adscode
adscode
adscode
adscode

Pembe Yalanımız "Çocuğunuz Zeki Ama Çalışmıyor"

Çocuklarımızın çok zeki olmasını, çok başarılı olmasını, her alanda bir numara olmasını isteriz, arzularız.

gurbetduymus@gmail.com

Çocuklarımızın çok zeki olmasını, çok başarılı olmasını, her alanda bir numara olmasını isteriz, arzularız. Ama neye göre zeki, neye göre başarılı? Zeki olmak ne demektir?

Bütün matematik sorularını doğru çözüp  bir “merhaba” demeyi bilememek mi?

Fen sorularını harika yapıp, bütün yazılılardan “100” almak mı?

Maalesef böyle düşünüyoruz zekayı , başarıyı.

Oysaki çocuk matematiği yapamayabilir, fen’i anlamayabilir, dilbilgisi kurallarını öğrenemeyebilir. Bu o çocuğun zekasından şüphe duyma nedeni mi olmalıdır? Maalesef  bizim toplumumuzda böyle… Çocuk hep başarılı olmak zorunda, eskiden çocuklar kendi çabalarıyla başarılıydı; şimdi anne, baba, tüm cemaatin desteği ile topyekun başarılı olma, başarılı kılma harekatları düzenleniyor. Bilgi çocuğun üzerine adeta boca ediliyor. Eskiden “Adam olacak çocuk kundaktaki duruşundan belli olur.” diye bir söz vardı; iyi kötü okumayacak çocuklar fark edilir ve zorlanmazdı, işe verilir meslek öğretilirdi. İlla da okumak zorunda diye bir kural yoktu. Akademik yatkınlığı olan çocuklar okurdu, diğer çocuklar ise yetenekleri ve yeterliliklerine göre işe güce koşulur, ona göre de yetişirdi.

Şimdi herkes ama herkes  , okumak zorunda. Yapabilecek olan da okuyacak, yapamayan da okuyacak. Çocuk okulda matematiği anlamıyor, fen’i anlamıyor, dilbilgisini öğrenemiyor, öğrenmek istemiyor veya sevmiyor bunları ama ”Hayır, öğretmenler anlatamıyor, öğretmenler öğretemiyor.” Hop, çocuk etüd merkezine gidiyor. Orada da olmuyor. “Zaten öğretmen yapamadı.” Oradan özel derse geçiliyor; bir öğretmen, iki öğretmen, üç öğretmen değişiyor ama çocuk değişmiyor. Ama asla “Çocukta yatkınlık yok!” denilmiyor. Varsa yoksa  “Öğretmen anlatamadı, öğretmen öğretemedi.”

 

Neden böye oluyor? Çünkü biz akademik başarıyı her şeyden üstün görüyoruz. Sanata, edebiyata, müziğe yatkınlığa değer vermiyoruz. Bu yönlerini ön plana çıkarmaya çalışmıyoruz çocukların.

Çocuk iletişim, insan olma becerisinden yoksun, mutsuz, kendiyle barışık değilse Harvard mezunu olmuş, Boğaziçi, ODTÜ mezunu olmuş ne çıkar?

Bir de şöyle bir gerçeklik var, eskiden üniversite mezuniyeti iş kapısı, ekmek kapısı demekti. Şimdi üniversite mezuniyeti iş için yeterli değil, milyonlara varan işsiz üniversite mezunumuz var. Üniversiteyi bitirmek marifet değil, belli biri birikim ve donanıma sahip olarak ilerlemek önemli. Fark yaratıp, farkını ortaya koymak önemli, bu maalesef bir tek akademik zekayla olmuyor; duygusal, sezgisel, sosyal zekanın da gelişmiş olması gerekiyor. Ama biz akademik zekayı merkeze almışız, diğerlerine asla ve kat’a alan açmıyoruz.

İşte bu yüzden Tıp kazanıp, sonra mutsuz olacağını, yeniden başlayacağını düşünen çocuklara destek olan ailelere saygı duyuyorum; çocuğun akademik çalışma odaklı okullarda başarısız olacağını düşünüp, çocuğunu müzik, bale ve sanata yönlendiren ailelere sempati duyuyorum.

Bir gerçeklik var; öğretmen çocuğun akademik anlamda başarısız olacağını; fen’i, matematiği,

 

dilbilgisini yapamayacağını söylediğinde yetersizlikle suçlanıyor; veli hırpalıyor öğretmeni, çoğunlukla sözle bazen de şiddete varıyor olay. Fiziksel şiddet, duygusal şiddet, grup baskısı…

Öğretmen de pembe bir yalana başvuruyor: “ÇOCUĞUNUZ ZEKİ AMA ÇALIŞMIYOR .Oysa gerçek bambaşka… Çocuk ne kitap okuyor, ne okuduğunu anlıyor, ne de yorum yapabiliyor. Ve de başarısız oluyor. Ama sorun hep öğretmende düğümleniyor, öğretmenmiş gibi görülüyor.

 

Öğretmen çaresiz: “ÇOCUĞUNUZ ZEKİ AMA ÇALIŞMIYOR.”

 

 

(Herkes okumak zorunda değil diyoruz evet ama bu çocuklara sunduğumuz  alternatiflerimiz de sınırlı

Alternatifini bilmeyen anne baba, bürokratik Osmanlı'dan beri yüzyıllardır kurtuluş için tek çareyi okumak olarak gören bir toplumsal zihinle yetiştirmek istiyor çocuğunu, o da haklı.

BAKANIMIZ ZİYA SELÇUK’a çevirdik gözlerimizi   alternatif çözümleri destekliyor ,  şu ana kadar olanları alkışlıyor ve devamını bekliyoruz. Doğru çözüm yollarını bulduğumuzda veya seçenekler sunduğumuzda ,   o alternatiflerden kendine uygun olanlarından birini  seçecek pek çok aile çıkar, halkımız pragmatiktir, kendisine faydası dokunacak yolu çabuk bulur diye düşünüyorum.

Yani aileler de yanlış  davranıyor ,  çocuğunun  kapasitesini ölçemiyor ama talebinde kendince haklı . Onlara da alternatif sunmak gerekiyor, bu da MEB'in işi,  çalışmaların adım adım yapıldığını görüyor   ve   bekliyoruz .)

 

 

 

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    2 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (2)