adscode
adscode
adscode
adscode
adscode
adscode

ÖĞRETMEN KPSS KURSLARINDA DEĞİL OKULDA YETİŞİR!

Öğrenmek, kendini yetiştirmek hiç bitmeyen bir yolculuk… Hele ki söz konusu öğretmen ise fakülteyle başlayan uzun yolda; bir yıllık da yirmi yıllık da otuz yıllık da olsanız her zaman değişen, dönüşen insan, eğitim ve müfredata paralel kendinizi yenilemek, genişletmek, zihin ve uygulama sahanızı parlatmak zorundasınız. Hiçbir şey yoksa her gün en az bir çocuğun gözünden bir sınıfın duruşundan, yaşanan  bir  andan tecrübe kazanır, yetkinleşir, farklılaşırsınız. Öğretmen hiçbir zaman yaşadığı bir

gurbetduymus@gmail.com




Peki öğretmenler nasıl yetişiyor veya nasıl yetişmeli?

 

Bir kere eğitim fakülteleri devletin ihtiyacına göre kontenjan belirlemek zorunda, eğitim fakültesi mezunu olup işsiz olan çok gencimiz var. Peki devlet onlara iş bulmak zorunda mı?  …

Bir gerçeklik var : Çocuklarımızı, gençlerimizi iyi yetiştirmek zorundayız.  Bunun temeli de   donanımlı, becerikli öğretmenlerden geçiyor. Uzaktan eğitim süreci gösterdi ki sınıf elzemdir, göz teması elzemdir, birlikte olma kültürü elzemdir.

 

Öğretmenler nasıl yetişecek? Temel mesele  bu. Öğretmen fakültede alan bilgisini alacak, pedagojik formasyonunu alacak ama bu yeterli mi? Hayır!

 

Öğretmen işi mutfağında öğrenmek zorundadır. Fakülte dördüncü sınıfta gidilen stajlar bu konuda yeterli olmamaktadır.  Aday öğretmen, kılavuz öğretmeni ile sınıfa girmekte, basit düzeyde sınıf hakimiyeti öğrenmekte, görmekte ;  sınıf defteri doldurma, ölçme değerlendirme gözlemi yapmakta, örnek ders anlatımı yaptırılmakta ama bu durum sadece ısınma turu olmakta ve öğretmen adayına yetmemektedir.

 

Mezun olan genç fakülteyi bitirince KPSS kurslarının kollarına atılmakta, bir, üç, beş, on yıl sürünmektedir. Bu durumun öğretmen adayına bir katkısı var mıdır? Kesinlikle hayır!

 

Atanmak için ezberlediği bilgiler, her yenilgide yaşadığı travma, her atama sürecindeki psikolojik sıkıntı onu geliştirmemekte, her seferinde ondan bir şeyleri eksiltmektedir.

Maddi yetersizlik, ek iş yapıp sınava hazırlanma, atanamama kaygısı, boşa geçen zaman; hayata tutunma ve öğrenciyi, okulu, sahayı tanıma  için harcanması gereken zamanın kurs sıralarında tüketilmesi gençlerimiz ve ülkemiz için maddi, manevi kayıptır.

Peki ne yapılmalı?

 

 

 

Bir kere eğitim fakültelerine rekabet ortamı getirilmeli; fakülte üçüncü sınıfta bir gün, dördüncü sınıfta üç gün staj imkanı sağlanmalı öğretmen adaylarına. Öğretmen adayı mezun olduktan sonra staj notu ve mezuniyet notu dikkate alınarak ihtiyaç olan okullara “aday öğretmen olarak” atanmalı. Nasıl? Halen mevcut  “ÜCRETLİ ÖĞRETMEN POZİSYONU”  kaldırılarak. Zaten öğretmen ihtiyacımız var, zaten görevlendirme yapıyoruz; o halde bu gençlerin KPSS kurslarına para harcamalarına, sınavı kazanana kadar binlerce travma yaşamalarına neden göz yumuyoruz?

 

Öğretmenliği okulda öğrenecekler, çocuğu okulda tanıyacaklar, müfredatı uygulayarak öğrenecekler.

Veliyle, öğretmen arkadaşıyla, idareyle iletişimi ve kuralları okulda öğrenecekler.

Ders nasıl anlatılır, nasıl kolaylaştırılır, öğrenciye nasıl inilir? Bunları  hep sınıfta, okulun havasını teneffüs ederek öğrenecekler! Bunlara yüzlerce madde ekleyebiliriz.

O halde neden vakit kaybediyoruz? Öğretmen adaylarını mezuniyetten sonra işin mutfağına alalım.

