüne koyun. 

  5. Yalnızca davranış biçiminizi değil, bakışınızı da değiştirin. 

  6. Saygı gösterin. 

  7. Çocukların gözünde hayali değil, gerçek insanlar olun. 

  8. Daha az konuşun, daha çok sorun. 

  9. Yaşlarını hep göz önünde bulundurun.

  10. Gereksiz yere hayır deyip geçmeyin.

  11. Katı olmayın. 

  12. Acele etmeyin. 

Bu yolculuğa çıkmak için geç kalınmış olabilir mi? Kişinin yanlış yolda ilerlediğini kabullenmesi bile büyük cesaret gerektirir ve bu cesaret kendi başına gelecek için pek çok umut vaad eder. Diğer bir deyişle çocuk ne kadar büyümüş olursa olsun, olumlu bir etki yapmak için geç kalınmadığına inanmaya yetecek kadar neden var demektir. 

 

Kitap şiddetle tavsiyemdir, keyifli okumalar… 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
İYİ AİLE YOKTUR
WALDORF FELSEFESİ