adscode

OKUL YÖNETİMLERİ GÜÇLENDİRİLMELİDİR!..

Eğitim kurumları, eğitim sisteminin lokomotifini oluşturur. Nasıl ki lokomotifi düzgün çalışmayan bir tren yol alamaz ise, eğitim kurumları sorunlu bir eğitim sistemi de aynı şekilde yol alamaz.

ikegitmeni@hotmail.com




Eğitim sisteminde hangi tür düzenleme yapılırsa yapılsın, düzenlemelerin yaşam bulacağı, uygulanacağı yerler okullardır. Eğitim sisteminin lokomotifi olan okullar ve okul yönetimleri işlevsel hale getirilemezse, eğitimde hedeflenen başarılara ulaşmak da mümkün olamayacaktır.

Eğitim kurumlarının yönetim sorunu, eğitim sistemimizde en çok tartışılan, en çok yönetmelik değişiklikleri yapılan ve bir türlü dikiş tutturulamayan konuların başında gelir. Eğitim kurumlarındaki yönetim sorunu ile ilgili çok sayıda yazı kaleme almıştım. Her yazıda eğitim kurumlarındaki yönetim sorunun farklı bir boyutunu ele almıştım. Bu yazıda da "Eğitim kurumlarında lider yöneticilik olabilir mi?" sorusuna değinmek istiyorum.

Ülkemizde pandemi nedeniyle yüz yüze eğitimin sorunlu başladığı bugünlerde eğitim kurumlarında ve eğitim yönetiminde lider yönetici sorunun önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı yüz yüze eğitimle ilgili karar sürecinde, İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin tam yetkili olduğunu kamuoyu ile paylaştı. Pandeminin başlarında en üst kademelerde bile karar sürecinde yaşanan tereddütler düşünüldüğünde, "Yüz yüze eğitime devam mı, ara mı verilmeli?" sorularının il milli eğitim müdürlüklerinde ne kadar cesurca değerlendirileceği ya da karar verileceği, doğrusu beni düşündürmektedir. Bu kapsamda, "Eğitim yönetim sistemimiz lider mi, yönetici mi, idareci mi olmaya ne kadar uygun?" sorusunun anlamlı bir soru olduğunu düşünüyorum. Eğitim sisteminde üst yönetim kademelerindeki yöneticiliklerde liderlik özellikleri sınırlıysa, diğer yönetim kademelerindeki yöneticilerden de lider yönetici olmalarını beklemek ne kadar gerçekçi bir yaklaşım olacaktır? Peki, demokratik kültürün yerine disiplin ve cezanın, liyakatin yerine itaat ve sadakatin egemen olduğu sistemlerde, lider yöneticiler yetiştirmek ne kadar mümkün olabilir? 

Eğitim yönetim sistemimizde aslında “idareci”, “yönetici” ve “lider” kavramları yıllardır tartışılmaktadır. Peki, idareci, yönetici ve lider arasında ne tür farklar vardır? İdareci kavramı, klasik anlamdaki müdür kavramına karşılık gelen bir kavramdır. İdareci kavramı, idare kavramından türetilmiştir. İdare, çekip çevirme, yönetme anlamında kullanılsa da yönetici ve idareci aynı anlamları karşılamamaktadır. İdarecinin bir diğer anlamı daha var ki, aslında sorunun da ana eksenini oluşturmaktadır. İdareci, yönetim sisteminde klasik anlamda en çok üzerinde durulan anlamıyla, idare edendir. Yönetim sistemimizin en sorunlu kısmı da buradan başlar. Herhangi bir aksaklık olduğunda durumu idare etmek için kullanılan kavramın tam da kendisi idarecidir. İdare etmek geliştirmeyi içermez. Mevcut durumu korumayı ya da daha kötüye gitmesini önleyen bir anlam içerir. İdareci kavramı, yasal çerçevede kurallar ve ilkelerin esas alınmadığı, adamına göre yönet anlayışına kapı aralayan bir kavramdır. Kısaca idareci idare edendir. Yönetici kavramı ise kurumu yasalar çerçevesinde, kural ve ilkelere göre yönetmektir. Yönetici, kural ve ilkelerin dışına çıkamaz. Yönetici, sorun varsa sorunu çözer. Lider ise, yeniden yapılandırır. Yeni bir yol açar. Sorun varsa köklü çözümler üretir.

Eğitim sisteminde yönetim kademesinde yer alanların idareci mi, yönetici mi, lider mi olduklarını belirleyen tutum ve davranışları kısaca sıralamakta yarar görüyorum:

  • İdareci, “idare edendir”, günü kurtarır. Yönetici ise “yama yapandır” sorunu kısa süre de olsa çözer.  Lider yönetici ise öngörüleriyle yeniden yapılandırır.
  • İdareci üstlerine yaranmaya çalışır. Bahane üretmede ustadır. Yönetici mazeret bulur. Lider işin başında riskleri de hesaba katar. Sonuç olumsuz olduğunda mazerete sığınmaz.
  • İdareci, çevresinden saygı bekler. Gücünü koltuğundan alır. Üstlerine yaranmak için politikalar geliştirir. Yönetici, kuralları esas alır, etrafındakilerin kendini sevmesini bekler. Belirlenmiş politikaları uygular. Lider ise yetki gücü yerine etki gücünü kullanır. İnsanları bilgisi ve saygınlığı ile etkiler ve peşinde sürükler. Yeni politikalar üretir.  
  • İdareci ezberine güvenir. Her şeyi kendisinin bildiğini düşünür. Yönetici, eleştirel düşünür. Lider ise takım çalışmasına önem verir. Analitik ve eleştirel düşünceyle gerçeği arar.
  • İdareci, sorunlara bakar. Ancak sorunu görmez. Yönetici, sorunları fark eder, geçici çözümler üretir. Lider, geleceği beyninde canlandırır, vizyon oluşturarak yeniden tasarlar, sorunlara kalıcı çözümler bulur.
  • İdareci, risklerin farkında değildir. Yönetici, mümkün olduğunca risklerden kaçınır. Lider ise gerekli önlemleri alarak risklerin üstüne gider. Lider yöneticiler karar süreçlerinde risk analizi planları yaparlar.

Eğitim biliminin ilkeleri ve çağdaş eğitim sistemlerine göre; idareci, yönetici ve lider yönetici ile ilgili temel farkları yukarıda kısaca sıraladım. Bu farkları çoğaltmak mümkündür. Pandemi ortamında yüz yüze eğitimin sürdürülebilirliği ile ilgili tartışmaların hız kesmeden devam ettiği günümüzde, eğitim kurumlarında lider yöneticiliğin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

Yazımın başında da ifade ettiğim gibi okullar, eğitim sisteminin lokomotifi olduğuna göre; eğitimde sorunların çözümünde, okul odaklı bir yaklaşım sergilenmelidir. Eğitim sistemlerinde okul örgütleri ve okul yönetimleri güçlendirilmelidir. Okullarda demokratik okul kültürü geliştirilmelidir. Okullardaki komisyon ve kurullar, formel tutanakların alındığı dokümantasyon oluşturma toplantıları yerine,  yetki ve sorumlulukların arttırıldığı etkili takımlara dönüştürülmelidir. Eğitim yönetimi sistemi, çağdaş yönetim anlayışına göre şekillenmelidir. Okul yönetimleri, kariyer ve liyakat ilkelerini esas alan, demokratik yönetim anlayışına göre yeniden yapılandırılmalıdırlar. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)