Buyur öğretmenim , diyelim:

 - Günlük plan yapalım (internetten alıntı değil, şablonu alabilir ama kendi planını kendi oluşturacak)

 

- Yıllık planlama yapalım  (yine kendi özgün planı)

- ŞÖK’ünü yapalım  ( Aday öğretmen ; sınıf rehber öğretmeninin yanına yardımcı öğretmen olarak görevlendirilir, rehber öğretmen kendi planlamasını yaparken aday öğretmenin ŞÖK’ü ona göre değerlendirilebilir)

 

- BEP’li öğrenci varsa ona uygun çalışma takvimi ve bir öğrenciyle çalışma yapalım

- Örnek veli toplantısı yapalım, veli iletişimini gözlemleyelim toplantının resmi  ve uygulama boyutunu inceleyelim,”Şimdi söz sizde!” diyelim

 

- Türkçe öğretmeni adayıysa bir dinleti, kutlama programı hazırlatalım ,müzik öğretmeniyse bir koro çalışması örneklemi isteyelim . Örnekler çoğaltılabilir.

Aday öğretmenin :

 

- Örnek proje çalışma yeterliliği var mı? Görevlendirme yapılıp gözlemlenir.

 

- Nöbet görevi verilir, nöbet defteri işlemeyi, nöbet kurallarını öğrenir.

 

- Okula gelen evraklar , MEB sistemlerinn  işleyişi, öğrenci kaydı , e-okula not işleme ,öğrenci bilgilerinin işlenişi gösterilebilir ve aday öğretmen öğrenir.

 

- Çalışma yaprağı, ders notu, örnek test hazırlanması istenir ,hazırlama uygulama becerisi gözlenir ;ilgili formlara işlenir .

- Ana ders öğretmenine ek olarak ölçme değerlendirme çalışması yaptırılır.

- Okul dışı gezilere diğer öğretmenlerle katılım sağlanır. Bu gezilerin planlanması öğretilir.

- Sene başı, sene ortası, yıl sonu kurulları, bunlara katılım hatta bir oturumda adayımız  yazmanlarla birlikte görevlendirilerek tutanak yazması uygulatılır.

- Bir öğrenci düştüğünde, yaralandığında ne yapması gerektiği…

Hasıl-ı kelam okullarda yapılacak yüzlerce iş var, en az iki yıl aday öğretmen olarak bir okulda görev yapan  birey  bu iki yılın sonunda;

- İşleyiş

- Mevzuat

- Öğrenci iletişimi

- Öğretmen ve idare iletişimi

- Planlama

- Sınıflara ve okula uyum

- Ders işleme

- Sosyal ve kültürel faaliyet yetkinliği…

gibi belirlenecek hususlarda önce okuldaki bir komisyon, okul komisyonundan geçenler de bir üst komisyonda değerlendirilerek gerekli raporlama yapılmalı ve ihtiyaç durumuna göre belirlenen sırayla asaleten atanmaları sağlanmalıdır. Bu elemeden geçemeyenlere bir yıl daha hak tanınmalıdır. Ha diyeceksiniz :”Bir yıllık aday öğretmen sürecinde bunlar  var. “  Ben de diyorum ki :” Fakülteden itibaren bu kriterleri uygulayalım , öğretmeni bu saha uygulamalarındaki başarısına göre asaleten atayalım . Hem bireyin mesleki motivasyonu ,alanda kendini yetiştirme ,sahaya hakim olma gayreti en üst düzeyde olacak ve biz sahaya yüzde yetmiş hakimiyetle öğretmen almış olacağız ve öğretmeni öğretmen olarak geliştirip öğretmenin  ara sokaklarda kaybolmasını engellemiş olacağız . Sahada alan için çabalayan öğretmen tükenmeden ve esas öğrenmesi gerekenlere  odaklanarak  gelecek . Bu çok büyük bir  kazanımdır.

Unutmayalım, her iş mutfağında öğrenilir. Öğretmenlik yaşanarak öğrenilir. Kaybedecek bir çocuğumuz, feda edecek bir öğretmenimiz yok. O halde en iyi öğretmen KPSS kurslarında değil okulda yetişir; öğretmen , öğretmenliği  okulda öğrenir ve  okuldan seçilir. Atanmak için boş bilgi ezberleyeceğine sahada yetişir, işin içinde yaşayarak öğrenir. Kendini kabul ettirmek için enerjisini, vaktini doğru yere harcar. Bu arada en azından “ders ücreti” ödenir, tam olmasa da kendi idamesini   sağlar. Bu durumun öğretmen yetiştirilmesine daha önemli, olumlu katkıları olur. Bizim derdimiz eğitimimiz, çocuklarımız, öğretmenlerimiz… O halde diyeceğimiz şudur:

 

ÖĞRETMEN KPSS KURSLARINDA DEĞİL, OKULDA YETİŞİR.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)